“‘Darbe’ lügatimizden çıkmalı”

Konya Aydınlar Ocağı’nda darbeleri masaya yatıran Dr. Öğretim Görevlisi Halil İbrahim Çelik, “Ordumuz görevini yapsın, siyasetçiler görevini yapsın, yargı görevini yapsın. Ve herşey normal, şeffaf olarak gerçekleşip darbe lügatimizden çıksın” dedi. Konya Aydınlar Ocağı’nın bu haftaki Selçuklu Salı Sohbetleri’nde, “Talat Aydemir, 28 Şubat ve Darbelerde Dış Güçlerin Etkisi” konuşulacak. Türkiye’de Darbeler Tarihi üzerine Osmanlı’dan başlamak üzere akademik araştırmalar yaptığını ifade eden NEÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fak. Tarih Bölümü Dr. Öğretim Görevlisi Halil İbrahim Çelik, tarih okumanın insanlığın ömrünü geriye doğru uzatan bir etkinlik olduğunu, tarihi doğru anlamak için insanların geçmişte yaşadıkları hüzünleri ya da sevinçleri öğrenmesi gerektiğini söyledi. Şubat ayının da Türk-İslam tarihi açısından hüzünlerle dolu olduğunu ve 26 Şubat 1992’de, Ermeni-Azeri çatışmasında Ermeni çetelerinin Hocalı’da sivilleri katlettiklerini hatırlatarak “Azerbaycan-Hocalı’da Ermeni çeteleri tarafından şehit edilen kardeşlerimizi rahmetle anıyor, saygıyla yâd ediyorum” dedi. Şubat ayındaki bir diğer olayın da 1962’de Başlayıp 1963’ün sonuna kadar devam eden Talat Aydemir’in bir cunta girişimi olduğunu kaydeden Çelik, diğer olayın da “kültürel ve sosyal etkileri halen devam eden 28 Şubat silahsız darbe girişimi” olduğunu söyledi.

Vatan Kavramıyla Bilinçlenmeliyiz

Darbelerin basına yansıma ilişkileri ile darbelerin başlangıcından nihayete erdiği süreçte ABD, Almanya ve İngiltere etkilerine de sohbetinde değinen Çelik, “Türkiye olarak biz 20.yüzyıla nasıl girdiysek 21.yüzyıla da aynı giriyoruz. 1910’dan itibaren beka meselesi, varlık-yokluk mücadelesi, dışarda yaşanan önemli savaşlar, kimlik tercihi ve bölünme endişesi idi. 21.yüzyılın ilk çeyreğinde karşılaştığımız sorunlar da geçmişte yaşanan benzer sorunlara ve haklı nedenlere dayanan endişelerdir. Birlik ve beraberliğin ne olduğunu, vatan kavramının ne olduğunu tamda bu günlerde daha çok konuşmalı, üzerinde daha çok bilinç oluşturmamız gerekiyor.” dedi.

“Türkiye’yi Türklere bırakmıyorlar”

Darbeyi “Asker ve sivil bürokrasinin meşru anayasal hükümetleri silah zoruyla kendi çıkarlarını korumak için değiştirmek amacıyla hukuksuz güç kullanması” şeklinde tarif eden Çelik, dış etkilerin ise 1850’lerden itibaren gerçekleştiğini ve batı basınında yaygın kullanılan İngiliz başbakanlarından birine atfedilen şu sözü hatırlattı: “Türkiye Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir ülkedir.” Çelik, Osmanlı’da darbe teşebbüslerinin iç dinamiklerden kaynaklandığını ifade ederek 1850’deki Kuleli Vakasından itibaren de batı etkisi (bürokratik darbe)görülmeye başlandığına işaret etti. 1876’da Sultan Abdülaziz’e bir darbe girişimi olduğunu ve II. Abdülhamid’e defalarca darbe teşebbüsünde bulunulduğunu ve 31 Mart Vakasında tahtan indirildiğini belirten Çelik, Cumhuriyet’in ilk yıllarında darbelerle karşılaşılmadığını ve 1960’tan itibaren tekrar darbelerin yaşandığını, Talat Aydemir vakası dahil 27 Mayıs ve 12 Eylül askeri darbesi ile içinde ordu, basın, STK’lar ve işverenlerinde dahil olduğu 28 Şubat ve 15 Temmuz darbelerinde dış etkilerin de görüldüğünü söyledi.

İngiltere’de neden “Genç İngilizler” olmaz ki…

Tarihçi Çelik, darbe dönemlerinde dünyada “Genç Türkler, Genç İtalyanlar, Genç Polanyalılar, Genç Tunuslular, Genç Buharalılar” diye hareketler olduğunu fakat İngiltere’de her nedense “Genç İngilizler”, “İngiliz Genç Subaylar” diye bir kıpırdanma ve hareket görülmediğine dikkati çekerek “Darbenin iyisi kötüsü yoktur. Hükümeti değiştirmenin yöntemleri demokratik ülkelerde bellidir. Darbeler, ülkelerde ekonomik olarak büyük kırılmalara, finansal problemlere, ve ülkelerin normal koşullarda hiç alamayacakları uluslararası kararları almalarına neden olur. Nitekim 1980 öncesi NATO’nun askerî kanadından ayrılan Yunanistan, 80 Darbesinden sonra sessiz sedasız Türkiye, Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına tekrar dönmesine onay verdi” dedi.

Çelik, sözlerine “Ordumuz görevini yapsın, siyasetçiler görevini, yargı görevini yapsın. Ve herşey normal, şeffaf olarak gerçekleşip darbenin lügatimizden çıktığı, sadece tarihçilerin konuştuğu, ama bu coğrafyada yaşıyorsak dış etkilere karşı dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyoruz” diye son verdi.

“28 Şubat’ın acısı ve sızısı hâlâ yüreğimde”

İl Halk Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen sohbetin soru-cevap kısmında söz alan 28 Şubat başörtüsü mağduru bir hanım öğretmen ise, 16 yıl çok sevdiği öğretmenlik mesleğini bırakmak zorunda kaldığını, 6 yıl sonra tekrar atandığını belirterek “16 yıllık süreç acılarla ve ıstıraplarla dolu. Maalesef mağduriyetimiz ve o acılar hâlâ giderilmediği için onun acısını, sızısını derinden yüreğimde hissetmeye hâlâ devam ediyorum” dedi. Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, günün hediyesi olan Büyük Selçuklu Mirası” adlı kitabı Dr. Halil İbrahim Çelik’e hediye etti.

Yorum Yok

Bir yorum yaz
Henüz yorum yok

Yorum yazan ilk kişi olabilirsiniz.

Yorum Yaz

tüm yorumlar