Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan BM'ye sert sözler

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle;

Öncelikle ödüle layık görülen tüm bilim insanlarımızı gayretleri için kutluyor kendilerine şahsım ülkem ve milletim adına en kalbi teşekkürlerimi sunuyorum.Bilim hayatlarının daha başındayken hem üniversitelerine hem ailelerine böyle güzel iftihar tabloları yaşattıkları için teşekkür ediyorum.TÜBİTAK ve TÜBA'yı ülkemizi bilimsel araştırma havuzunu genişlettikleri için tebrik ediyorum.Bu yıl milli akademimiz tarafından 3 farklı alanda 47 ödül belirlendi. TÜBA tarafından ödüllendirilen bilim adamı sayısı 688'e yükseldi.

2019 YILINI FUAT SEZGİN YILI İLAN ETTİK

2019 yılını ülkemiz genelinde Fuat Sezgin yılı ilan ettik. Kültür ve medeniyet kökleriyle manevi hazinelerinden kopup yürüyen bilimsel çalışmaların eksik ve kopuk kalacağını unutmayalım. Asırlardır farklı kültür, medeniyet ve inançları buluşturmuş bir coğrafyanın kavşak noktasında bulunuyoruz. İnsanlık tarihine yön veren pek çok keşfin ilk nüvelerinin oluşturulduğu bir maziye sahibiz.Ülkemizi geleceğe çok güçlü şekilde taşıyacak birikim milli hazinemizde bulunuyor. Ancak bu hazinenin kapağını açıp istifade edemiyorduk. İslam coğrafyası son dönemde o büyük oyunun malzemesi yapıldı. Kaynakları sömürüldü, sınırları yeniden çizilmiştir. Yeni küresel sistem İslam alemini çeperlere itmiştir. Bu yeni sistemde Müslümanlara ne kendi gelecekleri ne de insanlığın ortak geleceği hakkında söz tanınmamıştır. 

BM'YE SERT ELEŞTİRİLER

Dünya 5'ten büyüktür. 194 üye var. 15 geçici üyenin hiçbir değeri var mı? Yok. Hani adalet üzerine kurulmuştu? Birleşmiş Milletler ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden adalet diye bir şey aramayın, yok böyle bir şey.

Türkiye bilhassa son 16 yıldaki hamlelerle bağımlılık gömleğini parçalamıştır. Ekonomiyle birlikte sanayi, ulaşım ve teknolojide çok büyük mesafe kat etmiştir. İşte 16 yıl önce savunma sanayimizin sağladığı imkan yüzde 20'lerdeyken bugün yüzde 65'e tırmandı. Şu anda artık hem ülkemin, hem de ihracatla kendi ayakları üzerinde duran savunma sanayi var. Tüm bunları sessiz devrimlerle başardık.

Ülkemizin başarısının gerisinde ilmi çalışmaların önün açması, bilim insanlarını desteklemesi yatıyor. Bir dönem darbecilerin, cuntacıların, vesayet güçlerinin adeta eşik bekçisi gibi görülen üniversitelerimin reformlarla değişim yaşadı. İlk defa bizim dönemimizde ilim üretim merkezleri haline geldi. Açık ve net söylüyorum, kapısına ikna odalarının kurulduğu üniversitelerden ne bilim çıkar, ne alim çıkar. Öğrencilerin yetişmesiyle değil de başörtüsüyle, sakalıyla uğraşan üniversitenin ne ülkeye ne millete faydası olur. Öğrencilerin vakitlerini laboratuvar yerine kavgalarla geçirdiği üniversitelerde Fuat Sezginler, Aziz Sancarlar hayat bulamaz. Özgürlüğün olmadığı yerde özgünlük de olmaz.

Son 16 yılda sadece ekonomide, diplomaside değil, üniversitelerin özgürleşmesinde önemli adımlar attık. O yasakçı, hizipçi anlayıştan kurtarmak için uzun çaba harcadık. Atılan adımlar sayesinde üniversitelerimiz bilim ve akademik çalışmalar yapılacak imkanlara kavuştu.  

TÜM BUNLARI SESSİZ DEVRİMLE BAŞARDIK

Türkiye bilhassa son 16 yıldaki hamlelerle bağımlılık gömleğini parçalamıştır. Ekonomiyle birlikte sanayi, ulaşım ve teknolojide çok büyük mesafe kat etmiştir. İşte 16 yıl önce savunma sanayimizin sağladığı imkan yüzde 20'lerdeyken bugün yüzde 65'e tırmandı. Şu anda artık hem ülkemin, hem de ihracatla kendi ayakları üzerinde duran savunma sanayi var. Tüm bunları sessiz devrimlerle başardık. Ülkemizin başarısının gerisinde ilmi çalışmaların önün açması, bilim insanlarını desteklemesi yatıyor. Bir dönem darbecilerin, cuntacıların, vesayet güçlerinin adeta eşik bekçisi gibi görülen üniversitelerimin reformlarla değişim yaşadı. İlk defa bizim dönemimizde ilim üretim merkezleri haline geldi. Açık ve net söylüyorum, kapısına ikna odalarının kurulduğu üniversitelerden ne bilim çıkar, ne alim çıkar. Öğrencilerin yetişmesiyle değil de başörtüsüyle, sakalıyla uğraşan üniversitenin ne ülkeye ne millete faydası olur. Öğrencilerin vakitlerini laboratuvar yerine kavgalarla geçirdiği üniversitelerde Fuat Sezginler, Aziz Sancarlar hayat bulamaz. Özgürlüğün olmadığı yerde özgünlük de olmaz.

Son 16 yılda sadece ekonomide, diplomaside değil, üniversitelerin özgürleşmesinde önemli adımlar attık. O yasakçı, hizipçi anlayıştan kurtarmak için uzun çaba harcadık. Atılan adımlar sayesinde üniversitelerimiz bilim ve akademik çalışmalar yapılacak imkanlara kavuştu. 

Yorum Yok

Bir yorum yaz
Henüz yorum yok

Yorum yazan ilk kişi olabilirsiniz.

Yorum Yaz

tüm yorumlar