Havalar ısındı keneye dikkat

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sıkça rastladığımız Kırım Kongo Ateşi hastalığı ile ilgili bilinmesi gerekenleri siz okuyucularımız için uzmanlarına sorduk. Uzmanlar, hastalığın belirtileri ve sonrasında nelerin yapılabileceği hakkında bilgi verdi.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı ilk olarak 1944'te Kırım'da tanımlanmış ve Kırım kanamalı ateşi adı verilmiştir. KKKA Avrupa, Asya ve Afrika'nın büyük bölümlerine hızla yayılırken; Türkiye'de ise ilk kez 2002 yılında rastlandı.  Rasyonel Haber Gazetesi olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nedir? Belirtileri ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri uzmanlarına sorduk. Meram Eğitim Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doktor Arzu Tarakçı Arıbaş, KKKA vakalarının kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak bahar ve yaz aylarında görüldüğünü söyledi. Arıbaş, ilk olarak Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının keneler tarafından taşınan bir virüs olduğunu belirterek, belirtilerinin ise; ateş, halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanamalar ile ölümcül seyredebilen bir enfeksiyon olduğuna dikkat çekti.

İLK KEZ 2002'DE GÖRÜLDÜ

“Hastalığa ülkemizde ilk olarak 2002 yılında rastlanmış ve 2003 yılında kesin tanısı konmuştur” diyen Arıbaş, "KKKA vakaları, ülkemizde bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Çünkü hastalığın bulaştırıcısı olan keneler bu mevsimde aktifleşmektedir. Kenelerin yoğun olarak bulunduğu yerler özellikle hayvancılığın yapıldığı; orman kenarı parçalı arazi yapısına sahip çalı ve çırpılı alanlar ile otlakların bulunduğu yerlerdir. Hastalık ülkemizde taşıyıcı kene türünün coğrafik dağılımı ile uyumlu görülmektedir. Çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşmaktadır" dedi. Hastalığın ülkemizde başlıca etkeni kenenin tutunması ya da kene ile temas sonucunda bulaştığını söyleyen Arıbaş, "Ayrıca hasta insan ve hayvanların kan, doku, vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabilmektedir" diye konuştu.  

KORUYUCU AŞI BULUNMAMAKTADIR

Hastalığın belirtileri hakkında da bilgi veren Arıbaş, "Hastalığın belirtileri yüksek ateş, baş ağrısı, yoğun halsizlik, kollarda ve bacaklarda şiddetli ağrı, bazen kusma, karın ağrısı veya ishal, yüzde kızarıklık ilerleyen safhada vücudun değişik yerlerinde kanamalar, gövde, kol ve bacaklarda morluklar, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülebilmektedir. Bugün için hastalıktan korunmaya yönelik etkin bir aşı bulunmamaktadır. Ülkemizde aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Maalesef etkene yönelik bir ilaç tedavisi de olmayıp tedavinin esasını destek tedavisi oluşturmaktadır. Bu nedenle hastalıktan korunma önlemlerine azami dikkat edilmesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı.

DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Hastalığa yakalanmamak için önemli tedbirlerin alınması gerektiğini dile getiren Arıbaş, "Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır.

Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır" dedi.

HEKİME MÜRACAAT EDİLMELİ

"Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler" diyen Arıbaş, "Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske) ile almalıdır. Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler. Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır" diye konuştu. Haber: Fatih ERSOY

 

Yorum Yok

Bir yorum yaz
Henüz yorum yok

Yorum yazan ilk kişi olabilirsiniz.

Yorum Yaz

tüm yorumlar