Hayata başkaldıran kadın

İlmek ilmek elleriyle dokuduğu taş duvarları gözyaşlarıyla ören, Havva Büyükkoyuncu, Silleye kimliğini kazandıran ilk kadın patron. Kadınların dışarı bile çıkamadığı dönemde büyük cesaret örneği göstererek kendi işini kuran Büyükkoyuncu, hikayesini gözyaşlarıyla anlattı. Hayatın tüm zor şartlarına başkaldıran bir kadın; Havva Büyükkoyuncu… Çevreden gelen tüm baskılara rağmen, çalışkanlığı, samimiyeti ve dürüstlüğüyle dişini tırnağına takarak bugünlere kadar geldi. 400 yıllık evinin kapısını hizmete açarak tarihi Sille’nin ilk kadın işletmecisi olarak namını Konya’ya duyuran Havva Teyze, o zamanda yapılan tüm eleştirilere ve çalışan kadına kötü gözle bakılmasına rağmen yılmadan çalışmaya devam ettiğini söyledi. 3 çocuğu olan Büyükkoyuncu, şoförlük yapan eşine destek olmanın yanında, insanlara yardım etmeninde bir meziyet olduğunu ifade etti. Eski dönemlerde maddi sıkıntılarla baş etmeye çalıştıklarını belirten Büyükkoyuncu, “Rabbimin isteğiyle girdiğim bu yolda oldukça zor dönemlerden geçtim. Öyle zamanlar oldu ki hem ağladım hem bulaşık yıkadım. Bu işte sabırlı olmak lazım. Bizlere Peygamber Efendimizin (S.A.V.) sabrından sabır, Hz. Mevlana’nın hoşgörüsünden de hoşgörü lazım. Yoksa hiçbir işimizi yapamayız” dedi.

ÇALIŞANA ALLAH VERİR

Hiçbir zaman zengin olamadıklarını ifade eden Büyükkoyuncu, Eskiden herkeste yoksulluk vardı. O zamanlar ihtiyaçlarımızı gidermek oldukça güçtü. Sadece eşimin çalışmasıyla 3 çocuğumuza bakamıyorduk. Buna rağmen her zaman şükrediyorduk, inancımızda tamdı. Çalışana Allah verir diyerek bu yola girdim. İlk olarak Sille Konak’ının bahçesinde ki arsayı satın aldık ve oraya sadece piknik yapmak için yazları gidip geliyorduk. Ben ve kızım gözleme yaparken yoldan geçenlere canları çekmesin diye ve Allah rızası için gözlemelerimizden ikram ederdik. İlk defa o zaman başladık ve üç beş kuruş kazanarak girdik bu yola, daha sonradan hemen arkadaki konağı satın aldık. Böylece işi de büyütmeye başlamış olduk” şeklinde konuştu.    

ELİ BOL OLANIN YOLU AÇIK OLUR

İlk başta eşi ve ailesinin destek vermediğini belirten Büyükkoyuncu, “Her zaman çalışmayı seven, güler yüzlü biri olmuşumdur. Üstelik memleketimi de çok seven bir vatandaşım. Sille Konya’nın ve Türkiye’nin en eski yerleşim yerlerinden biri. Turistleri ağırlayarak Silleyi tanıtmak ve gelen konukları memnun etme fikrinden hiç vazgeçmedim. Sık sık turistler geziye gelirlerdi ama konaklayabilecekleri yer yoktu ve gelen misafirleri burada yatırdım. Üniversite öğrencileri gelirdi, onları eve alır yedirir, içirir, sıcak tutardım” diye konuştu. Eskiye nazaran Sille’nin değerinin daha az bilindiğini sözlerine ekleyen Büyükkoyuncu, “Eskiden çok fazla turist ve misafir gelirdi şimdilerde o kadar gelmiyorlar maalesef. Benim çok hoşuma giderdi misafir ağırlamak, hala çok severim. Eli bol olanın yolu açık olur, Allah sofrasını bereketlendirir” diye belirtti.

ZİYARETİMİZE GELSİNLER

1995’den bu yana Sille’de olduklarını ifade eden Büyükkoyuncu, “Eski dönemde Turizm Bakanı gelir bize ziyarette bulunurdu. Şimdi ki bakanların bizim gibi gariplerle işi olmuyor. Belediye Başkanlığından, Turizm Bakanlığında ve Anıtlar Kurulundan hep ziyaretçimiz olurdu. Hepsi bizi sever ve desteklerdi. Buranın kıymeti bilinirdi. Üstelik o zamanlar yollar bugünkü gibi düzgün bile değildi, çamura bata çıka gelir, misafirim olurlardı” dedi. Sile ve tarih sevgisinin hep içinde olduğunu söyleyen Büyükkoyuncu, “Konağın ismi koyulacağı zaman çok fazla isim seçeneği vardı. Eşimden ve çocuklardan farklı ve güzel isimler gelmişti ama bizim Sille’yi tanıtmaya ihtiyacımız olduğunu söyledim. Sonunda ‘Sille Konak’ olmasına karar verdik” ifadelerini kullandı.

HİÇ BİR ZAMAN ERİNMEDİM, GÜCENMEDİM

Çıktığı yolda hiçbir zaman pes etmeyeceğinin altını çizen Büyükkoyuncu, ilk zamanlar kadın olarak çalıştığı için sülalesinde büyük tepkiler gördüğünü ve kendisini istemeyenlerin olduğunu belirtti. Oldukça fazla şiddete maruz kaldığını ve dayak yediğini sözlerine ekleyen Büyükkoyuncu, “Her şeye rağmen her sabah hazırlanıp eşimle çocuğumla, iş başı yaptım, üstelik eşimin defalarca gelme demesine rağmen. Hiçbir zaman erinmedim, işime gücenmedim. Çevremizde ki insanlar buraya para mı verilir, işletemezsiniz demesine rağmen Sillemizin tarihine sahip çıkmayı vazifemiz olarak gördük” şeklinde konuştu.

DUVARLARDA GÖZYAŞLARIM VAR

Yola çıkarken her türlü şeyi göze alarak çıktığını ifade eden Büyükkoyuncu, “Konya’da kadın olmanın çok zor olduğu dönemde ben ellerimle, tüm zorluklara göğüs gerdim. Bu duvarların, taşların her bir yerinde emeğim ve gözyaşlarım var. Ne olursa olsun yorulmayacaksın, öf demeyeceksin. Öf demek zaten şeytandan gelir ve hiçbir zaman yeter bıktım da demeyeceksin” dedi. Hukuki zorluklarla çok karşılaştığını vurgulayan Büyükkoyuncu, “Her zaman parası olana daha çok iltimas ediliyor. Bizim gibi garipleri kim ne yapsın dimi. Yıllardır bakımını yaptığım, ilgilendiğim ve Sille Konağın hemen yan tarafında ki yer hazineye devredilince, ihaleye çıkarıldı. İhale sonucunda ise kaybettim ama kimse benim için demedi ki; sen yıllardın oraya sahip çıktın diye. Şimdi zengin biri geldi oraya kondu, beton binayı da dikti. Sillemin tarihini berbat ediyorlar. Ne diyebilirim ki zenginin parası varsa benimde Allah’ım var” diye konuştu.

ANNELER GÜNÜNDE HATIRLASINLAR

Sille ve Konya için her zaman en iyisini yapacağını söyleyen Büyükkoyuncu’nun tek isteği eskiden olduğu gibi Sille’nin hak ettiği değeri görmesini sağlamak. Kendisi için tek isteğinin ise sadece anneler gününde hatırlanmak olduğunu belirten Büyükkoyuncu, “Eskiden siyasi büyüklerimiz olsun, hal hatır soran sevdiklerim olsun gelir elimi öpüp duamı alırlardı. Ben hepsinin annesiydim ve hala öyleyim. Anneler gününde yanıma gelip elimi öpsünler başka hiçbir isteğim yok. Silleyi bir kimliğe kavuşturdum evet, bunun hatırına en azından kapımı aşındırsınlar” dedi. Haber: Sena Tuncer

Yorum Yok

Bir yorum yaz
Henüz yorum yok

Yorum yazan ilk kişi olabilirsiniz.

Yorum Yaz

tüm yorumlar