İNSANIN EN İYİ EĞİTİCİSİ KENDİSİDİR

Röportaj: Sena Tuncer –Emine Gıynaş
Konya FM Radyo Sunucusu Diksiyon ve İletişim Uzmanı İhsan Genç, Rasyonel Haber Gazetesinin
sorularını yanıtladı. “İnsanın en iyi eğiticisi kendisidir” diyen Genç, “İnsan bir işin olmasını istiyorsa
kendini o konuda geliştirmelidir” diye konuştu.
Konya’da sevilen ve bilinen bir radyocu aynı zamanda diksiyon eğitimcisisiniz. Bize biraz
eğitiminizden bahseder misiniz? Bu yola nasıl çıktınız?

Ben çok şanslı bir insanım. Allah bana çok sevdiğim iki mesleği nasip etti. Birincisi radyoprogramcılığı ve ikincisi de edebiyat öğretmenliği. Okuduğum bölüm Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimleröğretmenliği. Tabi yan dal olarak Edebiyat Öğretmenliği yaptım ve ben okurken aynı zamanda radyoprogramcılığı yapıyordum. 2006’da üniversiteden mezun olduktan sonra iki yıl devlette vekilöğretmen olarak görev yaptım. Daha sonra kısa dönem askerliğim oldu. Askerlikten sonra 1 buçuk yılkadar dershane öğretmenliği yaptım. Bu aralarda da radyodan kopamadım. Dolaylı yoldan olsa da hepradyoya bağlı kalmaya çalıştım. 2010’da aralık ayrında bir vesile ile ‘Gezen Bilir’ adlı bir programabaşladım. Benim için hayatımın ikinci dönüm noktası oldu bu program. Gezen Bilir adlı programımKon TV’de Cuma akşamları 20.50’de yayınlanmaya başlıyor. Bu program sayesinde Anadolu’nun herbir köşesini gezme imkânı yakaladım. Bunun yanında Meslek Edindirme Kurslarında (KOMEK)Diksiyon eğitimi üzerine ders veriyorum. Halen devam etmekte olan Cuma günleri haricinde 5 – 7arası yaptığım bir program var. İş çıkış saatlerindehareketli trafik saatlerine uygun bir program yapıyorum. Cumartesi – Pazar akşamları vazgeçilmezim ve radyoya ilk başladığım programım ‘DuyguYağmuru’ şiir programım var. Stüdyo Konya Adlı TV – Radyo ortak yayınımız var.


DİKSİYON İNSANIN DIŞ ELBİSESİ GİBİDİR
Diksiyon ve beden dilinin hayati bir önem taşıdığı söylenir. Doğru mudur? Bu konu hakkında ne
söyleyebilirsiniz?

İnsanlar görüntüsüyle ağırlanır ve düşünceleriyle uğurlanır diye bir tez vardır. Düşünceyi ve fikri bizkarşımızdakine nasıl iletiriz? Elbette ki konuşarak, peki kendimizi iyi ifade edemezsek, ya da aslında çok iyi ifade eden bir insanızdır da kendimizi anlatırken kullandığımız sözcüklerin seçiminden, vurgu ve tonlamalarına kadar bunun doğru yapamazsak amacımıza ulaşamamış oluruz. Diksiyon insanın dış elbisesi gibidir. Elbiselerimiz vücudumuzu nasıl kapatıyorsa diksiyonda birçok kusurumuzu kapatan bir giysimiz gibidir. İlk olarak diksiyon doğru ve güzel konuşmadır. Sosyal hayata dahil olan insanlar, kendinden alttakiler ve kendinden üsttekileri ile anlaşabilmeleri için dili kullanmaları gerekiyor. Burada hem dilin zenginliklerini kullanmak hem de diksiyonunu iyi kullanmak önemli olan. Diksiyonun tam tanımını yapacak olursak, belirli başlı eğitim sürecinden geçerek, sesimizi ve tonlamalarımızı düzelttiğimiz bir süreçtir. Bazı problemli kişiler vardır ki bunların sıkıntıları vücut anatomileri ile ilgili olduğu için cerrahi müdahale ve terapi ile çözülebilecek problemlerdir. Bunlar için doğal olarak doktora veya diksiyon kurlarına başvurmak gerekir. Bazılarının da ağız içinde ki fonetikle alakalı olabiliyor. Biz eğitim vereceğimiz zaman ilk olarak telaffuzun nasıl yapılacağını öğretiyoruz. Çünkü doğru telaffuzu kullanmayan kişi doğru konuşuyor olmaz. Önce o insanın söyleyiş kurallarını öğrenmesi lazım. Bizim baz aldığımız Türkçe, İstanbul Türkçesidir. Bilinenin aksine Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil değildir. Yani evet diksiyon ve beden dili hayati önem taşır ve kişilerin diksiyonlarında ki sıkıntıları gidermeleri hayatlarını kolaylaştıracaktır Diksiyonun yaşantımızda önemli bir yeri olduğunu söyledik. Bu işin eğitimini almış kişiler bunu tabiî ki de iyi bilmektedir.

Peki, eğitim almayanlar için neler önerirsiniz?
Halk arasında sesli kitap okuyun diye yanlış bir algı var. Sesli kitap okuyunca diksiyonun düzeltileceği
düşünülüyor. Aslında aynı kelime sürekli olarak aynı şekilde okunursa nasıl diksiyon ve telaffuzda düzelme olabilir ki? Zaten yanlış kullanmış oluyorum. Bunun için diksiyon uzmanları var. Alanındauzman kişilerden alabilecekleri yardımlar var. Gerek halk eğitimlerde gerek KOMEK’te gerekse bazı  özel kurslarda bu dersleri alarak konuşmalarını düzeltebilirler.
DİL NANKÖRDÜR
Konya’ya has bir şive var ve Konyalı halkın geneli bu şekilde konuşuyor. Konuşma tarzını
değiştirmek isteyen Konya halkı kursa gitmek haricinde neler yapmalı?

Dili kullanırken çevre çok önemli. Kişiler konuşurken yanındakileri örnek alıyor. Bu yüzdendiksiyonunu düzeltmek isteyen biri düzgün diksiyona sahip kişilerle muhatap olmalı. En azından konuşması düzelene kadar yanında ki kişilere dikkat etmeli. Düzelttikten sonra problem olmaz ama dil nankördür sürekli olarak diksiyonunu düzeltecek çalışmalar yapmalı. Bunun için sesiniz kaydedebilirsiniz, şiire ilginiz varsa şiir okuyabilirsiniz. Konuşmaya meraklı iseniz konuşma yaparak, hitabetinizi güçlendirmek için nutuk atarak çalışabilirsiniz. Yani yanlışlarınızı fark ederek ve düzeltmeye çalışarak diksiyonda düzelmeler olabilir.


Diksiyonun yanında beden dili de çok önemli. Birbirlerini tamamlayan iki olgudur. Siyasetçiler,
spikerler, öğretmenler olsun, hitap ederken hem diksiyon olarak hem de beden dili olarak
kullandıkları yöntemler nelerdir?

Beden dili konusunda şunu söylemek lazım. İnsanların oturuşu, duruşu, hareketleri, jest ve mimikleri,vücut hareketleri gibi tüm bu davranışların anlamları var. Bu noktada insanlara neler tavsiye edilebilir diye soracak olursanız, diksiyon ve beden dilinde uzman olan kişilerden yardım alınmalıdır. Bu önemli bir hadisedir. Özellikle topluluk önünde konuşan insanlar için oldukça önemlidir. Özellikle öğretmenlerimiz, kesinlikle diksiyon ve beden dili dersi almaları lazımdır. Kendini eğiten bir insan olabilmekten geçer bunun yolu.
Diksiyon ve beden dili eğitimi almak isteyen kişinin vakti veya maddi durumu olmayabiliyor.
Böyle bir durumda ne önerirsiniz? 

Beden dili konusunda kitaplar bulunuyor. Yüzde yüz işe yaramasa da yüzde 10 faydasını görebilirler. Özellikle beden dili ve diksiyon gibi konularda uygulama olmadan yüksek başarıya ulaşılması güçtür. Uygulama yüzde 90 fayda sağlarken kitaptan alınan eğitim ile yüzde 10 fayda görürler. Şöyle bir örnek vermek gerekirse, bizim hiç ilkokul, ortaokul, lise ve hatta üniversite de okumamıza gerek yok. Her şeyi kitaplardan öğrenebiliyorsak vakit harcamanın bir anlamı yok. Ama tabi bu durum böyle değil. Bir eğitim öğretim ortamı içinde öğrenmek ile kendimizce öğrenmek arasında çok fark var.
İNSANLARIN DİLİ KULLANABİLMESİ LAZIM
Bazı insanlar var ki saatlerce onu dinlesek bile sıkılmayız. Bazıları da var ki 10 dakika dahi
dinleyemiyoruz. Bunu nedeni nedir?

İnsanların dili kullanabilmesi gerekiyor. Dilin zenginliklerini fark edip, dili kurallarına göre kullanabilmesi lazım. Kullandığımız sesi, konuşmamızdaki tonlama ve vurguların doğru yapılabilmesi lazım. Dolayısıyla, vurgu ve tonlaması doğru olmayan, ses fonetiğini düzeltmesi lazım. Yoksa insanlara karşı kendini dinletebilmesi zor olur. Bunu aşmak için diksiyon kurslarına gitmeli veya nefes egzersizleri yapmalıyız. Sesini doğru kullanan insanları dinlemek zevk verecektir karşısında ki insanlara. Benim tavsiyem öncelikle ses ve diksiyon çalışmalarına katılmalılar. Bir de bunun dışında burun ve burun kemiğiyle alakalı sıkıntısı olanlar doktora başvurmalıdır.
Çevremizdeki pek çok ses dikkatimizi dağıtabiliyor. Kişinin konuşmasını dışarıdan etkileyecek
etkenler nelerdir
?

Konuşmada en önemli nokta dikkatimizi toplamaktır. Hatırlarsanız öğrenim yıllarımızda bize bir konuyu anlatama süresi 40 dakikadır. Bize önemli şeyler anlatan büyüklerimiz sözlerinin kesilmemesini veya gürültüye neden olan şeylerin susturulmasını isterlerdi. Çünkü ses karışması veya ses bulaşması dediğimiz olay olur. Mümkünse bunların olamaması gerekir ve dikkatimizi iyice toplamış olmamız gerekir. Konu alanında hakim olmakta konuşmamızı ve dikkatimizi etkiler.
İyi bir diksiyona sahip kişinin nitelikleri nelerdir?
İlk olarak iyi bir diksiyon eğitmeni, diyebilmek için insanın kendini bu noktada çok iyi eğitmesi gerekmektedir. Çok yönlü olması lazım. Çok yönlü olan bir eğitmen sadece diksiyon eğitim alarak değil her alanda yetişmiş olan kişidir. Dilin gelişiminden haberdar olmalı, Türk Dil Kurumunun (TDK) yaptığı değişiklikleri bilmesi lazım, Kalabalık önünde sürekli olarak bulunuyor olması lazım ki kendisini denetleyebilsin. Seslendirme yapabiliyor olması lazım, sunuculuk yapabiliyor olması lazım ve mümkünse ses tonu iyi olan kişiler bu alanda çalışıyor olmalıdır. Son olarak yine tekrar etmek isterim ki başarılı bir insanın en iyi eğiticisi kendisidir.
Diksiyon eğitiminde ve günlük yaşantımızda sesin önemi nedir?

Diksiyonda farklı farklı ses tonlamaları vardır. Bunların arasında bas ses, bas bariton ses, tenör ses, tiz sesleri vardır. Bu seslerin içinde hangi sese sahip olduğunuz değil nasıl kullandığınız önemlidir. Her sesi güzel kullanabilirsiniz ama en makbul görülen ses erkekler için bas sesi, bayanlar için ise tiz veya tenördür. Sesin rengi denilen hadise ise bunların daha da dışında kalmaktadır. Herkesin şahsına ait ses rengi vardır. Bu ses rengi de tüm bu saydıklarımızın dışında Allah vergisidir.  -Dinlendiği zaman insanları etkiler.
Radyo ve televizyon ile diksiyon arasındaki bağdan söz eder misiniz?
Üzülerek söylemek isterim ki bazı ulusal kanallarda sunuculuk yapan arkadaşlarımızın, birçoğu diksiyon kurallarından haberdar değil. Harf çıkarımları yanlış, kelimeleri yutuyorlar ve insanlarımız bunları doğru kullanım olarak görüyor. Burada şuna değinmeliyim, diksiyonumuzu ve konuşma şeklimizi bozan bazı dizi ve televizyon programları mevcut. Bazı harflerin çok fazla uzatılması, kuralları dışında bazı kelimelerin kullanılıyor olması insanların konuşmalarını etkileyen bir durum. İnsanların dilini koruyabilmesi ve muhafaza edebilmesi için şiddetle bazı TV programlarından, dizlerden ve magazin programlarından uzak durmalarını öneriyorum

İhsan Genç Kimdir?
1983 Çumra doğumlu olan İhsan Genç, ilkokul, ortaokul ve lise eğitimini doğduğu yerde, Çumra’ da tamamlamıştır. Üniversite eğitimine başlamadan önce lise döneminde şiirle uğraşmış, yazarak ve şiir okuyarak kendini geliştirmiştir. Üniversiteye başlamasının ardından ise şiir ve şiir okuma sevgisinin üstüne gitmesi gerektiğini düşünen Genç, birinci sınıftayken üniversite dergilerine, edebiyat dergilerine yazmaya başlamıştır. Dönüm noktası ise Konya FM’e program teklifi ile gitmesi olmuş. İçeriği şiir dinletisi olan programı 2002 yılından bu yana devam etmektedir. 2005’te Konya FM’ in televizyon bünyesine alınmasıyla Genç’in televizyonla ilişkisi kurulmuştur. Kon TV’ de farklı perforeler yapmaya başlamış ve dip seslendirmelerde bulunmuştur. Mikrofonu, seslendirmeyi, televizyonu ve radyoyu çok seven Genç, için bu sevgi aşka dönüşmüş, mikrofonun başında geçirdiği zaman günlük hayatında geçirdiği diğer zamanlardan daha fazlalaşmıştır. ‘İnsanın en iyi eğiticisi kendisidir’ diyen Genç, “insan bir işin olmasını istiyorsa kendini o konuda geliştirmelidir” dedi. Diksiyon eğitimine, radyoya başladığı sıralarda ayna karşısında kendi kendine konuşarak başlamıştır. İşin esprisini de yapan Genç, ayna karşısında ki hareketleri ailesi tarafından farklı algılanmış, kendiyle konuşuyor diye düşündükleri günler bile olmuş.

Yorum Yok

Bir yorum yaz
Henüz yorum yok

Yorum yazan ilk kişi olabilirsiniz.

Yorum Yaz

tüm yorumlar