MESLEK ETİĞİNE DİKKAT

Günümüzde, herkes için habere ulaşmanın birincil kaynağı durumunda alan medyanın etik kuralları ve kamuoyunda bıraktığı izlenim hakkında konuştuğumuz Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Hakan Yılmaz, medya kuruluşlarının, haber yazım kurallarına ve haber etiğine uygun yayın yapmaları gerektiğini belirtti.

Meslek etikleri hakkında açıklama yapan Doç. Dr. Yılmaz, etiğin felsefe kökenli olduğunu belirtti. Toplum tarafından etik ile ahlakın karıştırıldığını söyleyen Doç. Dr. Yılmaz, basında ahlak ve etiğin farklı olduğuna değindi. Doç. Dr. Yılmaz, “Ahlak kelimesinin kökeninde kültürel referans, dini referans var. Daha çok gündelik hayatta kullanabileceğimiz ve toplumların kendi kültürleri içerisinde var olan bir durum. Aynı zamanda evrensel değil. Etik ise evrensel olan ve herkes yani tüm milletler tarafından kabul edilendir. ‘Etik’ kelimesi herhangi bir gelenek veya kültürden referans almıyor. Felsefeden besleniyor” şeklinde konuştu.

 GAZETECİLİKTE ETİK 19. Y.Y ORTAYA ÇIKTI

Basın etiğinin farklı olduğuna değinen Doç. Dr. Yılmaz, gazetecilikte etik kurallarının ortaya çıkmasının ticaret gazeteciliği ile birlikte yani 19 y. y’da olduğunu söyledi. Doç. Dr. Yılmaz, ticari gazeteciliğin aynı zamanda kitlesel gazeteciliğin de önünü açtığını belirtti. Doç. Dr.Yılmaz, “Bu durum yeni sorunları beraberinde getirdi. Yeni sorunlar ile birlikte gazetecilik nasıl yapılmalı, nelere dikkat edilmeli diye sorulmaya başlandı. Sonuç olarak gazeteciliğin etikleri buradan itibaren var oldu. Bu da batıda gerçekleşti. Biz ülke olarak hep batılıları geriden izledik. İşimiz olunca ihtiyaç duyunca kullanmaya başladık. Etik kavramını biz batıdan aldık ve üzerinde konuşuyoruz” şeklinde konuştu. Etik kavramı üzerinde yapılan çalışmalarda ikilemler olduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, “Evrensel olup olmaması konusunda ikilemler var. Burada dikkat edilmesi gereken tüm dünya ülkeleri üzerinde geçerli olması buda evrensel olduğunun göstergesi” dedi.

GERÇEĞE ADANMIŞ MESLEK GAZETECİLİK

Gazeteciliğin temel özünün ‘gerçek’ olduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, “Bizi bağlayan bir gerçeğe adanmış meslektir gazetecilik. İdealist ve gerçeğin peşinde olmaktır. Realitenin hiçbir güce bağlı kalmadan ortaya konulmasıdır. Gerçek, çağa, zamana ve mekâna göre değişmez” dedi. Doğru haberin tüm dünyada aynı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yılmaz, doğru haberin aynı zamanda pratikliğinin değiştiği durumlarında olduğunu belirtti. Yılmaz, “Örnek verecek olursak İngiltere’de doğru haberi yazmanın bedeli yoktur. Ancak Türkiye’de doğru haber yazmanın bir bedeli var. Bu durum da haberin doğruluğunu değil pratiklerini değiştirme. Hukuki ve siyasal baskı anlamında değişikliğe neden olur” dedi.

HABER TOPLUMA ZARAR VERMEMELİ

Gazetecilikte ki etik kurallarının tartışılır olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yılmaz, yapılan haberin topluma zarar vermemesi gerektiğini belirterek, “Haberde kullanılan dil, yapı, kişi ve önem başta dikkat edilmesi gerekenler. Aynı zamanda yapılan haberde toplum için faydalımı, özendiriyor mu, haberin kaynağı, haberin yalan olmaması, bunların hepsi meslek etiğinde yer alıyor. Bir intihar olayı ya da bir savaş toplumun üzerinde nasıl bir etki bırakıyor. Öncelikle buna bakmak gerekiyor” dedi.

MEDYAYA ÖNEMLİ GÖREV

Dijital teknolojilerin gelişmesi sayesinde birey ve toplumun geneli ile ilgili haberlerden çok daha hızlı ve anında haberdar olunduğunu ifade eden Doç. Dr. Yılmaz, "Bu hızın yaratacağı olumsuzlukların topluma zarar vermemesi, haberlerin kitlelere doğru ve etik kurallara uygun bir biçimde yaygınlaştırılmasında medya kuruluşlarına çok önemli görevler, sorumluluklar düşmekte. Özellikle de terör gibi toplumu korkutma, yıldırma etkisi gösteren olaylarla ilgili haberler konusunda medya kuruluşları, profesyonelleri çok dikkatli olmalıdır" diye konuştu.

DEVLET SIRRI ZIRHA DÖNÜŞMEMELİ

Haberin barışçıl olması gerektiğine vurgu yapan Doç. Dr. Yılmaz, “Haber etiğinde, kurulan ilişkinin sağlıklı olup olmadığına bakmak gerekiyor. Burada haber sürecinde toplumsal çıkarlara ve insana zarar vermemesi ön plana çıkıyor. Haberin barışçıl özelliğinin zedelenmemesi gerekiyor” dedi. Devlet sırlarının haberlerde önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, “Haberi yaparken içinde yaşadığın devletin ve toplumun çıkarlarını gözetmek zorundasın. Devlet sırrı olduğunu söyleyip bireysel çıkarlar varsa bu haberi yapabilirsin ama devlete yani tüm toplumsal yapıya zarar veriyorsa yapamazsın. Orada bulunan ince çizgiyi çok iyi bilmek gerekiyor. Devlet sırrı zırha dönüşmemeli” dedi.

ÖZ DENETİM FAYDALI

Gazeteciyi devletin denetlememesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Yılmaz, gazetecinin kendisini denetleyerek “öz denetim” yapmasının daha faydalı olacağına değindi. Türkiye’de son 10 yıl içerisinde çok fazla meslek etiğini ihlal eden haberler yapıldığını söyleyen Doç. Dr. Yılmaz, “Farklı haber alanların da farklı şeyler olabilir. Bir cinsel içerikli haberde çocuğun görüntüsünün gösterilmesi. Türkiye’de gazetecilerin iktidar ile olan ilişkilerinden dolayı etik ihlali anlamında haberin, çarpıtılması, saklanması, yanlış verilmesi son zamanlarda sık sık karşılaşıyoruz. Bu anlamda Türk medyası çok temiz değil. Etik ihlali çok fazla” dedi. Gazeteciler mesleklerini yaparken bağımsız olmadıklarını söyleyen Doç. Dr. Yılmaz, bunun sebebinin ülkede demokrasinin olmamasına bağladı. Doç. Dr. Yılmaz, “Gazeteler, patronları ya da iktidarlar etkin rol alıyorsa güç ilişkisi içerisine giriyor. Güç ilişkileri de işin içerisine girdiği zamanda haberin değeri değil taraflar açısından önemi yazılmış oluyor” şeklinde konuştu.

MESLEĞİ YAPMAK İSTEYEN KURALLARA BAĞLI KALIR

“Ne kadar çok gazetecilik yapmak isterseniz o kadar az etik ihlali yaparsınız” diyen Doç. Dr. Yılmaz, “Meslek tam olarak onu istemekle alakalı. Yani bu mesleği gerçekten yapmak istiyorsanız o kadar mesleğin kurallarına bağlı kalırsınız. Âmâ gazeteciliğin dışına çıkıp güç edinmek istiyorsanız bu gazetecilik değil, propaganda olur” dedi. Kamuoyunda gazetecilere güvenilmediğini sorduğumuz Doç. Dr. Yılmaz, “Toplum gazetecilikte ya da haberde bir sapma olduğunu anladığı zaman her mesleğe olduğu gibi gazeteciye de olan güveni azalıyor. Gazeteci kamu çıkarlarını koruyup halkın yanında olmakla görevli. Gazeteciyi halk yanında göremediği zaman güven azalıyor. Gazetecinin neler yaptığı halkın gözlerinin önünde oluyor ve halkı bunu fark edince itibarsızlaştırıyor” dedi. Haber: Aysun

Karabayır

Yorum Yok

Bir yorum yaz
Henüz yorum yok

Yorum yazan ilk kişi olabilirsiniz.

Yorum Yaz

tüm yorumlar

MESLEK ETİĞİNE DİKKAT - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Meram