OKULLAR HAZIR DEĞİL

Türk Eğitim-Sen Konya 1 nolu Şube Başkanı Tanfer Ata’yla, tekli eğitim öğretim sisteminin öğretmen, öğrenci ve velilere yönelik yansımalarını konuştuk. Türk Eğitim-Sen olarak tekli eğitime olumlu baktıklarını söyleyen Ata, okullardaki derslik sayıları ve fiziki kapasitelerinin iyi araştırılması gerektiğini dile getirdi

 

RÖPORTAJ: RAMAZAN DÜŞÜNCELİ

2016-2017 eğitim öğretim döneminin sona ermesinin ardından Başbakan Binali Yıldırım’ın karne töreninde 2019’da yeni eğitim sistemine geçileceğine yönelik, “2019'da Türkiye'nin her yerinde artık sabahçı öğlenci olmayacak. 2019-2020 eğitim yılında inşallah tek bir eğitime geçmiş olacağız” şeklindeki açıklamasının yankıları sürüyor. Öğretmenler, öğrenciler ve veliler yeni eğitim sisteminin nasıl olacağını tartışırken, Türk Eğitim-Sen Konya 1 nolu Şube Başkanı Tanfer Ata, tekli eğitim öğretim sisteminin olumlu ve olumsuz yönleri üzerinde gazetemize açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de bulunan okulların derslik ve öğrenci sayıları tekli eğitim sistemine geçilmesi için yeterli mi? Yeni sisteme bakış açınız nasıl?

2016-2017 eğitim öğretim döneminin sona ermesiyle, öğrencilere 3 aylık tatil dönemini iyi bir şekilde dinlenerek, geçirmelerini diliyorum. Normal eğitim olan, tekli eğitim sistemine Türk Eğitim Sen olarak bizler de sıcak bakıyoruz. Sendika olarak bu sistem zararlı değil. Ancak gerekli altyapı ve derslik sayıları bizlere pencerenin bir diğer yüzüne bakmamızı söylüyor. Türkiye’deki derslik sayısı, öğrenci sayısı, okulların bulunduğu bölgelerin sosyo-ekonomik yapısı, hepsi birden düşünülmeli. Okulların fiziki yapısını, derslik sayısını, tekli eğitime geçilebilme noktasında titizlikle inceleyen sendika ve kişileriz. Biz sendika olarak oluşacak yeni tekli sistemin köy ve kasabalar (Konya’nın taşra mahallelerinde) için uygun olduğunu düşünüyoruz. Çünkü taşrada nüfus ve öğrenci az. Türkiye’de birden bire tekli eğitim sistemine geçmenin mümkün olmadığını görüyoruz. Türk Eğitim-Sen’in bütün şube başkanları alanda bulunmaktadır. Eylül ayından Haziran ayına kadar okullara giderek, yerinde incelemeler yerleşik düzeni ve derslik sayısı, fiziki şartları baz aldığımızda, mevcut ilkokul ve ortaokulda tekli eğitim yapılabilir. Ancak nüfusun yoğun olduğu, bazı büyük ilçelerin ve büyükşehirlerde bulunan okulların çoğunluğu, gerek derslik sayısı, fiziki şartlar itibariyle tekli eğitim sistemine geçmeye hazır olmadığını altını çizerek söylüyorum. Türk Eğitim-Sen olarak tekli eğitim sistemine olumlu bakıyoruz. Ancak tabanda yeni eğitim sistemine dair bir hazırlık görmüyoruz.

SINIFLARDA 50 ÖĞRENCİYLE EĞİTİM OLAMAZ

Tekli eğitim öğretim sistemine hazırlıksız bir şekilde geçildiğinde öğrencileri hangi zorluklar bekliyor?

2019’da uygulanmaya başlanacak olan tekli eğitim sistemi gerçekleşebilir. Ancak, eğitim sistemine eğitim ve öğretim kurumları hazırlıksız, zoraki bir şekilde girildiği zaman belli başlı sıkıntılar baş gösterecektir. Sistem uygulanmaya başladığında ikili öğretim yapan okullar sınıflarını birleştirmek zorunda kalacaktır. Yönetmelikte “her sınıfta 24 ile 30 arasında öğrenci olacaktır” şeklinde madde ile okullardaki öğrenim gören öğrenci sayıları belirlenecek, hem de sınıflar birleştirilecek. Bu uygulama bir tezatlık örneğidir. Bir sınıfta ortalama 30 öğrenci varken, sınıflardaki öğrenci sayıları 45 ile 50 olacağı zaman, eğitim sistemine tekli eğitim adını veremeyiz. Böyle bir bakış açısını doğru bulmuyorum. Büyükşehirlerde yeni okul binaları, yeni derslikler yapılarak tekli öğrenime geçilebilir. Okullardaki sınıfların mevcut sayıları 34’ü geçmeyecek şekilde yeni sisteme geçilebilir.  Ama mümkün olmadığı zaman, zoraki geçmenin altında bu yatacaktır. Örneğin, bir okulun 20 dersliği, ikili öğrenim sisteminde 40 derslik anlamına geliyor. 40 dersliği, 20 dersliğe düşürmenin başka bir yolu olmadığından, sınıftaki mevcut öğrenci sayısı 25 ise, bu sayı 45, 50’ye kadar varan sayıları kapsayacaktır. Bu uygulamayla yönetmeliklere aykırı bir işlem yapılacak. Ayrıca öğretmen ve öğrencilerin başarı oranı da düşecektir. Çünkü dersler verimli bir şekilde işlenmeyecek. Bir öğretmenin öğrencisine ayırdığı 40 dakika içerisindeki dakika sayısı düşecektir. Özellikle ilkokullarda TEOG ve LYS sınavlarına hazırlanan öğrencilerin Matematik, Fen Bilgisi, Türkçe gibi temel derslerde, öğretmen öğrenciye yeterince zaman ayıramayınca, öğrencinin başarı oranı düşecektir. Fiziki şartların, derslik ve okul sayıları değişerek, tekli eğitime geçilebilir.

NORM FAZLASI ÖĞRETMENLER ORTAYA ÇIKACAK

Sabahçı- öğrenci ayrımının yapılmayıp, tekli eğitim sistemine geçildiğinde öğretmenleri bekleyen zorluklar nelerdir?

Yeni oluşacak tekli eğitim öğretim sisteminde öğretmenleri de etkileyecek olumsuzluklar var. Eğitim öğretimin ikili şekillerde devam ettiği okullarda, norm kadro, yani öğretmen sayısı dersliklere ve öğrencilere göre belirleniyor. İkili eğitim sisteminde bir okulda tekli eğitim öğretime düştüğü zaman, ders saatleri de yarıya düşecektir. Derslerin sayısı düştüğü zaman, öğretmenlerin kadro sayısının düşmesi anlamına geliyor. O zaman da orada norm kadro fazlası öğretmenler ortaya çıkacak ve istihdam problemi ortaya çıkacak. Türkiye 4+4+4’ün norm kadro ile ilgili sıkıntısını çekmeye devam ediyor. Çünkü sistem tam olarak oturmuş değil. Sınıf öğretmenleri olarak norm kadro fazlalığı devam etmektedir. Norm fazlası çıkacak öğretmenlerin, eritilmesinin mümkün olmayacağını 4+4+4 sistemine geçileceği zaman da söylemiştik. 52 bin sınıf öğretmeni norm kadro fazlası öğretmen olacak. Bu sistemi zamana yayın demiştik. Ortaya bu tabloda norm fazlası öğretmenlerin görev yerleri belirsizliğini koruyor. Tam maaş ya da ek ders ücreti karşılığı çalışamıyorlar. Tekli eğitim sisteminde de aynı sorunla karşı karşıya kalacağız. Norm fazlası sınıf ve branş öğretmenleri ortaya çıkarak, bakanlıktan istihdam beklemek zorunda kalacaklar. Bu durum belirsizliğini koruyor. Belki şöyle bir yöntem düşünülebilir. Okuldaki derslerin bitiminden sonra, öğrencilere yönelik, sosyal, sportif, kültürel etkinlikler için norm fazlası öğretmenler görevlendirilebilir. Böyle de bir uygulama yapılabilir. Ancak bu konu hakkında bilgi sahibi değiliz. Örneğin, öğrencinin 13.00’da dersi bitiyorsa, saat 16.00’a kadar okulda kültürel, spor, edebiyat veya değişik aktiviteler için öğretmenler öğrencileri çalıştırabilir. Bu aktivitelerin çok iyi bir şekilde planlanması ve planlanmanın taşraya yansıtılarak bir geçiş sürecinin yaşanması gerekir. Yeni sisteme aniden geçmek birçok problemi de beraberinde getirecektir.

ÇALIŞAN EŞLER ÇOCUKLARINI NEREYE BIRAKACAK?

Yeni eğitim öğretim sisteminde çalışan anne ve babaların da karşılaşacağı sorunlara değinir misiniz?

Tekli eğitim öğretim sistemi çalışan eşler için büyük problem yaratacaktır. Gerek devlet memuru, gerekse özel sektörde çalışan eşler, çocuklarını okulun durumuna göre, çocuklarına kreş ve bakıcı ayarlayamaya çalışır. İkili öğretimde çoğu veli avantajlı olduğu için, yeni sistemde birçok zorlukla karşılaşacaktır. Örneğin, çalışan eşin çocuğu saat 13.00’da okuldan gelecek. Anne ve baba çalışıyorsa, bu çocuk mesai bitimine kadar ne olacak? Veliler çocukları yarım gün kreşe mi gönderecek, yoksa bakıcı mı ayarlanacak? Bunlar da belirsizliğini koruyor. Veliler açsısından zor bir durum. Çocuk dersleri bittiğinde, velilerin mesai bitme saatlerine kadar okullarda resmi gözetim altında, birçok sosyal aktivitelere katılarak, başıboş bir şekilde değil, öğretmenlerle birlikte vakit geçirecekse sıcak bakılabilir. Eğitim sisteminin alt yapılarının iyi bir şekilde araştırılması gerekiyor. Her okulda spor salonu, kütüphane, laboratuvar, tiyatro gibi sosyal etkinlikler için araç, gereçler var mı? Bu soruların cevapları bulunarak, tekli sistem için gerekli ön hazırlıkların yapılması gerekir.

 

Yorum Yok

Bir yorum yaz
Henüz yorum yok

Yorum yazan ilk kişi olabilirsiniz.

Yorum Yaz

tüm yorumlar