TEKKE VE ZAVİYELER AÇILMALI

 

Türkiye’deki Mevlevîhânelerin ele alındığı bilgi şöleninde; Mesnevî’nin sırlar hazinesi, semânın da temizlenme yolu olduğu ifade edildi. Eskiden “Mevlevî dergâhlarının mahallenin manevi karakolu mahiyetinde olduğu” belirtilerek Mevlevîlik’te dilencilik ile haksız kazancın men edildiği vurgulandı.

 

 

 

Hz. Mevlâna’nın 740. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Etkinlikleri münasebetiyle Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü ve Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Günümüzde Yurt İçi Mevlevîhânelerinin Durum ve Konumları” başlıklı bilgi şöleninde Hz. Mevlâna’nın ünlü eseri Mesnevî-i Şerîf’in sırlar hazinesi, semânın da temizlenme yolu olduğu ifade edildi.

 

mahallenin manevi karakolları

Mevlâna Kültür Merkezi Sultan Veled Salonu’ndaki açılış konferansında, “Güzel Sanatlar Mehtebi Vasfıyla Mevlevîhâneler” konulu bir sunum yapan Prof. Dr. Mustafa Uğur Derman, mevlevihânelerde güzel san’atlara çok değer verildiğini belirterek mevlevî hattatların hat sanatından misaller verdi.

Prof. Dr. Uğur Derman, “Mevlevîhâneler insanları iyiye, güzele ve doğruya götürmeye çalışmışlardır. Rahmetli Süheyl Ünver hocamız, “İstanbul’da 400’e yakın dergâh mevcuttur. Ve bunlar bulundukları mahallenin manevi karakolu mahiyettindedirler” demiştir. 

Mevlevî dergâhlarının kuruluşları itibariyle san’ata çok eğilip kıymet verdiklerini kaydeden Derman, Mevlevi Mithat Baharî’nin semayla ilgili “Sanma beyhude döner vecde gelen âşıklar/ Mest-i cânan olarak akla veda eylerler/ Nâydan bang-i elestiyi duyup âh ederek/ Hakkı âguşa sorar, öyle semâ eylerler” şiirini okuyarak “Bugün ne yazık ki düğünlerde, meyhanelerde sema edilmeye kalkıldığını görmek; bu, gönüle kıymet verenleri çok yıpratıyor. Nasıl önüne geçilecek? Bilemiyorum. Ama tekrarlamaktan da hicab ediyorum” diye konuştu. Derman, bir başka Mevlevî hat san’atkarı olan Cevherî’nin de hayatı boyunca 18 Mesnevî yazdığını söyledi. XI. yüzyılda yazılan Şehnâme’nin bir Türkçe nüshasının Newyork Halk Kütüphanesi’nde olduğunu ve Konya’daki Sultan Selim Camii’nin yazılarını da Hattat Ömer Vasfi Efendi’nin yazdığını hatırlattı. Yesârizâde Mustafa İzzet Efendi’nin yazdığı celi tâlîk şaheseri Mesnevi’nin ilk 18 beytinin gün yüzüne çıktığını kaydeden Derman, bu son derece çok kıymetli yazıların kendisinde olduğunu ve değerlendirilmesini istedi. Konya Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Mustafa Çıpan da, “Yesârizâde Mustafa İzzet Efendi’nin yazdığı Mesnevi’nin ilk 18 beyti Konya Asitânesi’ne çok güzel yakışır” diyerek yakından ilgileneceğini söyledi.

 

EĞİTİMİN ŞİFRELERİ...

İlk oturuma başkanlık eden Prof. Dr. İsmail Kara, “İnsan eğitimi için Allah dostları pek çok formüller üretmişlerdir. İnsan eğitimi için ürettikleri üç kelime vardır. İnsan eğitiminin şifresidir: Zamân, mekân, ihvân. İnsan eğitimi için bu üç şeye ihtiyaç vardır. Dost olmadan olmaz. Dost olmadan ne mekân ne de mevlevihâne bir şey ifade etmez” dedi.

 

“DERGÂHA noksan gelen tamamlanır”

“Mevlevîhânelerin İnsan Yetiştirmedeki Rolü” konulu konuşmasına, Mevlâna Dergâhı’nın girişinde Yesârizâde Mustafa İzzet Efendi’nin hattı ile Farsça yazılmış Molla Câmi’ye âit levhadaki  “Bu makam âşıkların kâbesi oldu. Buraya noksan gelen tamamlandı” yazısını hatırlatarak başlayan Prof. Dr. Emine Yeniterzi, mevlevîhânelerin insan-ı kâmil olma ocağı olduğunu ve oraya noksan gelenlerin tamamlandıklarını söyledi. Hazret-i Mevlâna’nın bir tarikat mensubu olmadığını ve bir tarikat kurmadığının bilinmesi gerektiği üzerinde de duran Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Hz. Mevlâna’nın vefatından sonra halifelik makâmına Çelebi Hüsameddin geçer. 11 yıl bu makâmı yürüten Çelebi Hüsameddin’in irtihalinden sonra dervişlerin ittifakı ve Mevlâna dostlarının arzusuyla bu makâma Sultan Veled geçer. Hz. Mevlâna’nın düşüncelerini hayata geçirecek bir kurum olarak Mevlevîlik ve Mevlevîhâneler, Mevlâna’nın oğlu Sultan Veled tarafından kurulmuştur” dedi. 1001 günlük çilenin yapıldığı asitâneler, daha sonra küçük tekke ve zaviyeler yapılarak zamanla Anadolu’ya, Anadolu’dan da Balkanlar, Güney Afrika ve Suudi Arabistan’a kadar yayılan Mevlevîhânelerin zamanla aktif rol oynadıklarını söyledi.

 

MEVLÂNA’NIN TEMEL KAYNAKLARI…

Mevlâna’nın “Yaşadıkça Kur’an’ın kölesiyim. Muhammed Mustafa’nın yolunun tozuyum. Benden bundan başka bir söz nakleden olursa; o sözden de o sözü söyleyenden de şikâyetçiyim” rubaisini hatırlatan Yeniterzi, Mevlâna’nın iki temel kaynağının Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberin Sünneti olduğuna dikkati çekerek Mevleviliğin temelinin de; Kur’an-ı Kerim ile Allah ve Peygamber sevgisine dayandığını kaydetti.

Mevlevîlikte irşâdın hizmet ve eğitim yoluyla yapıldığını ve Mevleviliği bağlanan dervişleri de; “1001 günlük çileyi başarıyla tamamlayarak “Dede” ünvanını alanlar, çile çıkarmadan devam edenler, Mesnevi dersleri alarak mevlevi muhibbanları olanlar” olarak üç gruba ayıran Yeniterzi, Mevlevîhânelerin ruhunun bir bakıma Matbâh-ı Şerîf olduğunu söyledi. Bunu da Mevlâna’nın “handım, piştim, yandım” sözleriyle özetledi. Her dervişin bir meslek sahibi olduğunu belirterek Mevlâna’nın “İlim ve hikmet helâl lokmadan doğar” sözünü hatırlatan Yeniterzi, Mevlevîlik’te dilencilik ile haksız kazancın men edildiği ifade etti.

Eğitimle ilgili olarak da Cenab-ı Hakk’ın insanı, eğitime elverişli bir şekilde yarattığını belirterek Mevlevihanelerde meslek eğitimi, güzel sanatlar eğitimi, okuma-yazma eğitimi, Mesnevî dersleri, edebiyat, musuki, edeb ve sükût eğitimlerinin de verildiğine işaret eden Yeniterzi, “Hz. Mevlâna Mesnevî’sine Bişnev (dinle) diye başlıyor. Semâ’nın asıl anlamı da işitme, duyma ve dinleme demektir. Edeb tahsiline Mevlevîhânelerde çok önem verilmiştir” diye konuştu.

 

YENİ ESERLER VE CD’LER TANITILDI

Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Mustafa Çıpan da, kısa konuşmasında Mevlevilik Mûsıkî’si üzerinde durarak kültür müdürlüğü tarafından mevlevi müziği üzerine yeni yayımlanan eserleri tanıttı. Çıpan, yeni kitapları “Selçuklu Topraklarında Müzik”, Mevlevî Âyinleri (Usûl ve Aruz), Mevlevî Âyinleri (Makamlar ve Geçkiler), Başpare (albüm) ve NEY (60’ın üzerinde kâdim neylerin incelendiği farklı bir çalışma)” şeklinde açıkladı. Çıpan ayrıca, Niyazi Sayın’ın seslendirdiği iki CD’den oluşan Kazasker Mustafa İzzet Efendi ile Dede Efendi’nin ney taksimlerinin yer aldığını belirterek Külâh ile Ney’in meveviliği temsil ettiğini sözlerine ekledi.

Şefik Can Ulusluararası Mevlâna Eğitim ve Kültür Derneği başkanı Nur Artıran ise, Geçmişten Günümüze Mesnevî Sohbetleri’ni anlatırken “Mesnevî sırlar âlemidir” dedi. Artıran, Mesnevî’yi ezber okuyanlara “Hafız-ı Mesnevî” dendiğini ve Nakşi’lerin 14. Yüzyıldan itibaren Mesenevî-i Şerif’i okuyarak icazet almaya başladıklarını ve Mesnevî derslerinin camilere de taştığını söyledi. Tahirü’l-Mevlevî’nin talebesi olan Şefik Can’ın da Mesnevî derslerini binbir güçlükle verdiğini ve sonra Mesnevî’yi şerh ederek o dönemde büyük bir hizmet verdiğini söyledi.

 

TEKKE VE ZAVİYELER AÇILMALI

Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel sanatlar Genel Müdürü Ömer Faruk Belviranlı ise, Geçmişten Günümüze Semâ Algısı ve Mevlevîhânelerde Semâzen Yetiştirme’yi anlatırken, “Semâ, tasavvufta temizlenme yoludur” diyerek her insanın semâ yapamayacağını, her insana da semâzen denilemeyeceğini belirterek “Bu bir aşk işidir. Belki dönersiniz ama semâ yapamazsınız. Gerçek semâzenler Allah aşkıyla dönenlerdir” dedi. Mevlâna’dan “Aşk eri” olarak söz eden Belviranlı, 1990’da Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu’nun kurulmasıyla birlikte semazenlere ve bu kuruma “iade-i itibar” verildiğini belirtti. Belviranlı ayrıca, geçmişte insan eğitimine önem veren tekke ve zaviyelerin günümüzde açılmalarının zamanının geldiğini belirterek “İman ve ahlâk buhranı içerisinde kıvranan insanın ve insanımızın eğitildiği tekke ve zaviyelerin açılmasının vakti artık geldi” dedi.

 

Yorum Yok

Bir yorum yaz
Henüz yorum yok

Yorum yazan ilk kişi olabilirsiniz.

Yorum Yaz

tüm yorumlar