TÜRK AYDINI HALKIYLA BARIŞTI

Konya Aydınlar Ocağı Dernek Başkanı Mustafa Güçlü, “Dernek olarak yaptığımız veya yapacağımız hiçbir faaliyeti geçici olarak yapmıyoruz. Yani bizim için az veya çok diye bir şey yok” dedi.

Global kültüre, evrensel kültüre, kapitalist kültüre karşı milli, İslami kültürü oluşturan bir mücadele içinde bulunuyoruz diyen Güçlü, “Eskiye oranla epeyce bir mesafe kat ettik. Artık Türk aydını halkıyla barışmaya başladı” diye konuştu.

Röportaj: Sena Tuncer- Emine Gıynaş

Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Mustafa Güçlü, Rasyonel Haber Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.

Öncelikle kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

1955 doğumluyum. Annesi babası okuma yazma bilmeyen bir ailenin çocuğuyum. İlkokulu Konya’da 19 Mayıs İlkokulunda okudum. Liseye Konya Lisesinde başladım. Ancak 72 yılında İstanbul Kabataş Erkek Lisesinde tamamladım. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimime başladım. Vakıf Gureba Hastanesinde 2 sene pratisyen hekim olarak çalıştım. 1983’te Meram Tıp Fakültesi’nde ihtisasa başladım. Daha sonra pek çok hastanede çalıştım. 2013’te emekli oldum. Emekli olduktan sonra bağ bahçe işleriyle uğraşmaya başladım. Bu arada da Necmettin Erbakan Üniversitesi Sağlık Fakültesi’nde Fizyo Terapi ve Rehabilitasyon bölümüne tıp hocalığı üzerine teklif aldım. Teklifi kabul ettim ve şuan Necmettin Erbakan Üniversitesinde görevimi icra etmekteyim. Bunun yanında 15 yıldır Konya Aydınlar Derneği Başkanlığını da yerine getiriyorum.

Peki, neden Konya Aydınlar Ocağı. Konya Aydınlar Ocağı’nda çalışmaya başlama serüveninizden bahseder misiniz?

Lise yıllarımdan beri bu memleketin meselelerine kafa yormuş, memleketin derdini dert edinmiş, ideolojik gençlik hareketlerinin içinde bulunan bir kişiyim. Uzun zamandır bu dernekte çalışmalarda bulundum. Elimden geldiğince de faydalı işler yapmak için çaba gösterdim. Aydınlar Ocağı Derneği Başkalığını ise 15 yıldır yerine getirmekteyim. Yaşım gereği bu zamana kadar ne yapmam gerekiyorsa onu icra etmeye çalıştım.

AYDINLA HALK ARASINDA MAKAS AÇILMIŞTI

Derneğin amaç ve faaliyetleri nedir?

Osmanlı son döneminde, Batılı ülkelerce Batılılaştırılmaya başlamıştı. Osmanlı aydınları halkından zamanla kopmaya başlamış, aydınla halk arasında makas açılmıştı. O zaman aydınlarımız kendi kültüründen, halkında, geleneklerinde utanmaya başladılar. Batı değerlerini kutsayan, Batılı gibi olmak isteyen toplum tasavvur etmeye başladılar. O günden beri bu anlayış devam ediyor. Biz de bu global kültüre, evrensel kültüre, kapitalist kültüre karşı milli, İslami kültürü oluşturan bir mücadele içinde bulunuyoruz. Eskiye oranla epeyce bir mesafe kat ettik. Artık Türk aydını halkıyla barışmaya başladı.

Aydınlar Ocağı Derneği olarak geçmişte gerçekleştirdiğiniz ‘En Güzel Projemiz’ diyebileceğiniz bir çalışmanız var mı?

Tüm proje ve faaliyetlerimiz çok güzel ancak en önemlisi Selçuklu Belediyesi ile yapmış olduğumuz ve Cumhurbaşkanlığı destekli ‘Büyük Selçuklu Mirası Projesi’ bizimde katkıda bulunduğumuz çok güzel bir projedir.

PROJELERİMİZ UZUN SOLUKLU

Yaptığımız veya yapacağımız hiçbir faaliyeti geçici olarak yapmıyoruz. Yani bizim için az veya çok faaliyet diye bir şey yok. Mesela yaptığımız faaliyetleri uzun soluklu olarak yapmaya çalışırız. Nasıl ibadetlerimizi Allaha karşı borç bilip ve bu ibadetleri son nefesimize kadar yapıyorsak, bu tip faaliyetleri de insanlara karşı borç bilip uzun süreli olarak yerine getirmeye çalışıyoruz. Bir faaliyete başladığımız zaman geçici bir hevesle değil son nefesine kadar devam ettirmiş oluyoruz.

Aydınlar Ocağı derneğinin, diğer derneklerden  farkı nedir? Kadınlar ve gençler için dernek adına ne söyleyebilirsiniz?

Biz dernek olarak diğer sivil toplum kuruluşlarından biraz farklıyız. Bizim farkımız merkezi bir dernek olmamız. Diğer dernekler Ankara merkezli veya İstanbul merkezli olup, şubesinin Konya’ya açıldığı dernekler. Biz ise Konya merkezli kurulan bir derneğiz. Bu diğer derneklerin buradaki mensuplarıdır faaliyetleri devam ettiren arkasında kitleler olan derneklerdir. Biz böyle değiliz, genel merkeziz. Dolayısıyla kendine özgün, kimsenin arka bahçesi olmadan, toplumumuzu ilgilendiren, tüm meseleleri konuşan tartışan bir dernek olarak gençleri de kadınları da ayırt etmeden derneğimizde ki faaliyetlere davet ediyoruz. Tabi ki arzumuzdur daha fazla genç ve kadın bireyler derneğimizde bulunsun. Dediğim gibi herkese kapısı açık olan bir dernek. Yeni nesil çok önemli çünkü görevi devralacak olan onlar bu yüzden hepsi bizim kıymetlilerimiz.

Dernekte bulunduğunuz sürece sizi en mutlu eden şey neydi? İyi ki bu dernekteyim dediğiniz bir şey var mı?

Beynin ve kalbin bağımsız olması beni çok etkilemekte. Özgür olması ve kimseye bağlı olmadan istediği konuyu, istediği düşünceyiz özgürce ifade edebilmesi. Pek çok kuruluş ve dernek istediği kişiyle iletişime geçemez. İstediği konuğu davet edemez. Fikirlerini özgürce dile getiremez. Bizim öyle bir derdimiz yok. İstediğimiz konuyu tartışabilir, istediğimiz kişilerle irtibata geçip davetlerde bulunabiliriz. Bu yönüyle beni mutlu eder. Konferanslarda bazen psikolojik yapısı bozuk insanlarla karşılaşabiliyoruz. Bu insanların absürt sorular sorup konferansın ahengini bozması, korsan konferanslara başlaması gibi durumlar can sıkabiliyor. O’nun haricinde yaşamış olduğumuz büyük bir olay yok.

Yorum Yok

Bir yorum yaz
Henüz yorum yok

Yorum yazan ilk kişi olabilirsiniz.

Yorum Yaz

tüm yorumlar