LIF 2016 Konferansı İzlenimleri

Yıllardır branşımızla ilgili çeşitli toplantılara katılırım. Yıllardır derken hangi yıldan başlatsam acaba? Öğretmenliğe 1976 da başladığıma göre kırk yıldır desem daha iyi olmaz mıydı? 1976-80 arasını saymasak da olur! Lisede çalıştığım yılları hatırlamak bile istemem. Neden? 1980 öncesini kim hatırlamak ister ki? O yıllar, Siyasetin her yere sızdığı, anarşinin kol gezdiği, kardeş kavgasının had safhaya çıktığı yıllardı.
 
O kargaşa ortamında liseden bir üst kademeye yani Eğitim Enstitüsü-Yüksek Öğretmen okuluna geçmeyi göze aldım. 25 Mart 1980 yılında yeni okulumda göreve başladım. 3 Yıllık Eğitim Enstitüleri 4 yıllık Yüksek Öğretmen Okullarına dönüştürülmüştü. Okulumuzun adı Konya Selçuk Yüksek Öğretmen Okuluydu.
Osmaniye Lisesinden gelirken aklımdan bazı şeyler geçmişti. Mesela, ülkedeki sağ sol çatışmasına dayalı anarşi durulursa Ankara, İstanbul veya İzmir’de bir yüksek okula geçerim diye düşünmüştüm. Hâlâ aynı fikirdeyim diyeceğim ama Konya’da daha henüz 36 senem geçmiş! Meslekte 4 yıl da öncesi var. Allah için Konya’mız da güzel bir memleket. Hele bu saatten sonra Ankara, İstanbul, İzmir hiç çekilmez.
Yazımızın ilk satırına geri dönecek olursak geçen hafta İstanbul’da Dil Öğretimi konulu bir konferansa katıldım. Aslında konferansın resmi adı “LIF 2016, İstanbul” idi. Açılımı ise “Language in Focus” yani Dil Öğretimini odak noktası olarak alan Uluslararası bir konferanstı. Artık geleneksel hale geldiği ve iyice kurumsallaştığı anlaşılıyordu.
 
Daha önceki LIF konferansları Antalya ve Nevşehir’de yapılmıştı. Üçüncüsü ise İstanbul’daydı. Pekâlâ, LIF 2017 nerede yapılacak dersiniz?  Kıbrıs Magosa’da diye haberi verelim. Bu konferansların organize komitesine baktığımızda Çukurova Üniversitesinden Doç. Dr. Cem Can, Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman Kilimci ve Polonya, Konin Üniversitesinden Dr. Katarzyna Papaja’yı görüyoruz.
 
Şimdi sorabilirsiniz şehitlerin geldiği, intihar bombacılarının sivilleri katlettiği bir ortamda bu konferans yazısı da ne ola ki? Allah korusun ortam 1980 öncesinden de kötü görünüyor! Neredeyse ülkemizde bir beka sorunu yaşanıyor! Komşularla ilişkilerden, Suriye’nin içinde bulunduğu duruma kadar her şeyin etkileri ülkemize sıçrıyor. Biz bütün bunları görmüyor, sanki ülke güllük gülistanlıkmış gibi, ya da “terörle yaşamaya alışmalıyız” zihniyetinde olanlar gibi katıldığımız bir konferansı anlatıyoruz!
 
Altı üstü üç gün boyunca 100 civarında Dil Öğretimi konusunda bildirinin sunulduğu, 30 Ülkeden 80 civarında katılımcının bulunduğu bir konferans işte. Aslında bu kadar da basit bir olay değil. Burada sorgulanması gereken çeşitli ülkelerden 300 civarında katılım için müracaat var iken neden 200 kişi müracaatlarını iptal ettiler! Organize eden hocaların dediklerine göre genelde gerekçe olarak ülkemizde yaşanan terörü göstermişler!
 
Milliyetçiliğin tanımlarından birisi de, işini iyi yapan insan en Milliyetçi insandır. Vatanını, Milletini seven insan zaten elinden gelen işi yapar. Bu bir hizmettir. Ülkeye, Vatana, Millete hizmet konusunda bizim bir endişemiz yok. Yani ülkeyi idare eden Siyasi İradeden en küçük devlet memuruna kadar inanıyoruz ki herkes hizmet ediyorlar. İşte akademisyenler de kendi alanlarında yaptıkları akademik faaliyetlerle hizmet etmeye çalışıyorlar.
 
Tekrar konumuza dönecek olursak, eskiden yabancıların düzenledikleri Konferanslara hayran kalırdık. Onların bilgi birikimleri, tıkır tıkır işleyen konferans programları bizleri büyülerdi. Özellikle de Dil Öğretimi alanında kitaplarını okuduğumuz, fikir ve görüşlerini öğrendiğimiz Uluslararası çapta Dil Bilimcileri ve teorisyenleri konferanslarda görmek bizlere ayrı bir heyecan verirdi.
Aynı heyecanı İstanbul 2016 LIF kongresinde de duyduk. Ne diyelim? Türk Milleti en çetin şartlarda bile umudunu yitirmemiştir. İnadına çalışmaya, inadına mücadeleye, inadına “Ne mutlu Türk’üm diyene” ve inadına “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” demeye devam. 

LIF 2016 Konferansı İzlenimleri - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Meram Aksinne