VELÂ TECESSESÛ VE HABERSİZ DİNLEMELER

İnsanların telefonları mahremdir, evleri mahremdir, kapıları mahremdir, özel hayatları mahremdir. Son yıllarda şunun bunun özel hayatı olmaz gibi safsatalar çıkmış ve beşeriyetin iç dünyası mahvedilmiştir.

Bu satırların yazarı prensip olarak tüm iddia ve davalarını ilahi ve nebevi ölçülere göre esas aldığından bu konuda ki bu iki kaynağa göz attığımızda son aylarda ne anlaşılmaz bir durumda olduğumuz gözler önüne serilecektir.

BAŞKASININ EVİ VE KAPISI

Allah c, bir evin kapısının çalınmasını ve içeriye nasıl izinle girileceğini kurallara bağlamışken bizler çağın verdiği imkânlarla yatak odalarını, fuhuş manzaralarını ve her türlü konuşmaları izleyip dinleyerek alâmelei’n-nas şifrelerini çözebiliyoruz(!)

 “Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor. Eğer evde kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, “Geri dönün” denirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.”  Nur/27-28)

Evet, neredeyse beş vakit namaza beş daha katacak kadar ileri bir takva hayatı yaşayan, ikindi namazının sünnetini ara sıra terk etti diye mümin kardeşini küçümseyecek kadar ilerleyen, önündeki ekmek kırıntılarından bir nebzesinin bile karıncalara nasip olmaması için azami gayret sarf ederek israfın önüne geçen, İslam’ın saadet asrında bulunmayan nice fazla nafile ibadetleri kurallara bağlayarak yerine getiren çağımız Müslümanları kendi dışındaki dünyaya gelince kesinlikle sınıfta kalıyor ve bu ayetlerde ele alınan ahlaki kuralları daima hiçe sayarak ve hafife alarak işlemeye devam ediyor.

Son aylarda girdiğimiz Müslümanlar arası mücadelede galip olan kesinlikle şeytan ve nefislerimiz olmuştur. Artık durum öyle bir hal almış ve almaktadır ki Allah’ın ve rasülüllahına.s. kesin nasları bile bizleri musafahaya getiremiyor. Özür dileme, yanlışı kabul etme erdemini veya haklı olduğuna kesin inansa bile her türlü dini gerçeklerde yerine göre haklı ve ya haksız tavizler verebilenler bir taviz vererek gururunu ayaklar altına alarak geri adım atma şerefini, gösterme lütfunda bulunamıyor.

FİSKOS YAPMA VE TOPLUM GIYBETİ DAHA BETER HARAMDIR

Müslümanların kendi aralarında guruplar halindeki sohbetlerini bile düzene koyan Allah’ın ayetleri vardır. Bundan tam 1430 yıl önce 10 binlerle ifade edilen bir sahabe topluluğuna nazil olan ayetler artık bu gün Milyarlarla ifade edilen Ümmete en medeni bir biçimde yol ve edep öğretmeye devam etmektedir. Komşuluk, aile, cemiyet ve halk arasındaki sosyal ilişkilere hatta halk ile siyasi otoritenin büroları arasında ki alakaya kesin çözümleri de İslamiyet getirmiştir.

Şunu en başta söylemeliyiz ki, İslamiyet eşittir medeniyettir. Nitekim ilk İslam devletinin kurulduğu Yesrip şehrinin adı evvela Medine olarak değiştirilmiş ve uygar bir toplumun bütün kuralları ve esasları ayetler ve hadislerle tespit edilmiştir. Bu bakımdan şu anda ki dünya medeniyeti hala Medine medeniyetinin çok çok gerisindedir.

 İslamiyet tek tek ve ya toplu olarak fiskos yapmayı ve toplumların gıybetini yapmayı da katiyetle yasaklamakta ve bunu şeytani olarak izah etmektedir. Hiçbir insanın hoş görmediği bu davranışı yüce kitabımız çok edebi bir tarzla yasaklamış ve kimsenin huzursuz olmasına müsaade etmemiştir.

Mücadele 8. “Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah'ın seni selamlamadığı selamla selamlıyorlar. İçlerinden de, "Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası!”  

 9. “Ey iman edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının. “ 

 10. “O kötü fısıltılar iman edenleri üzmek için ancak şeytandan kaynaklanmaktadır. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zarar verebilecek değildir. Öyle ise müminler ancak Allah'a tevekkül etsinler.”

ÖZEL HAYATIN MAHREMİYETİ VE GİZLİ İZLEMELER