Leşker-i Dua; dua eden asker, Leşker-i Kaza ise savaşan asker demektir. Müslümanlar bir dış tehditle karşılaştıklarında ya da Allah’ın kelamını duyurmak ve yüceltmek için bir sefere çıkıldığında elleri silahlı askerlere Leşker-i Kaza denir. Bu, hayatlarını Allah ve onun dini için feda manası taşımaktadır. İşte fedakâr gazilere başarıları için dua edenlere, vatanın milletin dinin selameti için yaşlılıktan çocukluktan ve kadınlıktan dolayı geride kalanlara da çok büyük vazifeler düşmektedir; bu da leşker-i dua olmaktır.

Leşker-i dua, leşker-i gazadan öndedir ve kuvvetlidir. Leşker-i gazâ, leşker-i duanın yardımına muhtaçtır.

İmam-ı Rabbani Hazretleri “Bir savaş iki ordunun ittifakıyla kazanılır. Biri ‘leşker-i gaza’, diğeri ‘leşker-i duadır’.” buyurur. İşte Osmanlı ordusu İmam-ı Rabbani’nin bu sözlerinin karşılık bulduğu yer olarak kabul edilebilir. Çünkü Osmanlı’nın gaza ordusunun yanında bir de ‘Dua Ordusu’ var.

Toplantılardan belge yazımına kadar her şeye dua ile başlayan Osmanlı Devleti’nin seferlerden başarıyla dönülmesi için âlim zatlardan bir dua ordusu oluşturduğunu biliyoruz. Padişahın önem verdiği veliler ve onların talebeleri, her sefere dualarıyla eşlik ediyordu. "Dua müminin silahıdır...” buyurduğu hadis-i şerifi ile Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) inananlara, kapıların hangi anahtarla açılacağının sırrını veriyor.

İstanbul fethinde Fatih Sultan Mehmet o günün en ünlü âlim, veli ve şeyhlerini ayrı ayrı köşeleri ve önemli noktaları tutturarak birer dua ordusu oluşturmuştu.

Aşağıda “Feth-i Kostatıniyye” adlı eserden aldığımız transkripsiyon İstanbul’un fethine ulema ve evliya ve müminlerin nasıl bir dua ordusuyla katıldığını göstermesi bakımından çok önemlidir.

“İmdi cümle ğuz?t-i müslim?n ve yirmibi?denmütec?vizz?t-ı şerifler ki ve yetmişyedi evliy?ullahdan beraber gelmiş kimseler var idi. Hatt? biri AkşemseddinKaraşemseddin ve Molla G?r?ni ve Hz. Emir Buh?ri ve Molla Fenari ve Cib?li ve Ens?r dede ve Molla Bula? ve Aba dede ve ?ur?s dede ve Hataplı dede ve Şey?Zind?ni ve bunların em??liSul??nlar himmetleri ile ve üçbi?denmütec?vizmezahibierbaa?dafetv?s?hibiulem?-i ?mil?n ve ağniy?-i ş?kir?n ve meş?yı??n-i salik?n derun-i dilden cen?b-ı yezd?na teveccüh-ü t?m ile teveccüh idüb fethini rec?itdiler”

Bugün Avrupa sınırındaki İslam’ın en büyük kalesi olan Türkiye, yönetenleri kim olursa olsun içte ve dışta büyük hamleler yapmak zorundadır. Bu yöneticileri sevsek de sevmesek de onların başarıları için dua ordusunun bir neferi olmak zorundayız. Zira şu anda dünyada başta azınlık durumundaki tüm mazlum Müslümanlar olmak üzere bütün İslam ülkelerinin halkları bizi izlemekte ve Osmanlı dönemi gibi bir şahlanışı beklemektedirler.

Bunu istemeyenlerde olabilir, onlar İslam’ın kendilerine zarar vereceğini sanan zavallı Yahudiler ve neo-con Hristiyanlardır. Ama hiç korkmamaları gerekir çünkü İslamiyet sahil-i selamete çıkabilmek için tüm insanlığın sığabileceği büyük bir gemidir.