İslami ahlak kurallarının tarihte kurulan ahlaki akımların, felsefelerin ve ahlak teorilerinin en mükemmeli olduğu kesindir. Ahlak en kısa olarak “kendin için istediğini başkası için de istemektir” bu cümlenin iki cihan güneşine ait olduğunu bilirsiniz.

Hüsn-i zan ve Su-i zan: hüsün iyiyi, sû’ da kötüyü temsil eden kelimeler olarak zan ile birleştiklerinde: iyi zannetmek ve kötü zannetmek manalarını üstlenirler. Bu, gördüğünve duyduğun bir şeyi kötüye yormadan önce iyiye yormak ve ya yorulabilir mi araştırıp öyle yorum yapmak demektir.

Hüsn-i zan: bardağın dolu yanını temel almaktır, su-i zan ise her beyazla dolu bardağı rakı olarak addetmektir.

Bu konuda ki iki mihenk taşını neredeyse ezbere bilmeyen Müslüman yok gibidir. Son aylarda başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada birbirine giren Müslümanlar bu iki metni dediğim gibi ezbere bilirler ama uygulamaya gelince asla ve asla hiç kimse uygulamaz. Neden uygulamazlar? Zira insanın içinde yerleşik olan ve şeytanın 70 katı kuvvetinde olan nefislerimiz ölmemiştir de ondan.

Bu durum  “Zamanımızda tasavvufa gerek yoktur, iman hakikatlerini aşılamalıyız” görüşünü savunan okulu takip edenler de ve “Tasavvufsuz olmaz, tasavvuf’suz nefisler ölmez” okulunu takip edenlerde nefislerin gücü hiç azalmamıştır. Nefislerin gücü ölmemesine rağmen şimdilerde pek itibar görmeyen  “bir lokma bir hırka” tasavvufunu izleyenlerde kısmen zayıflamıştır. Ne yazık ki bu okul mensupları da tarihe karışmıştır.

Zamanımızda tüm Müslümanlar ne kadar çok kazanma, ne kadar pahalı giyinme ve ne kadar yiyip içme yarışına girişmişlerdir. İşte bu nedenledir ki her tırmanışını bitirdiğimiz tepeden sonra önümüze yeni, aşılması güç tepeler çıkmaktadır.

Böylece çıkar çatışması dediğimiz hastalık tüm İslami hasletlerimizin önüne geçmiş, birbirimizi değerlendirirken sadece bu çatışma göz önünde bulundurulmuştur.

Bu sebepledir ki yukarıda sözünü ettiğimiz her Müslümanın neredeyse ezbere bildiği iki kat’i nas bizlerde bağışıklık yapmış, artık onu dinlemez olmuşuzdur. Ama şunu bilelim ki Allah’ın c emir ve tavsiyelerini dinlemeyenlere son sözü o sözün sahibi söylemektedir.

“Allah'a ve Resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Biz apaçık ayetler indirmişizdir. Kafirler için küçük düşürücü bir azap vardır.”

Bağışıklık kazandığımız iki nas: Hucurat suresi 6. ve 12. Ayetlerdir:

“ey iman edenler! Eğer fasık’ın biri size bir haber getirirse onun iç yüzünü araştırın, aksi halde bilmeden bir topluma sataşırsınız da sonra ettiğinize pişman olursunuz.” (Hucurat /6)

Şimdi bu ayete iman eden bir Müslüman Facebook, Twitter, özel hayat dinleyenlerinin ve dedikoducuların her ifşaatına, karşı tarafı dinlemeden araştırmadan inanırsa bizim başımıza her şey gelebilir.

“ Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurat/12)

Müslümanlar hakkında Hüsn-i zan etmek gerekirken su-i zan etmek hususunda başka ne denebilir?