30 Mart yerel seçimlerinin öncesindeki havanın 1950-1960 arasında yaşandığını kitaplardan okuduk, belgesellerden izledik.

Şimdi 1955 doğumlu olarak 1960 ile 2014 arasında ki seçim hatıralarından bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

1960 darbesi Cumhuriyet tarihinin ilk darbesiydi ve feci sonucuyla halen kapanmamış yaralar açarak tarihe kaydedildi. Ondan sonraki seçim propagandalarını hatırlamıyorum, 1965 yılındaki Süleyman Demirel’in partisi Adalet Partisinin %53 oranında kazandığı seçimler derin bir akıntıyla, sessizce bu zatın tek başına iktidarıyla sonuçlanmıştı.

Adalet Partisinin ikinci kez %46 oyla tek başına iktidar olduğu 1969 seçimlerinde Konya merkez Dere Kur’an Kursunda okuyordum. Başbakan seçimlerden önce gayet vakur bir edayla memleket projelerini ortaya koymuş daha neleri yapması gerektiğini anlatıyordu. Üzerinden korkuları atmaya başlayan halk, çocuklarını İslami ilim yuvalarına göndermeye başlamıştı. Başbakan Süleyman Demirel Risale-i nurların serbestçe okunup yazılacağını, Kur’an kurslarının yaygınlaştırılacağını, İmam-Hatiplerin her ile açılacağını vaat etmişti. O zamanlar Milli Görüş lideri Erbakan henüz partileşmemiş ancak Konya’dan bu seçimlerde bağımsız olarak millet vekili seçilmişti. Bu bakımdan muhafazakar oylar yine tek partide toplanmıştı. Menderesten sonra Demirel de bu tek başına iktidar oldukları dönemlerde memlekete iyi hizmetlerde bulundular.

1973 yılında seçimlerin havası değişti, artık 1983 yılına kadar sürecek koalisyonlar dönemi başladı. Bu dönem ayrıca terörün, kargaşanın, siyasi sertliklerin başladığı bir dönem oldu. Necmeddin Erbakan başkanlığındaki MSP ve Ferruh Bozbeyli başkanlığındaki DP adalet patisinin oylarını bölerek üç muhafazakar parti meydana çıkardılar. CHP 1950 yılından sonra ilk defa Bülent Ecevit başkanlığında birinci parti olarak %33 oy aldı. Milli Selamet Partisi ve Demokratik Parti ise %12 şer oyla meclise girdiler. Bu seçimlerden önce 12 mart muhtırasının yaşanması, başbakanın dik duramayarak asker karşısında eğilmesi, yeni yeni topluluklar oluşturan Müslümanların isteklerinin yerine getirilmemesi adı geçen iki partiyi ortaya çıkardı ve iktidarın el değiştirmesine hatta zihniyet değiştirmesine neden oldu.

1977 seçimleri ABD ve SSCB isimli iki kutba ayrılan dünyanın soğuk savaş çığlıkları arasında geçiyordu. Türkiye de de insanlar ya sağcı yani ABD nin başı çektiği sağ ve muhafazakar tarafta ya da solcu yani SSCB nin başı çektiği sosyalist tarafta yer alıyorlardı. CHP, Bülent Ecevit başkanlığında oylarını artırarak %42 oyla ikinci defa birinci parti olarak çıktı. AP ise Demirel’in başkanlığında %36 da kaldı. MSP, 4 yıl hükümet ortağı olmasına rağmen oy kaybederek %8 lere geriledi. Ecevit ABD ve SSCB gerginliğinin en yüksek seviyede olduğu ve bloklaşmanın dünyayı ikiye ayırdığı bir dönemde Kıbrıs savaşını da iyi kullanarak “ezilmişlerin" oylarıyla istediği başarıyı yakaladı ama 450 milletvekilinin yarısının bir fazlası olan 226 rakamına ulaşamadan 212 de kaldı. Hükümeti kurmakla görevlendirilmesine rağmen güven oyu alamadı ve 1980 darbesine kadar sürecek karanlık ve kardeş kavgalarıyla dolu bir zaman dilimine girilmiş oldu.

Yarın inşallah, aynı konuya devam edeceğim, Allaha emanet olun!