Konya’ya ilk kar yağdı ve meşhur ayazımız başladı. Her yer bembeyaz bir örtüye büründü. Sokaklar çocuklarla doldu, kartopu oynayanlar, kaymaya çalışanlar, karın keyfini çıkaranlar Konya sokaklarını dolduruyor.
 
Bunlar karın ve kış aylarının keyifli yönleri olarak görünüyor. Ancak önceki gün sabaha doğru balkona çıkınca karın ve kışın sert yüzü olanca yakıcılığı ile yüzüme vurunca kışın dışarıda kalanların halini düşünüp dehşete düştüm.
 
Yemek için sofraya getirmeye çalıştığım birkaç elma ile portakal balkonda kaldı. Evsiz, barksız olan binlerce insanımız var maalesef ve kış aylarında dışarıda olmak gerçekten son derece zor bir durum.
 
1 yılını her ne kadar da kar yağmayan bir bölgede de olsa bir dağın başında geçirmiş birisi olarak bunu canlı yaşayan birisi olarak kışın sertliğini bilen birisiyim. 
 
Hele Konya gibi, kışın sertliğini bazen öldürücü bir şekilde gösterdiği coğrafyalarda gerçekten dışarıda olmak son derece zor bir durumdur.
 
Bu noktada içeride olan, sobasının ya da kaloriferli evlerde oturanlar için bazen balkona çıkıp soğuğu hissederek dışarıda olan insanları biraz da olsa düşünmek gerekiyor.
 
Bu arada muhacir olarak Suriye’den vatanlarını, mallarını, eşlerini, çocuklarını kısacası her şeylerini bırakarak gelen Suriyeli kardeşlerimize de ensar olmak gerekiyor.
 
Televizyon ve gazetelerde çıkan kavgacı Suriyeli haberlerine aldırış etmeyelim. Bunlar bizim dindaşımız, kardeşimi çok değil 100 yıl önce aynı vatan toprağının insanıydı. Olaya bu açıdan bakmalı ve Suriye vilayetinden gelen kardeşimiz aç kalmış, soğukta sobasız kalmış diyerek hareket etmeliyiz.
 
Bu arada dışarıda kalan ve yem arayan serçeler, kediler, köpekler içinde bir adım atmamız yetecek de artacak bile.
Bu millet kuşlar için camilere aşiyanlar yaptıran, cami mimarisini yaban kuşlarına, güvercinlere, kırlangıçlara, serçelere yuva olacak şekilde düzenleyen bir ecdadın torunlarıyız ve bu soğuk, soğukluğu ile yüzümüze çarpınca bizi kendimize getirsin.
 
Konya’da belediye ile birlikte bir çok vakıf, yardım kuruluşu bu konulardaki hassas yönünü gösterip elinden geleni gösteriyor ancak bizlerin birey olarak bu hassasiyeti göstermesi ve yukarıda ifade etmeye çalıştığım konulardaki hassasiyetimizi artırmak zorundayız.
 
 
Unutmamalı ki, bu fakirler, fukaralar bizim fakirimiz ve aramızda yaşayan bu insanlar fakirliği ve fukaralığı kendisi seçmedi. Sıcakta oturan insanlar ise zenginliği çok yakışıklı ya da yetenekli olduklarını için almadılar.
 
Biliyoruz ki bunların hepsi yaratıcının bizler için taktir etmiş olduğu ayrı ayrı lütuflardır. Ve hepimiz zenginlikten, fakirlikten hesaba çekileceğiz. Ama unutulmaması gereken en önemli nokta, zengin olanlarımız hem zenginliklerden hem de aramızda yaşayan fakir fukaralıktan sıkıntı çeken insanlardan dolayı hesaba çekilecekler.
 
Kışın soğukluğunu en şiddetli şekilde gösterdiği şu günlerde, fakir fukaramızı gözetmeyi Rabbimiz bize nasip etsin…