Hayalimde görülesi yerlerden biri olarak uzun süredir yer alan Karamanoğullarının atası Nure Sofinin türbesinin de bulunduğu Değirmenlik yaylasındaki mezarlığa bir gezi ve ziyaret planlamıştım.

Bu planımı facebooktan aşağıdaki şekilde duyurdum:

“Nure Sofi Ataya Saygı Yürüyüşüne Davet!

Ermenek’te Düzenlenen 22. Taşeli Kültür Sanat ve Sıla Etkinliklerinden (25-26-27 Ağustos 2017) Sonra Nure Sofi Ataya Saygı Yürüyüşü Yapılacaktır.

20 yıldır sürdürdüğüm "Taşeli Yürüyüş Kulübü" Başkanı olarak en önemli yürüyüşlerden birisine daha imza atacağız inşallah. Bütün hemşerilerimiz davetlidir.

Değirmenlik yaylasındaki Nure Sofi türbesini ziyaretten sonra başlayacak yürüyüş Balkusan köyümüzdeki Evlatlarının türbesine kadar 20 km yol kat edilecektir. Katılmak isteyenler Sıla Etkinliklerindeki kültür çadırında tarafıma başvurabilirler.”

Yukarıda verdiğim davet ilanına iştirak eden beş arkadaşla (Mükremin Kızılca, Ebabekir Canbolat, Hilmi Kızılca, Ali Bayındır, Rasül Sağlam) 27 ağustos günü Mut’un Çamlıca (Beci) köyünden girdik. Yanımıza bölgeyi daha iyi tanıyan Yalnızca Bağ köyünden Kerim Akyaka’yı da alarak 1500 rakımlı Değirmenlik yaylasına doğru tırmanışa geçtik.

 Burası Mut'un Yalnızcabağ Köyü Değirmenlik Yaylası mevkiindedir. İlçeye 55 km uzaklıktadır. Mut-Ermenek karayolunun 30. km'sinde Çamlıca Köyünden ayrılınmakta ve Kapız Deresi vadisine inilmektedir. Buradan 10 km kadar Adras Dağının yamacına tırmandıktan sonra Yalnızcabağ Köyü'ne, köyden 13,5 km sonra da türbeye ulaşılmaktadır. 

Halk arasında bala bolu olarak bilinen yörede, gapız deresi yamaçlarında kurulmuş olan Adrassus antik kentini gezdikten ve resmettikten sonra atamızın huzuruna varmak üzere Balkusan köyüne yakın Kamış boğazına kadar ulaşan yola girdik.

Değirmenlik yaylasında atamız için bir mezarlık içinde karın rahat yere düşmesi için dik bir çatıyla türbe inşa edilmişti. Türbe anıt gibi yükselen yüzlerce yıldır ayakta duran dev ardıç ağaçlarının arasındaydı. Ardıç ağaçları ise bir mezarlığın içinde yer alıyordu.

Mezarlıkta Osmanlıca ibareli mezar taşları da yer almış durumdadır. Ancak Nure Sofinin mezarında Osmanlıca bir yazıt yoktur.

Nure Sofinin mezarı türbenin içindedir, türbenin içinde iki mezar yan yanadır birisinin karısına ait olduğu söylenmektedir. Türbe tabanı taştan yukarısı ahşaptan yapılma olup kuzeybatı kısmında bulunan pencere şeklindeki bir kapıdan girilmektedir.

Buraya atamız adına son yıllarda bir mescit inşa edilmiş ve gelen giden için rahat bir nefeslenme yeri hazırlanmıştır.

Nure Sofinin türbesinin bakımı için Osmanlılar zamanında ise bir Nure Sofi Zaviyesi ve Türbesi Vakfı vardır ve bu vakfa ait çeşitli yerlerde gelir getiren gayr-i menkuller tahsis edilmiştir. Ayrıca Değirmenlik yaylasına çıkan malcılardan koyun ve deve başına otlakıye alınıp vakfa irat kaydedilmekteydi.

Bu durum aşağıdaki belgelerle de açıkça anlatılmaktadır.

Nure Sofi Zaviyesi ve Türbesi Vakfı

Karamanoğullarının ilk atası olan Nure Sofinin Mut’a bağlı Yalnızca bağ köyünün Değirmenlik yaylasına defnedildiğini ve orada kurulan türbesini, zaviyesini ve bunların ayakta durması için vakfedilen arazi, bağ ve değirmenler ile bunların gelirlerini ihtiva eden belgeleri sizlere takdim ediyorum bu günkü yazımızda.

Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad tarafından Ermenek ve havalisi kendisine verildikten sonra Ermenek’te Karamanoğulları beyliğini kuran Nure Sofi bölgeyi Silifke’ye kadar Ermenilerden temizledikten sonra Karamanoğulları beyliğinin siyasi işlerini oğlu Karaman Beye devrederek Mut’a bağlı değirmenlik yaylasında inzivaya çekiliyor. İşte bu belgeler burada üzerine inşa edilen türbe ile yanında kurulan zaviye vakfının üç döneme ait gelirlerini ve mal varlığını ele almaktadır.