KONYANIN MERKEZİ YABANCILARA EMANET

Bir vakıf medeniyeti merkezi olan Konya bu bakımdan en zengin illerimizin başında gelmektedir. Gerek Selçuklu gerek Osmanlı zamanlarında tesis edilen birçok vakıf Konya’nın merkezinde toplanmıştır. “Konya’nın merkezi” sözü bugün için geçerlidir zira bundan 100-150 yıl önce Konya sadece bu gün merkez dediğimiz alandan ibarettir ve tamamına yakını vakıf emlakten oluşmaktadır. Bu kurulu vakıfların en kapsamlıları şunlardır: Celaliye vakfı, pir Esat vakfı, hacı Fettah çavuş vakfı, Nakiboğlu vakfı, kazasker çeşmeleri vakfı vb. Beşikten mezara kadar ihtiyaç sahiplerinin tüm giderlerini karşılayacak vakıfları kuran ecdadımızın bu eserleri Cumhuriyetle beraber vakıflıkları terkin edilerek alım satıma açılmıştır. Ancak İslami hassasiyet sahibi Müslümanlar bir gayr-i menkul alacağında tapuyu arşiv uzmanlarına ibraz ederek aslında vakıf ve kabristan olup olmadığı konusunda aydınlanmak ve ona göre hareket etmek istemektedirler. Bugün aşağıda verdiğimiz vakfın şartlarını ihlal edenlere yönelik lanetlemeleri duyan ve bu konuda son derece hassas olan halkımız, esnafımız ve müteahhidimiz genelde eski Konya’da yoğunlaşmaktadır. Bu merkezin büyük bölümü yukarıdaki vakıflara ait yerler çıkınca da ya bu arsasını, dükkânını ve dairesini bu vakıflardan yaşayanlara bırakmakta ya da başka bir kullanıcıya devretmektedir. İşte burada konumuzun başlığı olan “Konya’nın Merkezi Yabancılara Emanet” sorusu ortaya çıkmaktadır. Evet, yavaş yavaş boşalmaktadır ve merkezde fiyatlar düşmektedir. Bu gün eski hapishane ile Aksinne arasında ve İhsaniye ile güllük başı arasında evler 30-40 bine alınabilmekte, dükkânlar da en düşük fiyata kiralanabilmektedir. Ayrıca tam merkezi Alaeddin olan bu çerçeve içerisinde git gide Sudanlılar, Suriyeliler ve Kenyalılar yoğunlaşmakta Konyalılar ise azalmaktadır.

Bu alandaki boşalma iki türlü olmaktadır:

1- Bu merkezde mülkü olanlar bu mülklerinin vakıf olduğunu anlayınca vakıf yaşıyorsa aynı vakfa yaşamıyorsa yaşayan başka bir vakfa elinden çıkarmaktadır ki bu çok olumlu bir yaklaşımdır.

2- merkezde elinde mülkü olanlar bunun vakıf olduğunu anlayınca başıma lanetli yerden bir bela gelir düşüncesiyle derhal burayı bir başkasına ucuza satmakta ve orayı terk etmektedir. İşte sözünü ettiğimiz boşluk burasıdır ki burayı dolduranlar ya vakıfla ilgili bilgi ve hassasiyeti olmayanlar ya da yurt dışından gelen mülteci konumundaki anılan kişilerdir.

VAKIF NEDİR?

 Vakıf, kelime olarak 'durmak', 'durdurmak' manasına gelir. İslâm hukukunda ise, bir mülkün bütün faydasını insanların yararına bırakarak, kıyamete kadar başka birinin mülküne geçmeyecek şekilde kullanımının devamını sağlamaktır.

Vakıf müessesesi, insanlık tarihi kadar eskidir. Bilinen en eski vakıf, Mekke'deki Kâbe'dir. Çünkü Kâbe, Yüce Kur’an'ın: "İbadet, yeri olarak yeryüzünde yapılan ilk bina Mekke'deki Kâbe'dir; o pek feyizlidir, insanlar için hidâyet rehberidir. Orada apaçık alâmetler ve deliller, İbrahim'in makamı vardır..." (Âl-i İmrân, 3/96-97) şeklindeki ifadelerinden de anlaşılacağı gibi yeryüzündeki ilk mabettir. 

Vakıf, bir hukukî müessese olarak şöyle tarif edilmiştir: Vakıf; kendisinden yararlanmak mümkün ve caiz olan bir malı, devamlı olarak Allah'ın mülkü olmak üzere temlik ve temellükten menetmek ve menfaatini, Allah rızası için bir hayır cihetine tasadduk etmektir. Burada mal, vakfedenin mülkiyetinden çıkar ve Allah'ın (toplumun) mülkü haline gelir. Böyle bir malın yönetimi artık vakıfnamedeki şartlara ve genel esaslara göre olur. 

Vakfeden kişi vakfiye denilen eserlerinin kıyamete kadar başka müdahalelerden korunmak için iki yöntem kullanmıştır: Birincisi vakıf yönetimi dışında dış girişim ve etkilerden korumak, ikincisi de kıyamete kadar insanların bu vakıflar üzerinde akit ve sözleşme yapmalarını engellemek.

Aşağıda Konya merkez ve civarındaki çok önemli vakıf eserlerin ilk vakfedicilerinden olan KARATAY’ın yaptıkları vakıflar üzerinde oynama yapanlara ve buna teşebbüs edenlere nasıl lanet okuduklarını ve vakfiyelerin nasıl korunması gerektiğini anlatışlarını aldık, ibretle okuyalım:

Karatay Vakfiyesinden Lanetlemeler

 “Bu eserler kıyamete kadar o şekilde amacı haricinde kullanılması şu ayete göre haram kılınmış olarak (Bakara:2/184 “o halde onu duyduktan sonra kim değiştirirse şüphesiz onun günahı onu değiştirenlerin boynunadır. Allah duyan ve bilendir.”

Allah kendisine ihsan etsin, bu Vâkıfın şartlarını kim değiştirir ve tahrifte bulunursa Allah’ın meleklerinin, tüm insanların ve tüm lanetçilerin laneti kıyamete kadar üzerine olsun. “Allah onlara gazap etmiş ve lanetlemiştir ve onlara cehennemi hazırlamıştır, orası ne kötü bir yerdir” Feth:48/6

Bu kişi Allahtan, kitaplarından, peygamberlerinden, meleklerinden, haşir, neşir ve ba’sinden uzaktır. Allah (c.c.) ondan namaz, oruç, zekât, hac, harcama, adalet, secde ve teheccüt kabul etmesin ve onu ebedi cehennemine koysun. Onun yerini Firavunun, Nemrut’un Ad ve Semud’un yeri yapsın.”

KONYANIN MERKEZİ YABANCILARA EMANET - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Selçuklu Belediyesi 12 ARALIK İLAN