Her ay olduğu gibi şehre giderken, onlarca kişinin sipariş listesini de yanında götüren Hasan Efendi; o ay komşusu Ali’nin yüklü miktardaki para emanetini de yerine ulaştırmak için kıramamış, kabul etmişti.

        Hasan Efendi önce kendi maaşını, dedesinin üç aylık maaşını da her zaman olduğu gibi çekmişti. Öğle vakti girmek üzere idi. Önce namazımı kılayım diye düşündü. Abdestini almak için ceketini asmıştı. Kaşla göz arası, cüzdanının cebinden araklandığından habersiz, azalarını iyice abdest adabına uygun yıkayarak, abdestini tamamladı.

        Ezan-ı Muhammedi de okunmaya başladı. Namazını cemaatle eda ettikten sonra komşularının ihtiyaçlarını almaya sıra gelmişti ki ne görsün! Cüzdanı cebinde yoktu. Sağına baktı, soluna baktı yok. Camiye ve civarlarına baktı yok. Kendi maaşı şöyle dursun! Emanet yüklü paranın da çalınmış olması bir hayli moralini bozdu.

        İlk şaşkınlığını atınca belediye hoparlöründen ilan yaptıran Hasan Efendi, oradan da istediği sonucu alamayınca o gün köye dönemedi. Eşine telefon açarak  bir kaç gün dönemeyeceğini iletti. Tanıdığı dükkanlardan ve dostlarından borç para toplamaya başladı. Dürüst, sevilen birisi olduğu için rahatlıkla emanet paraları ödeyecek kadar borç para aldı. Emanet götürdüğü paranın karşılığını borç aldığı paralarla teslim etti.

        Diğer siparişleri de tedarik ettikten  iki gün sonra köye dönen Hasan Efendi; bir türlü eşine durumu söyleyemedi.

        Aradan bir hayli zaman sonra pimpirikli eşine durumu alıştıra alıştıra söyledi. Yemediği azar kalmadı. “Ben sana demedim miydi?” “Çaldırırsın, kaybedersin…” onlarca lafı da bir güzel yiyen iyi yürekli adam; 3-4 yıl aile bütçesini toparlamakta bir hayli zorlandı.

        Neyse ki gün görmüş, yol yordam bilen dedesi üç aylık maaşının akıbetini sormadı bile. “Oğlum” dedi. “Bana para lazım olmaz, üzülme” diye teselli etti.

        Nasıl da hırsıza ganimet gibi malzeme çıktı? Nasıl keşfetti adi herif? Şeytan mı hırsızın kulağına fısıldamıştı, cüzdan da yüklü paranın olduğunu?

        Dünya böyle işte, iyiler hep mazlum! Herkesi kendin gibi bilecek dünya mı kalmış? Kene gibi, sülük gibi kan emiciler her daim görevde… Şeytan boş durur mu? Kendine arkadaş bulmak için kalplere kötülük ekme derdinde.

        Hasıl-ı Kelam; iyilik varsa muhakkak kötülük de var. Hasan Efendi gibi iyi olmak da elimizde. Cüzdan çalmak gibi kötülük de. Seç, beğen ama hesap gününün olduğunu aklının ve kalbinin bir köşesine yazmayı asla unutma! 

        Not: Gerçek, yaşanmış bir hikayedir.