Arabaşı yemeğinin asıl adının ara aşı olduğunu ve Araplarla bir alakasının olmadığını ilk defa on yıl önce bu kardeşiniz dile getirmiştir. Çünkü Arabaşı hamurla beraber kuş etinden yapılan çorbasıyla yatmaya yakın içilen bir ara aşıdır. Arabaşı çorbası bütün Türkiye’de tavuktan mamul ve yaygın haldeyken Hamurlu Arabaşı çorbası sadece eski Karamanoğulları sınırları içindeki vilayetlerde meşhurdur. Bu vilayetlerin tamamı İç Anadolu bölgesindedirler ve şunlardır: Konya, Karaman, Niğde, Sivas, Kayseri, Yozgat, Kırşehir, Ankara Aksaray. Son elli yıldaki büyük göç hareketleriyle arabaşı hamuruyla beraber bütün ülkede bilinen bir yemektir. Ancak bu yemeği yapanlar yukarıdaki illerimizde oturan veya başka yerde ikamet ederek yerleşenlerdir. Arabaşının kendi yemekleri olarak Yozgatlılar 2012 yılında TSE’ne tescil ettirdi.   Ama senin benim kavgasına gerek yok Arabaşı bir Karamanoğulları yemeğidir. Ben Yozgatlı değilim Karamanın Ermenek ilçesi Güneyyurt beldesindenim ve aşağıdaki anımda da göreceğiniz gibi çocukluktan beri Arabaşının müptelasıyım. Ama Yozgatlılar kadim bir Karamanlıdır zira Karamanoğulları beyliğinin hâkim olduğu bir vilayettir. Arabaşı da bir Karamanoğulları lezzetidir. Kış gecelerinin vazgeçilmez lezzeti Arabaşını bilmeyenler Karamanoğulları sınırları dışında yaşayanlardır. Arabaşı hamuruyla beraber yapılırsa arabaşıdır tek tavuk çorbasına arabaşı demek yersizdir. Arabaşı bugün itibarıyla en yaygın olarak Karaman, Aksaray, Konya, Yozgat, Kayseri ve Niğde’de yapılmaktadır. Niğde’nin Ulukışla ilçesinin Kılan köyünden Ahmet Kılınçkaya adlı arkadaşım Niğdelilerin de arabaşı müptelası olduklarını ve kış geceleri yatmadan önce öğün dışı olarak arabaşı sıra gecelerinin meşhur olduğunu söylüyor. Ayrıca tavşan etinin arabaşısının çok tutulduğunu da ekleyor.

Arabaşının müptelası denecek şekilde yapıldığı yerler ise Karaman, Konya, Ermenek, Ereğli ve Yozgat’tır. Arabaşıda aranan sıcak çorba ve soğuk hamurdur. Bazı zevzekler hamuru çiğ zannederler oysaki Arabaşının hamuru haşlandığından kesinlikle pişmekte ve hazmı son derece kolay olmaktadır. Konya Kulu’da vazifeli olduğum Kırk kuyu köyünde tatarlar Arabaşını bilmezlerdi, zira onlar sonradan iskân edilen vatandaşlarımızdır. Bu nedenle 1970’li yıllarda öğretmenlerden bilenlerle arabaşı geceleri düzenlerdik. Tarsuslu bir Öğretmen arkadaşımız vardı o da Arabaşını bilmezdi. Orada da Arabaşını bilenler yukarıda saydığım illerden olanlardı. Ereğlili bir öğretmen arkadaş vardı inanın bir tepsi hamuru tek başına yutarak bitirirdi. Ereğlililer arabaşına adeta benim gibi müpteladırlar, Ereğlililer çorbadaki etleri kevgirle alırlar sadece kaşığa yerleştirdikleri hamuru çorba tasına batırdıkları gibi diş basmadan yutarlar. Arabaşı eskiden yani 20-30 yıl öncesine kadar tek siniye dökülen hamurun ortasında açılan yere yerleştirilen büyük arabaşı çorba tasına hep beraber hamurlu kaşıkları daldırarak yenirdi. Hatta o zamanlar hamurunu düşürene sıradaki akşam arabaşı çekme cezası verilirdi. O zamanlar hatta şimdi bile arabaşı toplu yenen ve eş dost ve komşu çağrılarak yemek öğünü dışında yatsıdan sonra yenen bir yemektir.

Arabaşı deyip de kısa ve öz bir tarif vermezsem kızarsınız diye yazıyorum:

Hamuru: saatler önceden kişi sayısına göre un ve su ayarladıktan sonra un bir kaptaki hafif ılık suda asimile edilir ve kaynar suya yavaş yavaş akıtılır ve sık bir karıştırma eşliğinde beş on dakika kaynadıktan sonra büyüklüğüne göre bir siniye dökülür.

Çorbası: Kuru yolum bir tavuk önce haşlanır ve çorba kıvamında didilir, öte yandan duruma göre tereyağında biraz un kavrulur ve yeterince suyla tavuk veya her hangi bir kuş etiyle beraber kaynatılır.

Burada facebook sayfamda geçen gün payulaştığım aşağıdaki “Arabaşı” şirine yorm yazan arkadaş bakın neler söylüyor:

Mehmet Şerife Gültekin: Arabaşı olursa Tavuktan gelemem soğuktan, arabaşı olursa Tavşandan gelirim akşamdan, arabaşı olursa Hindiden gelirim şimdiden.

Beyaz Rahmet Kar Anıları adlı makalemden kısa bir bölümü sunuyorum: (http://www.rasyonelhaber.com/makale/1832/beyaz-rahmet-kar-anilari)

“Böyle büyük kar yağınca köyde “goca gar” derdik. “Goca gar” yağınca çocuklar analarından Arabaşı çekmelerini isterlerdi, Arabaşı da kar yağınca bir başka oluyor canım. Avcılar hemen çiftelerini kaptıkları gibi yukarı salıyı boylarlar akşama Arabaşı için çantalarında birer keklik veya tavşanla dönerlerdi.

Av imkânı olmayanlar ne yapacaktı? Onlar da bir çare bulmuşlardı Arabaşı çekmek için.

Analarımızın serçelere yesinler diye hayatların ucuna attıkları yemlerin üstüne bir kalbur veya elek koyardık, altına da girebilmeleri için bir kazık dikerdik yani kalbur veya elek rükû şeklinde dururdu. Serçeler tam yeme üşüşünce saklandığımız yerden kazığa bağladığımız ipi çekerdik. Bu suretle kalburun altında beş altı serçe kalırdı. Biz de onları keser temizler analarımızın çekeceği Arabaşı hamuruna çorba yaptırırdık. Allah affetsin bizi.

Bu ne büyük tuzaktır ki sana sığınanlara yapıyorsun, üstelik onların önüne yem atarak topladıktan sonra tuzağa düşürüyorsun, Allah’ım affet bizi Mevla’m!”

BİR KONYA TADI ARABAŞI - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Meram Aksinne