Konya'nın bilinmeyen otantik bir köşesi

Cihanbeyli / Yeniceoba / Kuşça / Celil Boğazı / Doğa Harikası Eserler

Ankara yolunda Cihanbeyli ilçesini geçtikten 30 km sonra sola Yeniceoba kavşağından girildikten itibaren otuz km kadar ileride yer alır. Yenbiceoba ile Kuşça arasında yer alan mevkie “Celil Boğazı” adı verilmiştir.

Bu boğaz Kuşça sınırlarındadır bu nedenle Kuşça belediyesinin (mahallesinin) armasında peri bacası motifi vardır.

Oraya vardığınızda görmekte çok geç kaldığınızı anlayacak, Kapadokya değerinde doğal manzaralarla karşılaşınca şaşıracaksınız.

Şimdi gitmeyenler için biraz gezi notu verelim ama gidip görmekte çok geç kalmamalısınız zira beş yüz yıla kalmaz buralar tabiatın doğal seyriyle yerle yeksan olabilir.

Altımdaki 1985 model ISUZU marka mkamyonumla ekmek parası kazanmak için çıktım vardım bir gün oralara.

Cihanbeyli’ye bağlı Yeniceoba, Kütük Uşağı ve Bulduk beldelerini arabamdaki manifatura ve giyim eşyalarını satmak için ayda bir geziyordum. Zaten bana bu yüzden “Aylıkçı” derlerdi, bu konudaki yazımı linkten okuyabilirsiniz. (http://www.rasyonelhaber.com/makale/1766/aylikci)

Bir gün Yeniceobadan güney batıya doğru bir rampaya sardım külüstürümü. Bu7ralar Avrupalı işçilerimizin yatırımlarıyla dolup taşmaktadır.

Tam zirveye yaklaşınca sağda ve solda doğal harikalarla karşılaştım. Bunları hiçbir yerde hatta Kapadokya’da bile görmemiştim. Arabamı soldaki koca söğütlerin dibinden girerek az ötedeki pınarın yanına park ettim.

Benden başka kimsecikler yoktu, önce azığımı açtım ve çok zaman yaptığım gibi arabadaki düzeneği harekete geçirerek bir patatesli çorba pişirdim ve afiyetle yedim.

Çay demlenirken etrafa şöyle bir nazar atfettim: hakikaten harika arazi şekilleriyle karşı karşıyaydım.

Yeniceoabadan Kuşçaya giderken Kuşçanın göründüğü tepeye varmadan aşağıda başlıyordu manzaralar, sağda da birkaç yer şekilleri olmasına rağmen esas sol tarafta acayip yer şekilleri vardı.

Resimlerde de gördüğünüz gibi o minareyi andıran kayaları görünce Amerika’nın Alabama ve Ohio eyaletlerinde oluşan çöl manzaraları geldi aklıma, onları nerede mi gördüm tabi ki masa üstündeki Windows resimlerinde.

- “ Bu doğal anıtların bulunduğu bölgede Geç Miyosen-Erken Pliyosen döneminde (günümüzden yaklaşık 5-2 milyon önce), bu günkü Konya Ovası’nın büyük bölümünü de içine alan büyük bir göl yer almaktaydı. Bu göl Erken Pliyosen sonunda (yaklaşık 2 milyon

yıl kadar önce) kurudu, ancak gölde çökelen malzemenin büyük bir bölümü günümüze kadar korunarak geldi.

Jeolojik Yapısı Hakkında Yazar Yıldırım Güngör’den Alıntı Notlar

“ Bu doğal anıtların bulunduğu bölgede Geç Miyosen-Erken Pliyosen döneminde (günümüzden yaklaşık 5-2 milyon önce), bu günkü Konya Ovası’nın büyük bölümünü de içine alan büyük bir göl yer almaktaydı. Bu göl Erken Pliyosen sonunda (yaklaşık 2 milyon yıl kadar önce) kurudu, ancak gölde çökelen malzemenin büyük bir bölümü günümüze kadar korunarak geldi.

Evet, ama akarsuların göle getirdiği çökellerin yanı sıra gölün etrafındaki volkanların ürünleri de çökelmiş. Vadide insanlar tarafından oyulan mağaraların olması bu volkanizmanın ürünleri olan tüfler sayesinde. Bu çökeller, bölgede bulunan bütün kayaçlardan malzeme almışlar. Peri bacalarının çakıllı seviyelerine bakarsan bölgedeki kayaçların büyük çoğunlundan örnekler görmen mümkün olur.

Kiltaşı, killi kireçtaşı, marn ve çakıltaşlarından oluşan göl çökellerinin içine volkanizmanın ürünleri olan Tüfler de karışıyor. Bu seviyelere yer yer aglomera dediğimiz içinde iri kaya bloklarının bulunduğu volkanik akıntılar da katılıyor Çakıltaşı ve aglomera düzeyleri, çevrelerindeki kayalara göre daha dayanımlı olduklarından daha zor aşınırlar. Bu düzeylerin, kolayca aşınan tüf katkılı göl çökellerini, üstten şapkaya benzer konumuyla, koruyabildiği yerlerde, doğal anıt görünümlü böyle ilginç şekiller ortaya çıkar.

Çökelmeden sonra aşınma süreçleri başlamış. Önce yağmur suları çatlaklara sızarak buraları oymaya başlamış, yağmur sularının oyduğu çatlaklar ikinci aşamada rüzgâr tarafından şekillendirilmeye başlamış. Binlerce yıllık bu yağmur rüzgâr işbirliği günümüze bu muhteşem doğal anıtların ulaşmasını sağlamış. Aşınma sırasında en tepede sağlam kaya bulunan bölgeler aşınmaya karşı direndiği için altında kalan tabakaları da korumuş. Bu nedenle yumuşak kesimler hızla alçalırken sert olanlar yukarıda kalmayı başarmış. Tabi bunun tek nedeni bu değil. Celil Boğazı faylarla kuşatılmış gibi.

Faylanma nedeniyle ezilen kesimler daha kolay aşınmış, ezik zonların uzağında kalan kesimler ise aşınmaya karşı direnerek bu doğal anıtların oluşmasına neden olmuşlar. Faylanma aynı zamanda Celil Boğazının su açısından neden bu kadar zengin olduğunu da açıklıyor.

Doğa tektonizma ile bir taraftan muhteşem doğal anıtların oluşmasına neden olurken diğer taraftan da ezik zonlardan çıkan sular bölgeye hayat veriyor. Bölgede aşınma o denli fazla ki rüzgârlı bir havada aşınmayı gözle görmek mümkün.

Kapadokya, Afyon ve Narman’dan sonra ülkemizin dördüncü peribacası bölgesini keşfedeceğimiz için biraz heyecanlıyım. Adını burada uzun yıllar yaşayan Celil isimli birinden alan boğazdaki tüm peri bacalarını ziyaret etmek için birkaç gün hiç durmadan yürümek gerekiyor. Biz de bunu yapmaya çalışacağız”

Konya'nın bilinmeyen otantik bir köşesi - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Meram