Türk kadını ayrıca Anadolu kadını olarak da anılır.

Anadolu kadını, Anadolu insanı, Anadolu çocuğu gibi tamlamalar yiğitliği, mertliği, kocasına ve evine bağlılığı ifade eder.

Anadolu Kadını

O bir Anadolu kadınıdır, gözü, ayağı, eli, kolu ve her endamı yuvasının içindedir.

O her akşam işten gelecek kocasına ve okuldan gelecek çocuklarına ne hazırlasam diye tasalanır ve en iyisini yapmaya çalışır.

O başarılı erkeğin arkasındaki, başarıya imza atan esas kişiliktir. İyiliği de kötülüğü de asla unutmaz, duygusaldır, en ufak şeylere bile başlar ağlamaya.

Kocası ve çocuklarından en sonra yatar ama en erken kalkar. Mutfakta sahan ve kaşık sesleri, hele hele çay bardaklarının tiz sesini duyarsanız bekleyin: hemen sizi anons edecektir: … buyurun sofraya!

Akşam eve gelecek eşine ve çocuklarına beğendikleri yemekleri yapmak onu en fazla uğraştıran bir meseledir. Çocukların sevdiğini kocası, kocasının sevdiğini de çocukları sevmeyebilir olduğundan çok yemek konusunda mesai sarf etmesi gerekecektir.

Bir de yemeğin salçalı salçasız, domatesli domatessiz, yağlı yağsız, tuzlu tuzsuz gibi ayırımları var ki çekilesi bir eziyet değildir. Ama o hepsinin üstesinden gelir.

Onu en fazla uğraştıran yemek içinde pişik domatesi sevmeyen eşidir. Bu nedenle eğer yemeğe domates atmak gerekirse kocasına mutlaka domatessiz bir şeyler hazırlar. Ya da onun tabağındaki bütün domatesleri ayıklar ondan sonra önüne kor. Oysa bütün bunları ondan isteyen olmamıştır, ama vicdanen asla rahat olamadığından bunları yapar.

Bu, Anadolu Türk kadını bir seferinde kırk yılda bir yaptıkları dışarıda yemeğe çıkmışlardı. Menünün ana yemeğinin üzerinde pişik domatesler görünüyordu. Kocasının yesem mi yemesem mi gibi “sivtindiğini” görünce hemen tabakları değiştirdi. Kocası bir şey anlamamıştı. O hemen pişik domatesleri ayıkladı ve tabağını kocasının önüne koydu.

Kocası: kırk yıldır benim pişik domates nefretimi bu yaptıklarınla bertaraf ediyorsun, senin hakkın ödenmez diye ağlamaya başlayacak derecede duygulanmıştı.

Onun “dışarıda yemek” gibi bir alışkanlığı yoktur hatta buna daima karşı çıkar. Eğer dışarıda yemek yendiyse mutlaka “kaç lira tuttu” diye sorar ve o rakamı ele alarak “bu parayla eğer et alsaydık koca aile fertlerinin doyacağı bir bulgurca yapabilirdik” diye söylenir.

Yumurtalı Pekmez

Yemekler konusunda seçici olan aile fertlerini doyurmak için onun başvurduğu çok doyurucu bir tarzı da aç kaldıklarını anladığında yumurtalı pekmez teklifidir.

Gerçek bir üzüm pekmezi ve yumurtanın karışımından oluşan bu doyurucu aşı kısaca şöyle yaptığını sizlerle paylaşayım:

Tavaya kona n kişi başına bir çay bardağı üzüm pekmezini tereyağıyla kızdırdıktan sonra başka bir sahanda tereyağında pişmiş olan kişi başına isteğe göre bir veya iki yumurtanın üzerine dökülür ve tek kaptan topluca yenir. Tereyağında pişmiş sahanda yumurtaya pekmez soğuk olarak da eklenebilir.

O sabahtan erken kalkınca neler mi yapar?

Neler yapmaz ki?

Dışarı çıkacakların ayakkabılarını boyar ya da siler. Gerekirse gömlekleri, pantolonları ütüler, çocukların beslenmelerini hazırlar, çantalarına yerleştirir, kocasının azığını koyar, hatta şarj edilmemiş telefonları erkenden şarja koyar.

Çıkarken herkese tek tek sorar: anahtarınızı aldınız mı? Azığınızı unutmayın! Vardığınızda mutlaka arayın!

Banyo sırası geldiğinde önce güneş enerjisi var mı kontrol eder eğer varsa asla kombiyi açmaz ve açtırmaz. Banyoda kullanılacak sabunu hep o seçer: kesinlikle şampuana ve yeşil sabundan gayrısına karşıdır. Fazla su kullanılmaması için ara sıra kontrol eder, bütün bunlardan amacı israfı önlemek ve aile bütçesine katkı sağlamaktır. İşte tam burada “yuvayı dişi kuş yapar” sözü tecelli eder.

 Banyodan sonra çocuklarını bir bir dizine yatırarak onların tırnaklarını keser, kulaklarını temizler, kocasının yüzündeki kılları bir bir söker atar.

(Eğer sevgili hanımefendi! Sen “bu ne biçim iş ve eş” diyorsan o senin görüşündür, saygıda kusur etmeyiz ama benim anlattığım bu Anadolu kadını bu Türk törelerini halen pekâlâ uygulamaktadır)

Mutlu bir yuva kurmak ve bu yuvayı kimselere bozdurmadan sürdürmek için “köle-cariye” formülünü uygulamak en etkili ve devamlı formüldür: evin erkeği karısının kölesi, kadını da kocasının cariyesi gibi olacaktır.

TÜRK KADINI - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Suni saha