ANADOLU MEDENİYETLERİN BEŞİĞİ

Değerli okuyucularım, bu hafta sizlerle “Anadolu Medeniyetlerin Beşiği” serlevhasıyla çok önemli bir ören yerini resimlerle paylaşıyorum.

Karamanla Konya arasında, buradan giderken solda, Çumra, Süleyman Hacı, Üçkuyu, Madenşehir güzergâhı üzerinde, biraz açıkta kararıp duran Karadağ eteklerindeki bir antik kenttir burası.

Karaman / 1001 Kilise

Medeniyetlerin de her nesne gibi ömürleri vardır, doğar, yaşar, gelişir ve batarlar.

Medeniyetler de balıklar ve canavarlar gibi birbirini yiyerek büyürler ve gelişirler ama onlar da bir başka medeniyet tarafından imha edilirler.

Daha önce gezdiğim antik yerleşkelerden de edindiğim ortak noktadan birisi de şudur: sonraki medeniyet önceki medeniyetin yapı taşlarını kullanmaktadır.

Mesela Hristiyanlığın ilk dönemindeki medeniyet milattan önceki Hitit, Roma ve benzeri medeniyetlerin bina ve yapılarını kullanmıştır. Bu bağlamda Hristiyanlar Hitit kaya eserlerini kendi mabetlerine dönüştürmüşlerdir.

610 ila 632 yılı arasında tebliğ edilen İslam medeniyeti geliştikçe de mevcut Hristiyan medeniyetinin binalarını kullanmış köşe taşlarını çekerek binalar, camiler ve çeşmeler yapmıştır.

18 Aralık 2017 tarihinde gezdiğimiz Karaman / Karadağ 1001 kilise antik kent alanında da köy evlerinin köşe taşlarının yıkık mabetlerin, bazilikaların ve mozolelerin taşlarından olduğunu müşahede ettik. Artı burada Müslüman köyler sürülen kentlerin tam ortasına yerleşmişlerdir.

Bu nedenle 1001 kilise Madenşehir ve Üçkuyu köyleri içine serpilmiş haldedir. 1001 kelimesi Arap edebiyatının başyapıtı olan “1001 gece” de olduğu gibi çokluktan kinayedir.

Şurası da kesin bir gerçektir ki gördüğüm bütün antik kentlerde müşahede ettiğimiz yapılar ya mabetlerdir ya da mezarlar. Demek ki insanoğlu mezarına ve mabedine verdiği ehemmiyeti kendi evine vermemektedir. Bunun da temelinde dine verilen önem yatmaktadır.

Örnek olarak dünyanın yedi harikasını ele aldığımızda bunu açıkça görürüz çoğunluğu ya mezardır ya da tapınak.

Kur’an-i kerimin “yeryüzünün ilk evi” (3/96) buyrulan Kâbe ile Mısırdaki firavun mezarı piramitleri söyleyebiliriz.

Gözümüz taşta toprakta değil ve olmamalıdır, bizim gözümüz birinci olarak bizden önce birçok medeniyetin geçtiğini bilmek ve eserlerini görerek izlememiz ve dünyanın fani olduğunu kavrayarak ibret almamızdır.

Bu konuda yüce yaratanımız eski eserleri, gezmemizi ve ibretle bakmamızı ve ona göre ayaklarımızı denk almamızı emreden birçok ayet inzal buyurmuştur.

Kur’an-ı kerimin beş ayetinde “yeryüzünde gezin ve bakın sonları nasıl olmuş” buyurmaktadır, bu ayetlerden birisinin meali şudur:

“Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün” (Nahl / 36)

İkinci olarak da yer altındaki atıl kapasitelerin insanlık yararına işletilmesidir. Bu yeraltı kaynakları ilahi de olabilir madenler ve madeni yağlar gibi beşeri de olabilir eliyle malları ve paraları saklamak gibi.

2012 yılında Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da gezdiği Konya, Ereğli ve Nevşehir arasındaki en önemli antik geçitlerden birisidir 1001 kilise. Yeni ahitte (İncil) ve antik kaynaklarda yer aldığına göre her çağda mevcut havariler ve azizler Selevkos (Silifke) den sonra Alahan, Derbe ve Barata (1001 kilise) üzerinden İkonium'a (Konya) gelirlerdi.

Bu güzergâhta en eski eser Derbe olup Romalılardan Hristiyanlaştırılmıştır ve Aziz Pavlos ve arkadaşları miladın ilk yüzyılında Derbe’yi ziyaret etmişlerdir. (İncil / Resullerin işleri)

Devasa Konya ovası ile Karaman arasında yükselen Karadağ’da kümelenen 30-40 adet ancak çokluktan kinaye bin 1001kilise denen antik yerleşke 4. ve 9. miladi yüzyıllarda piskoposluk merkezidir.

Karadağ’ın eteklerinde bulunan Madenşehir ve Değle (Üçkuyu) köylerine dağılan 10 km alandaki Hristiyan mabetleri çoğu yıkılmış halde çoğu da müşrif-harap ve mail-i turaptır.

Milattan yaklaşık 400 yıl sonra inşa edilen bazilikalar, manastırlar, kiliseler, şapeller ve yönetici binalarının bulunduğu Karaman merkeze 40 km uzakta Karadağ zirvesine yakın Üçkuyu ve daha aşağıdaki Madenşehir ören yerleri 1976 yılında birinci derecede sit alanı ilan edilmiştir.

Ermenek yöresindeki antik kentler de aynı döneme tarihlenmekle beraber 1001 kilisede eğitim ve dini yapılar ön plana çıkarken Ermenek yöresindeki antik kentlerde köristanlar, sinler ve nekropoller ön planı çıkmaktadır.

18 Aralık 2017 tarihinde sert ve soğuk bir havada mahdumum Usame Kızılca’yla beraber 1001 kiliseyi gezmek için Karamandan çıktığımızda saat öğleden sonra iki buçuktu. Üç saat boyunca on kilometreye yayılan onlarca tarihi eseri gezdik, görüntüledik ve ibret aldık.

Burada en dikkat çeken ve toprağa düşmemeye çalışan eserler Exedra Heykel altlıkları, mozoleleri ve Hristiyan din okulları binalarıyla yarısı göçmüş dini yapılardır.

Yıkılmış kent kalıntılarının köşelerinin bir kısmı olduğu yerde dururken büyük bölümü ev ve müştemilatında kullanılmıştır.