Peygamberlerin sıfatlarından birisi olan TEBLİĞ; Cenab-ı Allah’ın  emirlerini, yasaklarını, insanlığa hiç noksansız iletmek, tebliğ etmektir. 


        Tebliğ görevi tüm Müslümanlar için de geçerlidir. Sadece peygamberlere mahsus değildir. Müslümanlar yaşayışı ile iyi bir tebliğci, güzel dinimizi yayarak, insanlığın kurtuluşuna vesile olmak durumundadır.


        Hal böyle iken tebliğ ile diyalogu anlayamamış olanlar tebliğ yerine, hükmü kalmayan, tahrif edilmiş dinlerle diyalog süreci onlarca yıldır sürdürüldü.


         Hoşgörü kelimesinin engin merhametine sığınarak; hoşgörü ve diyalog süreci 90’lı yıllarda hayat bulmaya başladı. “ÇAN, HAZAN, EZAN” harmanlanarak;  kiliselerde üç dinin müntesipleri ortak ayinler, programlar yaptılar, papazların ilahileri dinlendi. Değişik platformlarda tartışıldı. Basında, medyada önemli yer işgal etti. 


        Diyalog; muhatabınızın görüşlerini dikkate almak, kendinden olanlardan taviz vermek, esnemek, doğrularından vazgeçmektir. Dinimizi ılımlı hale getirerek, tahrifat sürecini hızlandırmaya, diyalog kisveleri ile maalesef Müslüman din adamı görünümüne bürünmüş şarlatanlar; alet edilmiş, kullanılmıştır.


        Tebliğin hükmünü anlayamayan, gafil, yarım yamalak Müslümanlar; hoşgörü ve diyalog ile sanki tüm dünyayı Yüce Dinimiz İslam’ın hükümleri ile buluşturacaklarını zannediyorlardı. Aslında gerçekte olan bizden değerler kayboldu. Biz kimliğimizi harmanladık. Biraz oradan, biraz buradan, biraz suyundan derken, dinimizin hükümleri esnetildi. Neticede büyük tahrifatlar yapıldı.


        Diyanet İşleri Başkanlığı dönem dönem bu diyalog sürecinde aktif görev aldı. Tebliğ vazifesini unutup, kendilerine tevdi edilen diyalog görevlerini yaptılar. Zaten DİYANET bu derece olayı sahiplenmese idi, diyalog süreci Türkiye’de hayat ve uygulama alanı bulamazdı. “Allah katında tek din İslam’dır.”  Mevlamızın ilah-i fermanı mucebince, dinimizin hükümlerini yaymak, sevdirmek, insanlığa Peygamberimiz (S.A.V)’in mirası olan tebliği yapmak, başta DİYANET teşkilatının ve fert fert hepimizin görevidir.


         Diyalogcular neye ve kimlere hizmet etmektedirler? Dinimize hizmet etmedikleri aşikar hale gelmiş, misyonerlere en büyük yardımcı oldukları ortaya çıkmıştır.


         Hasıl-ı kelam; Müslüman diyalogcu değil, tebliğcidir. Efendimizin(S.AV) çizgisinde ilerlemek,  Efendimizin (S.A.V) metodu ile insanlığı kurtuluşa davet etmek hepimize mirastır. 


         Selam; Yaşayışı ile numune olup, dinimizi sevdirip, tebliğ vazifesini yapan Müslüman kardeşlerimizin üzerine olsun…
 

TEBLİĞ İLE DİYALOG - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Suni saha