Nazargâh-ı ilahi olan kalbimiz, vücudumuzun en hassas mevkilerinden birisidir.

***

        Kalbimiz, mana iklimimizin en mamur edilmesi, çoraklaştırmadan her an sulanması icap eden manevi hayat alanımızın motorudur.

***

        Nasıl ki tüm vücudumuzun madden ayakta kalabilmesi için en kılcal damarlara dahi kalp kanı pompalıyor, vücudumuzun motoru oluyorsa, manevi iklimimiz olan kalbimizin yanması, Hâlıkımızın en güzel ismi şerifi olan “ALLAH” ismini zikretmesi ile Nur-u İlahiye’yi akıtmakla mamur olur.

***

        Huzurun gerçek kaynağı; kalp ilkimizin imar edilmesi ile  bu da ZİKRULLAH ile mümkündür. Çünkü Mevla’mız da “Kalpler ancak zikrullah ile mudmain olur" diye bizlere  Kur’an-ı Kerim’de beyan etmektedir.

***

        Kalbimizin ALLAH diyebilmesi belli bir kıvam ile olur. Kalbimizi tezkiye ve tahliye etmek; temizlemek, boşaltmak nuru ilahiye ile buluşturarak; nihayetinde kendiliğinden otomatik olarak, ALLAH diyebilmesi nefsimizin isteklerini törpüler, nefsin çirkin işlerine fren olur.

***

        Kalbin sadece ALLAH’a tahsis edilmesi, gayrı olan ne varsa tahliye edilmesi, tam bir bağlılıkla kalbimizin ALLAH, ALLAH… diyebilmesi; dünya ve âhiret saadetinin en kıymetli anahtarıdır.

***

        Nefsin tezkiye edilmesi, kalbin imar edilmesinin yolu da kalp iklimimizin müsait hale getirilerek, dünyadan uzaklaşmak, baki olan âhirete yaklaşmak için vesileler aramakla mümkündür. Vesilesiz asla bir adım bile atılamaz. Dünyada bunun örneklerini her an yaşamaktayız. Durakta otobüs bekliyorsunuz, gelmezse ulaşacağınız yere asla gidemezsiniz. Bir vasıtaya mecburen ihtiyacımız vardır.

***

        Kamil bir mümin olmak; Nur-u İlahiye’yi kalbimize akıtmak, kalbimizin ZİKRULLAH ile meşgul olması ile mümkündür. Çünkü karşımızda        şeytan ve yetmiş iki şeytan kuvvetinde olan nefsimiz ve şeytanlaşmış insanlar var…

***

         Hasıl-ı kelam; düşmanlarımız çok şiddetli, bu düşmanları ancak ve ancak kalbimizin imar edilmesi ve zikrullah ile durdurmak, frenlemekle mümkündür. “Allah de kalbim Allah de…”