Hal-i hayatımızda, beşeri münasebetlerimiz bizim için önem arz eder.

        Emr-i hak vaki olunca, hiç selam vermeyen, bir kez olsun kapını çalmayan karşı komşun, cenazene gelse bir mana ifade eder mi dostlarım?

***

  Sağlığımızda aile münasebetlerimiz, komşuluk ilişkilerimiz, akrabalarımızla olan tutum ve davranışlarımız nasıl?

***

        Hayatın anlamı; dolu dolu paylaşarak insan odaklı yaşamak, varlığımızla çevremizdekilerin saadetine vesile olmak, kul hakkını hayatımızın odağına yerleştirmek olmalıdır.

***

        İnsanoğlu başıboş yaratılmamıştır. Birçok mesuliyeti vardır. Öncelikle yaratılış gayesini idrak edebilmek, ailesine her yönden faydalı olmak, komşuların ve akrabaların hak ve hukukunu gözetmek, samimi gösterişsiz bir hayat yaşamak…

***

        Bir faninin tabutuna omuz vermek kardeşlik hukuku içerisinde yapılması gereken vazifelerimizden; lakin kardeşimizin ölmeden önce hakkını hukukunu gözettik mi? Can alıcı husus tam burasıdır.

***

        Bir karış toprak için kan akıtan, gözünü hırs bürümüş, insan olma vasfını kaybetmiş, paylaşarak gönül zenginliğine ulaşılacağını idrak edemeyenler dünya size mi kalacak? Hepimiz o tabutun içerisine muhakkak gireceğiz.

***

        Ölüm vaki olmadan, tüm güzellikleri yaşamak dururken, bu öfke neden? En yakınlarımızı niçin göremiyoruz? Yarasına merhem olmak dururken, birde onca düşmanlığı yapıyoruz.

***

      Dünyamızı madden ve manen mamur kılmak, hayatımızı güzelleştirmek, biz duygusunu hakim kılmak; helal, haram dairesine hassasiyet göstererek çene kapayabilmek bahtiyarlıktır.

***

        Hasıl-ı kelam; öldükten sonra gelsen ne olur, gelmesen ne olur? Cenazemize birileri muhakkak gelir? Meşhur bir hikâye vardır. “Valinin işi ne? Cenazemi o kaldırsın”… ağzımız dualı, gönlümüz imanlı ise kimin geldiği değil ne şekilde öldüğümüz bizim için önemli olan noktadır.