Düğün takıları, kapsamlı şekilde ele alınması gereken, sosyal yaralarımızdandır.

***

        Basına bomba gibi düşen haber, ne hallere düştüğümüzü gözler önüne sermektedir. Yedi yıl önce komşusunun düğününde çeyrek altın takan kişi, taktığı çeyrek altını borç olarak görerek geriye istemesi, kamuoyunda şaşkınlık oluşturmuştur. Ağlasak mı, gülsek mi, ne yapsak?

***

        Düğünlerimiz; ailelere borç yükü bindirmekte, “Komşudan ne eksiğimiz var?” mantığı ile mobilyada, takıda, beyaz eşya ve çeyizde gösteriş yarışı yanında, takı takma yarışına da maalesef girilmektedir.

***

        Düğün; seven iki insanı birleştirmek için bir duyuru ve sevincin paylaşımıdır. Masrafa giren ailelere, kültürümüzün gereği yardımlaşmadır. Hal böyle iken takıların borç olarak görülmesi ne derece doğrudur?

***

        Düğünün boyutu, yarış haline gelmesi v.b. unsurlar düğün takıları konusunu da etkilemektedir. Bazı yörelerimizde zarfa imkan nispetinde para konulmaktadır en uygun olanı da budur. Bazı yörelerimizde ihtiyaç olunan bir eşya alınmakta ya da takı takılmaktadır. Zaten doğal olarak insanlar bütçelerine göre münasip olanı yaparlar.

***

        Takı kavgalarına da zaman zaman şahit olmaktayız. Allah’ın emrini, Efendimizin sünnetini yaşarken, ruhuna uymayan bu tür davranışlar düğün merasimlerini gölgelemekte, üzücü olaylara davetiye çıkarmaktadır.

***

        Keşke kurulan yuvalar; takılan takılara gösterilen ihtimam kadar sağlam ve dayanıklı olsa! Almış olduğumuz dayanıklı tüketim malzemeleri kadar uzun ömürlü olabilse! Borç yükü altına girildiği kadar, aileyi devam ettirme azim ve kararlılığı gösterilemiyor, azizim!

***

        Zamanın hastalığı düğünlerimize de sirayet etmekte, israfın her boyutu gözler önüne serilmektedir. Normal bir düğün ve  evin döşenmesi alt sınır; 25-30 bin TL’ye mal olurken, üst sınırı tahayyül bile edemiyoruz.

***

        Düğünlerdeki abartılı, gösteriş dolu takı merasimleri örnek oluşturarak, herkesi aynı adeti yapma zorunluluğu haline getirerek, haberlerde son olarak şok etkisi oluşturan “takılan çeyrek altının geriye istenmesi” gibi gayri nizami durumların ortaya çıkmasına da sebep olunmakta…

        Hasıl-ı kelam; düğün takıları borç anlayışı ile yapılırsa, nerede kaldı yardımlaşma geleneğimiz? İmkan nispetinde “Düğün el ile harman yel ile olur.” Atasözünün gereği çorbada tuzumuz olsun duygusu hakim olursa, değil takıları borç anlayışı ile yapmak,  zarfa koyarak kimden ne geldiğini bilmeden çorbaya tuz ilave etmek; en doğru davranış olur diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz dostlarım?