2018 yılının 10 Şubatında ikinci lisans diplomamı Anadolu üniversitesi AÖF işletme fakültesini bitirerek aldıktan sonra aklımda kalan bazı notlarımı aktarıyorum.

1955 doğumlu olarak 64 yaşıma bastığımda tamamladığım üniversite yıllarında klasik iki kelimeyle çok karşılaştım.

1- Okumanın yaşı yok

2- Bu yaşta üniversiteyi bitirsen ne olacaksın?

Okumanın yaşı yok diyenler güya bana moral vererek tesellide bulunuyorlardı. Sanki ben zorla okuyormuşum gibi söylenen bu sözün manası şudur: yaşlısın ama sabret bitir bu okulu, oysa ben 2010 yılında emekli olduktan sonra daha önce dışarıdan bitirdiğim lise üzerine devam ederek ilahiyat fakültesine başlamıştım. Bundan amacım ne maaş, ne maaş zammı ne de ündür, amaç sadece aydınlanmak ve geçmişe de geleceğe de bir ışık altında bakmaktır.

Bu amaç aynı zamanda ikinci şık sözlere de bir cevaptır.

2010 ila 2018 arası Konya’da bütün okullarda sınavlara katıldım, hem kampusun hem de diğer yüksekokulların ve liselerin salonlarında gençlerle yan yana sınıflarda yerimi aldım. Diyebilirim ki bu esnada benden daha önce doğanla hiç karşılaşmadım.

Bir de Konya’daki bütün Anadolu liseleri ve fakültelerinde girdiğim sınavlar sırasında adeta örgün eğitim alırmış gibi manevi bir haz alıyordum.

Öğrenci profilleri genelde gençler olmakla beraber elli yaşın altında olanlar ve nadiren benim gibi atmış yaşın üzerinde olanlar da vardı.

Cinsiyet bakımından genç kızlar daima önde görülüyor, bunların da yüzde doksana yakını mesture kızlarımızdan teşekkül ediyordu.

Bundan dolayı sınav mahalline alınırken milli eğitim ve emniyet görevlileri daima bana farklı bir şekilde baktılar. Bazıları görevli misiniz diye sorarken bazıları da normal kontrol edip içeriye alıyordu. Çok nadir olarak, amca bu yaşta mı? Demekten kendilerini alamayanlar da oluyordu.

Öğrencilerde normal karşılama ağırlıktaydı, aslında öğrenciler tam saatinde vardıklarından sohbet etme imkânı olmuyordu. Sınıflarda ise gerçekten çok ciddi bir disiplin hâkimdi. Kopya alma ve verme, konuşma, soru sorma.. Her şey yasaktı ve sınav müddetince milim milim bunlara uyuluyordu.

Bir buçuk dakika süre verilen her soruyu düşüne düşüne cevapladım, benim kaybedecek bir şeyim yoktu, ama bazılarının düşüncesinin aksine kazanacak çok şeyim vardı.

Bu kazançlarım arasında tek cümle ile ifade edebileceğim bir sürü şey öğrendim: dünya ve üzerinde yaşayanlar nedir, nereden geldiler, nereye gidiyorlar ve şu anda nasıllar, eskiden nasıldılar her şeye cevap verebilir hale geliyorsunuz.

Dünyayı ve üzerindekileri tam olarak anlayabilmek için ideoloji denilen tutucu ve sıkıştırıcı, ufukları daraltıcı nesneden uzak olmanın şart olduğunu öğrendim. Yani dünyada tarafsanız taraf olduğunuz nesne kadarsınız, ileriye gitmenizi sakın düşünmeyin. Her şeye tarafsız ve farklı farklı pencerelerden bakmayı deneyenler her zaman her yerde başarının anahtarını ellerine almış demektir.

Bir Müslüman olarak tek tarafımız İslam’dır, onda şüphe yok ancak İslam’ın da ana kuralı adalette ve yargıda Müslüman olanla olmayan arasında haksızlığa asla izin yoktur. Yani sokakta dövüşen iki adamı ayırırken gâvur olana bir tokat atarak Müslüman olanı sıvazlamak kesinlikle yoktur. İster fertler arasında isterse cemiyet ve devletlerarasındaki kavgaları ayırırken de haklılık ve haksızlığı tespit etmeği başa tutturmak şarttır.

Her yarıyılda şahsıma düzenlenmiş takdir ve teşekkür belgelerini alarak gururlandım.

“1968 yılının Ağustosu bitmek üzereyken ilkokulu Güneyyurtta bitirmiş ve nerede nasıl okumaya devam edeceğimizi düşünüyorduk.

 Bizim için okumak ne kadar önemliyse para bulmak ta o kadar önemliydi, o halde kitap defter forma parasını bulamazsak beşinci sınıftaki diğer arkadaşlar gibi ortaokula gitmeyecektim.

Zaten geçen yıl beşinci sınıfın on lira tutan masrafını hacı hasan gırında tuttuğum bir palazı yaz boyu çekirgelerle besleyerek büyütmüş yayladan köye inince de meraklısına 10 liraya satarak kitap defter parasını bulmuştum.

Eylül ayında arkadaşlar koca koca alnı hilal ve yıldızdan oluşan şapkaları takıp takım lacivert elbiselerini giyerek ortaokula başlamışlardı. Ben de Emirgazi kuran kursuna atanan abimin elleriyle oraya gittim. Emsile bina metinler, İsmail Hocada bellediğimiz Kur’an’dan sonra hemen başladık ardından Konya, İstanbul derken kendimi de bir Arapça hocası olarak bir kursunun başında bulduğuma yıl 1974’tü.

O zamandan beri bulunduğum ister ilmi ister halk tüm ortamlarda Arapça ve dini bilgiler hususunda Allaha binlerce şükürler olsun ki elime geçen kitabı okudum ama kendimi daima çok eksik hissederek devamlı okudum ve o zaman da şimdi de diyorum ki iyi ki kuran kursuna gitmişim.

Ancak bir meraklı olarak ortaokulda lisede üniversitede ne okunur hep merak ettim, kendi kendime İngilizce öğrendim. Bir köyde yıllık arpa ücretiyle durduğum imamlık sırasında diyanet bünyesine geçmeği, kadrolu imam olmayı çok istedim, ama olmadı. Daha önce Konya ve İstanbul’da bitirdiğim kuran kursu belgeleri işe yaramadı. Ankara’dan bir kurs diploması daha aldım ama oda işe yaramadı. Hulasa 1984’e kadar süren hasbi imamlık ve kur’an kursu hocalığım kadrosuz köy kalmayınca bitti.

Emekli olarak işimi çocuklarımdan birine devrettiğim 2010 yılına kadar kendi tekstil şirketimi yöneterek hayatın en tecrübeli yıllarını kazandım.

Borç harç alacak verecek derken dışarıdan bitirmeye bile fırsat bulamadığım okulları nasıl bitireceğimi düşündüm. Orta ve liseyi dışarıdan bitirerek 2013 yılında YGS’den yeterli puanı alınca Anadolu üniversitesi İlahiyat fakültesine kaydoldum.

 Şimdi eskisinden daha da mutluyum, 1968’in eylülünde başlayan ve beş yıl süren Kur’an kursu sırasında her sorana verdiğim cevaptan sonra ortaklaşa “orada diploma yok, istikbal yok” demelerinin sonu belki gelir, diyorum. Artık o ezikliği yaşamıyorum: diplomam da var, emekli maaşım da.”

Yukarıdaki yazıyı 2013 yılı YGS sınavından sonra girdiğim AÖF İlahiyat Fakültesine girişim sırasında yazmıştım ve haber olarak Ermenek ve Konya gazetelerinin yanında internet medyasında da yayınlanmıştı.

Bugün 10 Şubat 2018 günü Selçuklu ilçesi AÖF bürosundan ikinci lisans diplomamı aldım. Bu aynı üniversitenin İlahiyat fakültesinden sonra ikinci fakülte olan İşletme lisans diplomamdır.