Türkiye ve Konya gündemiyle ilgili yazılarımı hepiniz biliyorsunuz bugün bir farklılık yaparak bir kitap üzerine onun ben de uyandırdığı duyguları paylaşmak isterim. Tabii dilimiz döndüğünce...

***

Kitap okuma ile ilgili herkes farklı düşüncelerde olabilir. Kimisine göre iyidir, kimi daha kitabın kapağını açmamıştır hayatında. Ama işte o duyguyu o kitabın konusu sizi öyle dehlizlere alıp götürür ki... Bazen de hayata bakış açınız değişir ki, o okuduğun kitaba kendini de katarsan o yaşanan olayların içine işte o zaman okumanın verdiği o doyuma ulaştın demektir.

***

İşte o kitaplardan biri de hem romanın konusu hem içeriğiyle (ben polisiye romanları severim bu arada) beni alıp götüren Ahmet Ümit'in yazdığı Bab-ı Esrar adlı romandır. Belki de bu romanda Konya’nın gizemini bulduğum için güzel geldi. Yaklaşık 700 yıl öncesinden gelen bir fısıltıyla İngiltere'den yola çıkıp Konya'ya gelen Miss Karen'in Hz. Mevlana ve Şems Tebriz’i ile ilgili araştırmalar yapması ve Konya'da kendisinin parasını çalan hırsızın ertesi gün kolunun kesilmesi... Babası bir Türk semazen olan Miss Karen'in iki alimin sırrına erişmek için Mevlevihane’ye gelmesi ve daha neler neler... Romanı anlatırsam gizemi nerede kaldı değil mi?

***

Romana ilk başladığımda ünlü bir yazar neden Mevlana'yı konu olarak seçti, sorusu aklıma gelmedi değil.. Bakarsan Konya değil Gaziantep doğumlu. Ama Hz. Mevlana aşk ve gönül dünyasına o da dahil olarak ortaya güzel bir eser çıktı. Yazarın öyle bir hayran kitlesi var ki önceki haftalarda düzenlenen kitap fuarına o da katıldı ve ucu bucağı gözükmeyen okurlarına kitaplarını imzaladı. Bu kitabı Türkiye’de ve başka bir yerde okuyan insan inanıyorum ki soluğu Konya'da alacaktır.

Her zaman olmasa da fırsat bulduğumuzda okuyalım.

ÇOCUKLARINIZA ÇEVRENİZE DOSTUNUZA OKUMAYI ÖĞÜTLEYİN...