KONYA’DA BAĞCILIK

Konya, tarihi bir bağ kentidir: Musalla bağları, Sille bağları ve Meram bağları tabirleri bunun kanıtıdır. “Türbe önünde evi Meramda bağı” deyimi tarihi bir deyim değildir. Zira Konya tarihinde en büyük bağlar türbe önündedir. Nitekim Bağevliya Mahallesi türbe önündedir.

Bağcılık deyince üzüm bağlarını kastediyoruz.

Konya tarihinde kaydedilen arşiv belgelerinde geçen bağdan da bu anlaşılır. Ancak bağın etrafında da müsmir yani meyveli ağaçların olması tabiidir.

Buna karşılık Meram bağları dendiğinde akla bütün meyvelerin boy gösterdiği dört tarafı çevrili sulak bakımlı bahçeler akla gelir.

Bağ demek sadece üzüm değil mevsimine ve iklimine göre yetişen bütün meyvelerin bulunduğu bahçeye dendiği de malumdur.

Konya tarihine baktığımızda şehrin batısından doğusuna her tarafta bağların olduğunu görürüz. Tarihteki Konya’da Meramın bağ ve bahçe bakımından bir ayrıcalığı vardır, merhum Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Meram bağları için gördüğü yerleri sıralayarak “Meram bağları gibisi yok” der.

Aslında tarihte Karatay’la Meram arasında bağcılık bakımından bir fark yoktur.  

20.06.1987 tarih ve 3399 sayılı Kanunla Konya İl Merkezi Büyükşehir Statüsüne kavuşturulmuş; Karatay, Meram ve Selçuklu olmak üzere 3 ilçeye ayrılmış olan merkez Konya daha öncesinde Musalla bağlarında bitmekteydi. O sırada Şems Mahallesinde bağlar başlardı, Selçuklu ilçesinden eser yoktu.

“Türbe önünde evi Meramda bağı” deyimi tarihi bir deyim değildir. Zira Konya tarihinde en büyük bağlar türbe önündedir. Nitekim Bağevliya Mahallesi türbe önündedir. Topraklık civarında ara yerlerde kalan arsalarda şimdi bile eski bağ mandallarına ve sekilerine rastlamak mümkünüdür. Ancak dağa yaslanması ve Dere çayının Meramdan geçmesi su zenginliği bakımından Merama bir farklılık kazandırmıştır.

Konya tarihinde şimdiki gibi araziler ekenek değildir dev Konya ovası büyük oranda meradır. Zira halk ya bağcılık yapmakta ya da hayvancılıkla uğraşmaktadır. Büyük arazileri işlemeye ne çift öküzlerinin gücü yeter ve ne de karasabanla sürmekle tükenirdi.

Konya tarihinde Meram ne kadar bağlıksa Topraklık da, Kerimdede Mahallesi de, Hocacihan mahallesi de, Sille ve civarı da, Musalla tarafı da o kadar bağlıktı.

Peki, buralarda bağlar nasıl sulanırdı. Buraları sulamanın iki yolu vardı.

Ulu Irmak Çarşamba Suyu ve Meram Deresi

Birincisi Çarşamba suyu ki Beyşehir’den Akören Bozkır üzerinden Konya ovasına akıyordu ve Meram Dere çayının ulaşamadığı Konya’nın asıl arazisini sulayarak bağ ve bahçeleri mamur hale getiriyordu.

Çarşamba suyu zaman zaman azgınlaşarak yıllarca Konya arazilerinin kullanılamaz hale geldiği de oluyordu. Aşağıdaki belgede 1645 yılında Çarşamba suyunun bugünkü Karatayın en uç mahallesi olan Divanlar ve zincirliyi nasıl coşarak mağdur ettiği konu ediliyor.

“Emr-i şerif-i Hümayun Suretidir. (Sultan İbrahim)

… Mevlana Konya Kadısı zîdet fedailühü ve Kıdvetü erbabi’l-ikbal ve umdetü ashabi’l-iclal Camiu vücuh-i ahval-i âmiretü’l-hazaini bi-ahseni’l-âmal el-muhtassı bi-mezid-i inayeti’l-meliki’l-bari hazane-i âmiremin Karaman canibi Defterdarı dâme ulüvvühü tevkî-ı refî-ı hümayun vasıl olucak malum ola ki merhum ve mağfurun leh Sultan Selim Han tâbe serahü Karapınarda bina eylediği camii şerif ve imaret-i âmireleri evkaf Mütevellisi olan kıdvetü’l-emacidi ve’l-âyan Mehmet zide mecdühü halen derseadetime arzuhal idüp evkaf-ı mezbure Karyelerinden Kebekilise ve Divanlar nam karyelerde vaki’ olan mahsulat ve rüsumatı defter-i cedid-i hakani varakı mucebince bu ana değin vakf içün zabt olunurken Çarşamba suyu tuğyan idüp gelüp Zincirlü Nahiyesini gark idüp fukaranın nice malları zayi ve telef olup yedi sene murur idüp üç senedir su kurumağla reaya gelüp  herkes yerlerin ziraat eyledikte hala suğla Voyvodası akçe talep eyledikte reaya asitane-i saadete varup ahvallerin ilam eylediklerinde ellerine iki kıta emr-i şerif ve Şeyhu’l-islamdan fetva-yı şerif verilüp ve mamulün bih tuğralı defter-i cedid-i hakani suretinde iki üç yerde arazi-i mezbur su gelüp vaki’ oldukta münasafesi canib-i vakıf tayin olunup taraf-ı miriden dahl eylemeyeler deyu musarrah iken ve veçh-i meşruh üzere defter-i hakani sureti ve fetvay-ı şerif mucebince amel olunup dahl olunmamak babında emr-i şerifi rica eylemeğin imdi şer’ ve kanun ve defter mucebince amel olunmak emr idüp buyurdum ki;

Emr-i şerifim vardukta bu babta kapumdan ihraç olunmuş ve sahih ve cedid defter-i hakani suretine nazar idüp göresin. Defterde su basduğı takdirce münasafe vakfındır deyu tasrih olunup bir iki defa emr-i hümayun ve fetvay-ı şerif virilüp dahl olunmak icap eylemez iken hala suğla voyvodası olanlar mukaddema ol yerleri su basmıştır deyu hılaf-ı defter münasafe talep idüp canib-i vakıftan mıdır ve reayaya teaddi eylemekteler ise men ve def idüp defter-i cedid-i hakani suretine ve evamir-i şerifeme muhalif ve şer’a ve kanuna ve emr-i şerife mugayir suğla Voyvodası olanları müdahale ve muaraza ettirmeyesin. Alamet-i şerife itimat kılasın.

Tahriren fî’l-yevmi’l-âşiri Şehr-i Recebi’l-mürecceb li- sene: Erbaa ve hamsîn ve elf. Konya Şer’iyye Sicilleri 7/178 (1645)”

 Sık Çapalamayla Üzüm Bağcılığı

Konyalıların ikinci bağcılık yöntemi ise su yerine çapalama yöntemidir ki yağmurların kıt olduğu dönemlerde bağlar sık sık çapalanarak nemlenmesi sağlanıyor ve fevkalade meyve ve üzüm bağları hayatını sürdürüyordu.

Bu sistem Ermenek ve Hadim gibi sarp yamaçlara ve su uğramayan arazilerde ihya edilen bağlarda uygulanırdı.

Yakın zamana kadar sık çapalama yoluyla üzüm bağları Anadolu’nun birçok yerinde hala ayakta duruyordu ancak onlar da sanayie yenik düştüler.

Burada 1845 yılında yapılan temettuat sayımlarında Topraklık’ta bulunan Kerimdede Mahallecinden örnek bir hane veriyorum.

Aşağıda dökümü verilen hane, 170 yıl önceki Konya’da bağcılığı ve diğer mal varlıkları bakımından son derece iyi bir örnektir.

“Kerimdede Mahallesi Hane - 87

Mahalle-i mezbure sekenesinden hacı Ahmet efendinin oğlu Mehmet’in emlak ve arazi ve temettuu

Keten helvacılık çırağı olduğu

Sene-i sabıkada virgü-i mahsusadan bir senede vermiş olduğu 56

Aded-i ağnam rüsumu 2, otlakıye kışlakıye rüsumu 10= 12

 Bağ 1 dönüm, hemşiresiyle müşterek olduğu, hasılat-ı senevisi 1260: 145, 1261: 140=285

Diğer Bağ 1 dönüm, öğey validesinin olduğu, hasılat-ı senevisi 1260: 35, 1261: 35=70

Diğer Bağ 1 dönüm, hasılat-ı senevisi 1260: 145, 1261: 145=290

Sağman ağnam 15, hasılat-ı senevisi 1260: 90, 1261: 80 = 170

Erkek ağnam 13  senevisi 1260: 26, 1261: 26

Arıkovanı 2, hasılat-ı senevisi 1260: 10, 1261: 10=20

Dölsüz kısrak 1, kuzu 13, merkep 1

Merkumun bir senede tahminen temettuu 401 sanatından 300=701”