ABD FÜZELERİNİ ALKIŞLAYAN MÜSLÜMANLAR

“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal 46)

Son yirmi yılda üç İslam devletini korumak ve kollamak üzere batı emperyalizminin başı Amerika Birleşik Devletleri koalisyon adıyla Ortadoğu’ya cenabet askerleriyle çullandı.

Bunun en büyük suçu Allah’ın “imansızların giremez” dediği kutsal topraklara Amerikan ordusunu sokan Suudi Arabistan’dır. Sonra da bütün Müslüman devletler.

Sudanda, Somali’de, Mısırda, Libya’da, Suriye’de, Irakta, Afganistan’da ve daha bir çok ülkenin şehit kanıyla sulanmış tertemiz toprağına  ABD askerlerinin postallarının kiri bulaşmıştır. Bunun baş sebebi Müslümanların kendi aralarındaki çekişmeleridir. Bu çekişimeler bitmedikçe iki yakamızın bir araya gelmesi mümkün değildir.

Müslümanların birbiriyle çekişmesi iki türlüdür.

Birisi dünyalık saltanat, koltuk ve makam mevki derdine yapılan çekişmeler diğeri de sen mi daha iyi yoksa ben mi daha iyi Müslümanız kavgalarıdır.

Birinci kavga bir insanlık belasıdır ve binlerce yıldır insanların yarısı bu sebeple çıkan taç taht kavgalarıyla ölmüştür. Bu durumdan Müslümanlar da ayrı değildir, onlar da hep birbiriyle savaşa savaşa bu güne gelmişlerdir.

Bugün ise Müslümanlar arasında hiçbir devirde olmadığı kadar bir kutuplaşma söz konusudur.

Sünni-Şii ayrışmasında İran ve Suudi Arabistan başrolleri oynamaktadırlar. İran’ın Yemen ve körfez ülkelerine Şiiliği yayma hareketleri Suudilerin en büyük korkusudur. Oysa Suudi Arabistan selefilik adıyla ehl-i sünnete en büyük darbeyi indiren hatta el-Kaide gibi terör örgütlerine membalık yapan bir Vehhabi ülkesidir.

Suudi selefi mefkûresiyle yetişen kuzey Afrikalı gençler orada da Boko-Haramı kurarak kendi halklarını reaya ve sebaya kabul edip büyük katliamlara devam etmektedirler.

Irak Şam İslam devleti dedikleri Işid ise bu iki ülke ve komşularını sürekli taciz ederek sonunda ABD’yi bu ülkelere müdahale adıyla çöreklenmesine vesile olmuşlardır.

Asya’da Taliban Afganistan ve Pakistan Müslümanlarına kan kusturmakta ve oralara da emperyalistlerin çökmesi içi zemin oluşturmaktadırlar.

Görünen ve artık herkesin anladığı, farkına vardığı gerçek şudur:

Amerika ve ortakları İslam ülkelerinde taşeron örgütler kurdurarak halkı birbirine düşürüyor, kan gövdeyi götürmeye yakın da yerel güçler ve hükümetler bunları “haydi ne duruyorsunuz müdahale etsenize” diye resmen davet ediyorlar. İşte Afganistan da, Irak da, Libya da,  son olarak Suriye de durum budur. Müdahale edip kutsal topraklarımızı kirleten düşmana da “ne iyi ettiniz geç bile kaldınız” diyecek kadar zilletimizi de sonunda arz edebiliyoruz.

İkinci tür kavga ise mezhep hizip ve itikadi ayrışmaları bahane edip hatta bu hususta örgütler kurarak iç savaşı körükleyen unsurlar her zaman var olmuştur.

Son yıllarda batılıları korkutan ve adına islamo-fobia denen İslam korkusu Müslüman ülkelerde kurulan güya terör örgütleri olmuştur.

 Şimdi başa dönelim ve o serlevha ayeti bir daha okuyalım!

“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”

Ey Müslümanlar!

Bir: Allaha ve peygamberine itaat etmeye

İki: Birbirimizle çekişmemeye

Üç: Gevşememeye, safları sıkı tutmaya

Dört: Sabretmeye ve devletlerimizi kaybetmemek için Allah’ın bu emrine boyun eğerek birleşmeye, güçleri bir araya getirip kendi aramızdaki kavgaları kendimiz halletmeye var mıyız? Ey Müslümanlar!