Daha düne kadar henüz bir buçuk yıl varken, bu seçim havası da ne, derdik, işte buyurun 24 Haziran 2018 tarihinde yani iki ay sonra seçim kararı alındı.

16 Nisan Salı günü gurup toplantısında MHP genel başkanı Devlet Bahçeli 26 ağustos 2018’i seçim için önermişti, 18 Nisan günü cumhurbaşkanıyla konu görüşüldü ve iki ay daha erkene alınarak bu tarih verildi.

İki lideri bu kadar çok erken bir seçime iten husus tabi ki ortamın ve partilerin topyekûn seçim sath-ı mailine girmeleridir.

24 Haziran seçimi MHP’nin ikinci defa bölünüşünün ardından yapılıyor.

Birinci bölünüş BBP ve Muhsin Yazıcıoğlu hareketiyle olmuştu, merhum Yazıcıoğlu’nun kurduğu parti kurucusunun soyadındaki esrarengizliğe ve parti adındaki büyüklüğe rağmen hiçbir zaman büyüyemedi ve cüce bir parti olarak halen hayatını sürdürüyor.

MHP’nin ikinci bölünüşü İYİ partiyle oldu. Şu anda İYİ parti BBP’den çok daha hızlı esen bir rüzgâr yakalamış durumdadır. Ancak 65 günde çok şeyler çok şeyleri değiştirebilir.

1965 yılından beri seçim takip ederim, hiç birisi diğerinden önemsiz değildi. 24 Haziran seçimleri ise şimdiden kurtuluş savaşı, Ergenekon çıkışı ve Malazgirt girişi gibi hayatiyete sahip olarak algılanmaya başlandı.

1950yılında çok partili döneme giriş yapılalı beri uygarca bir seçim propagandasıyla geçen ve sonuçlanan seçimimiz yoktur. Liderler birbirini en ağır suçlarla suçlamaya devam ettiler ve edeceklerdir.

Bunun nedenini defalarca söyledim tekrar edeyim: Türk milleti doğrusu birden çok olan bir millettir, her lider kendisini olmazsa olmaz kabul eder, kendinden sonrasını tufan addeder ve her şeyi kazanmak üzere kurgular.

24 Haziran 2018 seçimlerinde ise hepsinden daha çok gerekçeleri vardır. Muhalefete göre iktidarın ele alınacak tarafı yoktur, iktidara göre muhalefetin iktidar olacak birikimi yoktur.

Bununla kalsa hoş, nahoş olanı liderlerin bir araya gelecek, yüz yüze bakacak halleri mecalleri yoktur, zira birbirlerine demedik bırakmamışlardır.

Türkiye’de her muhalefet seçim propagandalarında iktidarı asar keser, meydanlarda darağacı ipleriyle dolaşır.

1950 yılından sonra hiçbir zaman iktidarı bırakmayan istisnalar hariç tutulursa hep seçim kazanan sağ parti liderleri de meydanlarda hep kefen edebiyatı yaparlar, zira muhalefet hep asmaktan kesmekten ve darağacından bahseder.

Bu seçimde ise iktidarın da muhalefetin de birbirlerini asmaya kesmeye çok daha fazla malzemeleri vardır zira iki taraf için de diğer taraf hıyanet içindedir.

Şunu ifade edeyim ki eğer bu seçimde de muhalefet iktidarı hakaret ederek iktidara yürümeyi hedeflerse kesinlikle kaybeden onlar olacaktır.

Şunu unutmayalım ki dünyada adı duyulan bir Türkiye, Türkiyeliyim deyince karşıdakini toparlanmaya sevk eden bir imaj gururumuz okşayan unsurlardır. Bu nedenle liderleri birbiriyle kavgaya değil projelerle halkı etkilemeye davet ediyorum.

Muhalefeti asma kesme ve darağacı edebiyatından uzaklaşmaya sevgi saygı ve anlayışla yaklaşarak halkı etkilemeye davet ediyorum.

İktidarı özellikle bir üst makam olan cumhurbaşkanlığı makamını muhalefet liderleriyle ad vererek uğraşmamaya buna karşılık halkın gönlünü kazanmaya ve kırgınları onarmak için tedbir almaya davet ediyorum.

Hem muhalefeti hem de iktidarı itici, bölücü ve küçük düşürücü: şerefsiz, namussuz, hain, adi, alçak, sefil, cibilliyetsiz gibi utanç veren kelimelerle bezeli nutuklardan uzak durmaya çağırıyorum.

2018 Haziranında yapılacak bu çok erken seçimde seçmenleri de, arkadaşlıkları partiye endekslemekten, liderlerin tahrik edici vaat ve söylemlerine alet olarak kutuplaşmaktan ve insanları partisine göre değerlendirmekten uzak durmaya davet ediyorum.

Bu seçim erken olduğu kadar çok şeylerin de yazılacağı bir seçim olduğundan dolayı başta kendim olmak üzere bütün yazarları sağduyuya, iffete ve soğukkanlılıkla vatan, millet ve Türkiye sevdası ışığında yazılar kaleme almaya çağırıyorum ve diyorum ki:

Yazılacak çok şey var.