SEÇİM SATH-I MAİLİNE GİRERKEN

Demokrasi insanlığın keşfettiği doğruya en yakın idare biçimidir. Öyle ki insanları kandırmak için komünist ülkeler bile eskiden kendilerini “Demokratik Cumhuriyet” olarak sunarlardı ‘90’lı yıllara kadar. Mesela batı Almanya idarecisini seçimle işbaşına getirirken diktatörlükle yönetilen doğu Almanya’nın adı hiç seçim görmediği halde “Demokratik Almanya” idi.

Seçimler demokrasinin bayramlarıdır. Bu bakımdan kesinleşen 24 Haziran 2018 seçimlerini bayram, şenlik ve şölen geçireceğimiz bir gün olarak kabul etmeliyiz.

Bu seçimlerin diğerlerinden bir farkı hatta çok önemli bir farkı var: bu seçimle parlamentoda ve halkoylamasıyla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi uygulamaya başlanacaktır. Bu parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş demek olup bu seçimlere “Tarihi” damgasını da vuracaktır.

Ülkeyi yönetecek cumhurbaşkanını ve milletvekillerini bir süreliğine seçeceğimiz bu seçimlerde herkes kaybetmeye de kazanmaya da hazırlıklı olmalı sonunda mızıkçılığa meydan verilmemelidir.

Tarih insanların nasıl yönetileceği konusunda bize tek seçenekten haber verir; o da hanedan yapısı içinde gelişen bir yönetimdir. Ne doğuda ne batıda daha 1789 Fransız ihtilaline kadar krallıklar dışında bir ülke yönetimi yoktur; Baba ölmeden önce tacını tahtını devredeceği kişiyi belirliyor ve ona göre hazırlıyordu. Bundan beteri de hanlar, hakanlar topraklarını evlatları arasında bölüştürerek göçüp gidiyordu.

Yüce peygamberimiz vefat edeceği günü hatta dakikayı bile Allah’ın bir lütfu olarak bilmesine rağmen asla bir veliaht tayin etmemiş ve halifelik makamına da kimseyi atamamıştır.

Kendisinden sonra Müslüman delegelerin seçtiği, otuz yıl hüküm süren dört halifeden hiç birisi oğlunu ya da yakınını yerine önermemiştir. Sadece kendilerine göre o anda yaşayan en takva kişi bildiklerini tavsiye etmekle yetinmişlerdir.

Tüm kurumlarıyla oturmuş, İslami naslar ışığında şekillenmiş ve hakka teslim olan bir halkın seçimiyle idarecilerinin oluşturulduğu bir cumhuriyet şu ana kadar dünyada denenen tüm yönetim biçimlerinden daha iyidir.

Bu ülkede yaşayan hiç kimsenin Müslümanları cumhuriyetle kavgalı göstermeye hakkı yoktur. Cumhuriyet hepimizindir, kimsenin kimseyi potansiyel cumhuriyet karşıtı gibi göstermeye hakkı yoktur.

Seçimden önce ve her zaman etnik farklılıklarımızı İslam’ın harcıyla kapatarak hoşgörü ve sevgi ikliminin asude rüzgârlarını estirmeliyiz.

"Kendine iyi bir müsteşar seç" Nebevi buyruğunu baş tacı yapan idareciler daima başarılı olmuşlardır her dediğim doğru diyenler ise hüsrandadırlar.

Sultan Abdülhamit her dediğine onay veren danışmanlarını değiştirip haklı eleştirilere kulak verseydi Osmanlı imparatorluğunu aniden öksüz bırakmazdı.

Devletleri ve bütün tüzel kişilikleri ayakta tutan sır istişaredir bu sırrın şifresi "isleri aralarında istişare iledir" ayeti kelimesidir.

İktidar bu seçimde de muhalefetin vaatlerine uçuk deme yerine daha fazlasını söz vermelidir asgari ücretlilere sürpriz uygulamalar öngörmeli.

Batı demokrasilerinde genelde 2 parti mücadele eder biri sağcı biri solcu olabilir veya biri dinci biri laik olabilir ama ikisi de ılımlıdır.

 

Türkiye emsali Asya'daki Müslüman ülkelerde ise onlarca parti seçime girer ve itidalden, hoşgörüden son derece uzak bir kampanya yürütürler.

 

Türkiye'de seçime giren dört parti kendi arasında iki guruba ayrılırsa AK Parti Ve MHP bir gurupta olması gayet normaldir nitekim cumhur ittifakıyla bu gerçekleşmiştir.

 

İttifaklar bütün görüş ve ideolojilerin mecliste temsili için bir fırsat olmuştur. Bu nedenle yüzde onu geçemeyecek partilerin kendilerine en yakın buldukları partilerle ittifak kurmaya gitmeleri, gerekiyor.

 

Partilerin gruplaşması yani birbirine yakın partilerin beraber seçime girmesi kampanya yürütmesi veya kampanyada kırıcı olmamalarını beklemek hakkımızdır.

 

İnsanları ya bizdendir ya da karşıdandır manasında hemen kategorize etmek en kolayıdır. Anlamaya çalışmak zahmeti beklemek boşunadır.

 

Türk milleti olarak hepimizin müzmin bir hastalığı vardır: önyargı, görüşlerimize aykırı bir fikir gördük mü tahlilsiz atıyoruz karşı tarafa.

 

Seçim yarışının diğer seçimler öncesi gibi vurucu kırıcı değil kucaklaşarak, sonuçlara saygı göstererek yürümesi yanlısıyım dehşet ve şiddetten uzak ve mutedil olarak.

 

MHP dururken yeni bir milliyetçi parti kurulması nasıl sonuç vermezse CHP dururken yeni bir sosyal demokrat parti de bir yere varamaz.

 

Fikriyatta aynı guruba düşen partiler seçim kampanyalarında daha dikkatli olmak zorunda, nefret dili ve hakaret üslubundan uzak durmalıdır.

 

Milyonlarca şehidimizin toprağa düşmesi uğruna Osmanlının küllerinden kurduğumuz bu son Türk devletini yıpratan her hareket bir gaflettir.

 

AKP ve MHP tabanını oluşturan muhafazakâr ve milliyetçi arkadaşlarımız her hatalarında liderlerini her türlü aşırılığa karşı uyarmalıdırlar.

 

Parti liderinin kararlarını kayıtsız şartsız yanlış da olsa savunmaya kalkışmak biata da uymaz demokrasi de değildir. Bu konuda en demokrat parti CHP'dir.

 

Yanlış kim yaparsa yapsın yanlıştır parti liderimiz bir hatalı karar alırsa ve biz buna yanlış diyebiliyorsak vicdanımız hür demektir.

 

12 Eylül 1980 yılında yapılan darbeyle koalisyonlar dönemi bir daha kapanarak tek başına iktidara yol açan 1983 yılı seçimleri yapıldı. Bu seçim 12 Eylül Darbesinin ardından yapılan ilk genel seçimdir. Bu genel seçim ile TBMM 17. dönem milletvekilleri seçilmiştir.

Turgut Özal merhum, herkes tarafından sevilen bir lider olarak Türkiye tarihindeki yerini almıştır. 141, 142 ve 163. Maddeleri kaldırarak fikir özgürlüğünün önünü açmıştır. Ekonomide gereksiz yasakları kaldırarak herkes tarafından kabul edilen bir devrim yapmıştır. Halka tepeden bakan değil kucaklayan, dışlayan değil, içleyen, nefret yerine sevecenliği getiren bir önder olarak büyük sevgi seli oluşturmuştur.

İlk defa Cumhurbaşkanlığı makamını emekli asker olma teamülünden çıkararak sivilleştirmiştir. Halkın arasında namaz kılan, halkla bütünleşen bir başbakan ve cumhurbaşkanıyla Türkiye onun zamanında tanıştı. Onun zamanında Türkiye’de elektriksiz, telefonsuz köy kalmadı. Renkli ve özel TV dönemi onunla başladı.

2018 yılına gelindiğindeyse ülkemizin cumhuriyet tarihinde ilk defa çok büyük yatırımlara imza attığı görülüyor, bu yatırımlar için 2023 hedef gösterilerek büyük heyecanlar meydana getiriliyor.

Bu bakımdan iktidar bu hedef tarihte başta olmak isteyecektir. Bu gayet normaldir. Muhalefet ise hükümeti düşürmek peşindedir bu da normaldir. Biz normal olmayan yollarla hedefe ulaşmaya çalışarak huzurun bozulmasını asla istemeyiz.

Her iki taraf da itidali elden bırakmamalı, karşılıklı ağır suçlamalara gidilmemeli, hatta bir televizyon kanalında mutlaka memleket meseleleri liderlerce 24 Haziran 2018’den önce tartışılmalıdır