İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûne – Biz Allaha aitiz ve biz ona döneceğiz, ayeti sadece taziyelerde söylenecek bir ilahi düstur değildir.

Bu ayet aynı zamanda hayatımızın da bir düsturu ve rehberidir. Dünyaya ait olmamamız gerektiğini, asıl vatanın ahiret yurdu olduğunu bize iş’ar eder.

Bu gerçek, dünyayı arkaya atarak sersefil ve miskin hale düşmek değildir, aksine ahireti kazanma yolu Allah’ın “Siz inananlar olarak en üstünlersiniz” ayetine de layık olunmasından geçer. Yani “Dünya ahiretin her bakımdan tarlasıdır” Ancak amelimiz de itikadımız da sağlam olmak, dünyalıklar için ahireti feda etmeye izin vermemek mecburiyeti vardır.

 İslam dini bir bütündür, onu parçalamak: birazını almak birazını almamak diye bir şey olamaz.

Bazıları derler ki şu konu Kur’an’da yüzde beş oranında, bir başka konu da yüzde şu kadar oranda yer alıyor. Bundan bir ehemmiyet cetveli çıkarmak son derece yanlıştır.

 Müslümanın tek diyeceği şudur: Allaha cc ve ondan gelenlere, peygambere (sav) ve ondan gelenlere inandım ve dayandım.

Kişilerin, kurumların, tarikatların, cemaatlerin ve hiçbir kişiliğin kendi çıkarı için Allah ve rasülünden gelen ayet ve hadisleri zoraki yorumlarla hayrına çevirmeye gayret etmesi asla kabul edilemez.

Büyümek için, ilerlemek için, tanınmışlığı artırmak, itaati sağlamlaştırmak ve benzeri hiç bir sebeple İslami naslar eğilip bükülemez. 

Türkiye tarihinde cemaat ve tarikatlar istisnasız olarak büyüme ve taraftar toplama konusunda önde olmak için İslam’dan taviz vermişler ve vermektedirler.

Cemaat ve tarikatlar İslam’dan taviz vere vere büyürken karşıdaki diğerlerine karşı da o derece soğuk ve kıskançtırlar. Cemaatlerin ve tarikatların birbirine neden soğuk oldukları durumu başlı başına bir doktora konusudur.

Her tarikat ve cemaat İslami eğitimde en doğru kendi üslup ve tarzlarının olduğunu kabul eder. İslam’ı en iyi kendilerinin yaşadıklarını anlatırlar. Diğerlerinin kendilerine bağlanması gerektiğini düşünürler ve telkin ederler.

Diğer tarikat ve cemaatleri mutlaka kötülemek zorundadırlar. Çünkü müntesipleri her zaman ayrılma riski taşır. Kötüleme: iki çeşit olup ya, en doğru biziz ya da tek doğru biziz şeklindedir.

Bunların hiç birisinin dinimizle alakası yoktur ama İslam’ı daha iyi anladığını ve yaşadığını savunanlar ve bu iddia ile yola çıkanlar bu hatalara düşerler.

Tarikat ve cemaatler ekonomik hareketlere başladıkları an müritlerin merkezlerine bağlılıkları bir kat daha artar zira artık kaybedecek maddi şeyleri de vardır. Bu maddiyat ne kadar çoksa ve dallanmışsa misliyle dünyevileşmek ve dinde taviz üstüne taviz vermeler sıralanmaya başlar. İşin en tehlikelisi de yaptıkları hataları savunarak İslami çizgiyle çatışır hale gelmek olur.  

Dünyaya aidiyet, İslam’ı dünyaya feda etmektir. Dünyayı korumak adına ahirette zaafa düşmektir.  Dini sapmalardan dolayı değil de mali kaynakların kurutulma riskinden dolayı idarecilere, ülülemre itaatten çıkmaktır.

İslam’ın tebliği ebedidir. Kur’an ve İslam tamamlanmıştır, ama onun duyurulması ebediyen sürecektir. Zira dünyada yeni nesiller ilahi hak dinin varlığından habersizdir.

Bu tebligatın önüne zaman zaman engeller, dikenli teller çıkabilmektedir. Bunları yine yaşadığımız ahlaki değerlerden istifade ederek aşmamız gerekir. Aksi halde bize yapılanlara aynıyla mukabele etmek ve ya elimizdeki dünyalıkları kaybetmemek için elimizde bulunan basın vb. silahlarla bize yakışmayan bir mücadeleye girişmek bizi son derece zayıflatacaktır.

İslam’ı dünyaya yaymanın önündeki en büyük engel dünyaya aidiyet kesp ederek benlik ve mal toplamaktır. Birincisi olan benlik: benim cemaatim yaptıysa tamam, diğerlerinin yaptığı önemli değil gibi müridanda oluşan sapkın düşüncedir.

İkincisi yani mal ve dünyalık yığmak ise tehlike anında bizi gayr-i ihtiyari olarak onları savunmaya iteceğinden ve onları korumayı İslam’ı korumakla eş tutmak gibi sapkın düşünceler sonucu mücadele şeklimizi Allah’ın istediği şeklin haricine çıkaracaktır.

Dünyalık öyle bir tutkudur ki bizi İslami tebliğden alı koyduğu gibi bir de basit dünyalıklarımızı korumak için üstelik bunun adına İslami hassasiyet diyerek gayr-i İslami yöntemlerle fitnelere ön ayak olmaya da sebep olmaktadır.

DİNE YA DA DÜNYAYA AİT OLMAK - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Suni saha