SİVİL TOPLUM VE DÜNYEVİLEŞME

Konya STK Platformu 15. Bursa Ufuk Turunun ana teması yukarıdaki başlıktır.

Burada neler olup bittiği ve değerli tebliğcilerce nelerin ele alınıp tetkik edildiği hakkında geniş malumat sahibi olmak için sonuç bildirisindeki şu 13 maddeye bakmak yeterlidir.

Konuyla alakalı hatıra, tespit ve mütalaalarımı inşallah önümüzdeki günlerde Ramazan sayfamızda sizlerle paylaşacağım.   

Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Adına İcra Heyeti Başkanı Muhsin GÖRGÜLÜGİL’in 12 Mayıs 2018’de açıkladığı sonuç bildirisinin maddeleri şöyledir:

1. İnsanlığı ve toplumumuzu derinden etkileyen dünyevileşme hastalığı insanımızda ebediliği bu dünyada arama ve geçici dünyayı amaç olarak görerek, kalbine yerleştirmek suretiyle dünya-ahiret dengesini yanlış bir düzlemde ele alma sonucunu doğurmaktadır. Böylece, asli sorumlulukların ihmali ile ebedi mutluluk fikrindeki ilahi mesajın yanlış okunması problemi ortaya çıkmaktadır.

2. Modernleşme ve dünyevileşme bireyselleşmeyi doğurmakta, bu durumda ise anlam kodlarımızdan uzaklaşmamızın önü açılmakta, toplumsal suçların artmasına, şiddetin kurumsallaşmasına, yaratanına ve topluma karşı nankörlüğün yaygınlaşmasına sebebiyet vermektedir. Böylece insanımız ibadetleri ve temel dini ritüelleri dünyevi kelime ve kavramlarla açıklama garabetine düşmektedir. Böylece ihlasın kaybolduğu, gösterişin yaygınlaştığı ve ilahi emre muhatap bireyin silikleştiği bir vasat doğmaktadır.

3. Kendisini dünyanın merkezinde gören birey dünyevileşmenin sorumlusudur. Ancak bu sorumluluk münferit değil, çok aktörlü bir olaydır. Kendini beğenen, her yaptığının doğru olduğunu düşünen fert değerleri ve geleneği bozmaktadır. Kendi ürettiğinin esiri olan, kendi doğrularını kendi üreten ve kendi dışındakileri yok sayan insan anlayışının değiştirilmesi için toplum olarak planlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

4. Dünyevileşme hastalığını da üretmekte olan sekülerleşme, birileri tarafından Batılılaşma ve modernleşme için ön şart olarak sunulmakta, dünyevileşirken sosyal ve siyasi kurumlarımızın dinden ve değerlerimizden uzaklaştırılması sonucunu doğurmaktadır. Sekülerleşme sürecinde medya, eğitim sistemi, ekonomik koşullar, toplum algısının değişmesi ve dini kurumların etkisini yitirmesi gibi faktörle etkili olmaktadır.

5. Temel ve değişmez metinlerimiz olan Kuran ve Sünnet bizlere hayatımızda ölçülü olmayı, aşırılığa kaçmadan iki dünyaya ait sorumluluklarımızı yerine getirmeyi emretmektedir. Madde-mana ilişkisini kurma aşamasında, hayatımızın tanzimi safhasında ve kamusal süreçlerin düzenlenmesi esnasında bu ilahi ve hassas dengenin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

6. Dünyevileşmenin ana sebepleri arasında sayılması gereken materyalistleşme ulusal ve küresel etkenlere dayanmaktadır. Küresel düzeyde haksızlıkların ve soygun düzenin yaygınlaşması yapay tüketim ilişkilerinin belirmesine neden olmaktadır. ‘Tüketim odaklı üretim’ ve ‘üretim merkezli soygun’ sistemi geniş kitlelerin psikolojilerinin bozularak yapay tüketim kalıplarının üremesine yol açmaktadır. Böylece, ekonomik çarpıklıkların giderilmesinde sağlam ilişki seviyelerinin tesisi gerekli hale gelmektedir.

7. Değerlerimizin ve geleneklerimizin sorgulanır hale gelmesi, toplum nezdinde erozyona uğraması toplum bileşenlerimizi bozmuş, dengelerimiz tersyüz olmuştur. Oysaki toplumsal düzenin bozulması buna bağlı diğer tüm düzenleri mecrasından çıkarmakta, telafisi mümkün olmayan sonuçlara sebebiyet vermektedir. Bu durumda dinini ve değerlerini asgari seviyede pratiğe döken, ‘Minimal Müslüman’ tipi yaygınlaşmaktadır.

8. Öte yandan; gelenek ve toplumsal tecrübemizde geniş yer tutan iyi uygulamalarımız bizlere umut ışığı vermekte, özellikle 15 Temmuz şanlı direnişini de doğuran toplumsal ruh hali yeniden gün yüzüne

çıkmaktadır. Değişimi ve gelişimi sağlayacak nüve milletimizin derin vicdanında mevcuttur. Her şeye rağmen toplumsal reflekslerimiz ve yardımlaşma kültürümüz varlığını devam ettirmekte, yakın coğrafyamızdaki milletler başta olmak üzere tüm mazlum toplumlara çare olma durumumuz sürmektedir.

9. Dünyevileşmenin ilacı, içe kapanma değil, doğru alanlara yönelmedir. Bu durumda münzevileşme gibi bir alternatifimiz de bulunmamaktadır; temel anlam kodlarımıza yönelmekten başka çare yoktur. Dönemin ruhuna uygun hareket ve içe kapanan yerine küresel sisteme değer sunan bir medeniyetin ihyası için çaba gerekmektedir.

10. Sivil Toplum kuruluşlarımız, toplumsal sorumluluk bilinci içinde, çalışmalarını sürdürdüğü durumlarda dünyevileşmeye karşı panzehir oluşturabilirler. Sivil olmak fıtri olana dönmeyi, hak ve adalet temelli çalışma yürütmeyi ve topluma yönelik faydalı işler yapmayı gerektirir. Türkiye’de sivil toplum gelişmekte, sorumluluklarını yerine getirmek için derin bir çaba içerisine girmektedir. Sadece üyeleri için değil, tüm topluma yönelik çalışma yürütmesi sivil toplumu gelişmesi gereken bir alan haline getirmektedir.

11. Dünyevileşmenin bertaraf edilmesinde dini hizmet veren resmi ve özel kuruluşlara büyük sorumluluklar düşmektedir. Toplumun tüm üyelerine ulaşabilme potansiyeli bulunan bu kişi ve kuruluşlar hâlihazırdaki ilke ve süreçlerini gözden geçirmek durumundadırlar. Din dilinin tehdit içermemesi, sevdirme ve kolaylaştırma yoluyla yaygın etkisini genelleştirme imkânına sahip olması dünyevileşmeye karşı düşünülebilecek adımlar arasındadır.

12. Yasal mevzuatımızda mevcut bulunan dünyevileşme pratiklerinin acilen ve kökten biçimde gözden geçirilmesi elzemdir. Aile, kadın, genç ve çocuk asli fonksiyonlarına döndürülmeli, bu aktörlerin ‘birlik ve beraberlik içinde uyumu’ acilen sağlanmalıdır.

İthal yasa ve düzenlemelerle toplumumuz sulh ve sükûna kavuşamayacağı gibi, aile ve üyeleri sadece yasal düzenlemelerle de korunamaz. İnsanımızın vicdanına ve inancına hak merkezli yaklaşımlar yerleştirilmedikçe sorun çözülemez.

13. Son dönemlerde Milli Eğitim sistemimizde yürütülen öze dönüş kabilinden yararlı çalışmaların artarak devam etmesi bir zorunluluktur. Üzülerek ifade etmemiz gerekiyor ki, ilk ve orta öğretim müfredatı uzun yıllar boyunca değer-odaklı bir yaklaşımla tespit edilmemiş, toplumumuza ve değerlerimize aykırı uygulamalar, dünyevileşen ve bağlamından uzaklaşan toplum kesimlerinin doğmasında önemli bir rol üstlenmiştir.