Kelime-i Tevhit Ayrılmaz bir bütündür

Tevhit: Arapça bir manasına olan vahid kelimesinin tef’il babı kalıbının mastarı olup birlemek demektir. Tevhit kelimesi/kelime-i tevhid iki cümleden oluşur, ilk cümlesi “Lâ ilâhe illallah” bu, Allah’ın tüm peygamberlerine insanlığa bildirmelerini istediği zatının, ortaksız bir olduğunun ifadesidir.

 

Bir peygamber ümmetinin o peygamberi Allah’ın elçisi kabul etmesi demek olan ikinci bir cümle daha vardır ki imanın ilk iki şartı ihtiva edilmiş olmaktadır. Mesela: Hz Adem Safiyyullah, Hz İbrahim Halilullah, Hz Musa Kelimullah, Hz İsa Ruhullah ve Hz Muhammed Rasülüllah (s.a.s) sıfatlarına çeşitli ayetlerde layık görüldükleri gibi. Bu tamlamalarla anılmak bu peygamberlere Kur’an-ı kerimin ya doğrudan ya da dolaylı bir telaffuzundan alınmıştır. Son peygamber yüce efendimizin adı geçen tamlaması şu ayet-i kerimede geçmektedir:

 

“(Muhamedün rasülüllah) Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir” (Fetih 29)

 

Hz Adem’e “Şüphe yok ki, Allah Teâlâ Âdem'i, Nûh'u, İbrahim'in âlini ve İmrân'ın âlini âlemler üzerine mümtaz kıldı.(Al-i ımran 33) ayetinde geçen seçme anlamındaki “istıfa” kökünden gelen ve Allah’ın seçtiği” manasında “Safiyyullah denmektedir.

 

Hz İbrahim’e “Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost edindi.” (Nisa 125) ayetinde dost manasına “halil” kelimesi tamlamaya girerek “Halilullah” oluşmuş olub “Allahın dostu” demektir.

 

Hz İsa ise “Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “(Allah) üçtür” demeyin.[136] Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah, ancak bir tek ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Vekil olarak Allah yeter” (Nisa 171) ayetinde kendisi hakkında açıkça “kendisinden bir ruhtur” dendiği için “Allah’ın ruhu” anlamında Ruhullah denmiştir.

 

Hz Musa’ya da “Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah, Mûsa ile de doğrudan konuştu.” (Nisa 164) bu ayette geçen “Allah’ın kendisiyle konuşmasından” dolayı “Allah’ın konuştuğu” manasına “Kelimullah denmiştir.

 

Şimdi sadede gelelim: son yıllarda “kelime-i tevhidin ikinci cümlesini söylemekten çekinenlere” karşı tavrımız hakkında Allah’ın muradına aykırı sözler duyulmaktadır, halk arasında alim bilinen bazı zevatın; ikinci cümleyi kabul etmese de kendi peygamberine ve Allaha iman edenlerin cennete gidecekleri gibi sapkın söylemleri duyulmaktadır.

 

Böyle bir sapkınlığa düşenlere Allahtan doğruyu göstermesini niyaz ederiz, ancak ayetleri ve hadisleri zoraki yorumlarla ve ilhada varan sündürmelerle konuya alet etmeleri esef vericidir.

 

Bu konuda tek doğru: “Allah’ın katında tek din(Al-i ımran-19)” olan ve biz insanlara “tamamlayıp ancak ondan razı olacağını(Maide-3)” vurguladığı ve kabulümüzü istediği İslam dinine girmeden cennete girmenin mümkün olmadığı gerçeğidir.

 

Bunun aksini iddia etmek; “İslam’dan başka din arayanların bulduk sandıkları bu dinin asla kendilerinden kabul edilmeyeceğini(Al-i Imran-85)” haber veren ve insanlığa yüzbinlerce peygamberin tebliğ ettiği amentümüzün olmazsa olmazı olan “ayırım yapılmadan iman edilmesini (Bakara-285)” istediği peygamberlerin tamamını ve ya bir kısmını ya da bir tanesini atlamak asla muradı olmayan Allaha bir iftiradır.