Sulama sularının kapalı muhkem borulara alınması, ardından damlama sistemiyle fidanların ve sebzelerin dibine kadar kapalı uzatılması kuşun kurdun yılanın çıyanın susuz kalmasına ve çoğunun nesilleri tükenme tehlikesiyle karşılaşmasına neden olmuştur.

Hacellez yeri her mevsimde sığınılacak ve dinlenilecek bir limanımızdır. Günlük makalelerimi rahatça yazabileceğim, hikayeler, romanlar, şiirler döşeyebileceğim ilham kaynağı bir mekandır.

2010 Yılında emekli olduktan sonra doğduğum yerde mütevazı bir istirahat yeri yapma ihtiyacı doğdu.

Bu yer Güneyyurtta babam merhumdan kalan Hatıpyeri mevkiindeki Hacellez yeriydi. İki dönümden fazla olan bu yerde elli metrelik bir evcik ve kelif yaptık.

Burada her türlü meyve ağacından diktik. Başta ceviz, zeytin, badem ve üzüm olmak üzere meyvelerini 2017 itibariyle deşirmeye başladık.

Hacellez Yerinin Yılanları Zararsızdır.

Bir gün 1967’de anam rahmetli eve hacellez yerinden dönünce şunları anlattı: firek fidelerini yatırırken ben bir evleğin başından ilerlerken dibimdeki diğer evleğin başından da bir yılan ilerliyordu. Bu halde üç dört evlekte beraber vardık geldik, fideleri yatırtma işi bitmek üzereyken ben yılana “hade var get gayrı deliğine” dedim, hemen oracıktan uzaklaştı.

1960’lı ve yetmişli yıllarda hacellez yerinden üç dört eşek yükü üzüm toplardık, baranalar boduç gibi isbitiranla dolar kalırdı. En baştaki pelitte tilkikuyruğu üzümü vardı, çok yenekli olduğundan onun olmasını gözlerdik.

O yıllarda söğütlü suyu tamamen araziye verildiğinden hacellez yerini hep sebzeyle doldururduk. Darı yeri ise göndübiredeydi. 1970’li yıllarda söğütlü suyunun büyük bölümü evlere borularla şebeke suyuna verilince avar yapmak yarı yarıya azaldı. Bu tarihten sonra gençlerin de gurbete gitmesiyle çoğu bağlar bahçeler müzmahal oldu, kurudu.

 2000’li yıllarda meravlı pınarların sularıyla beraber söğütlü suyu da sağlam borular içine alındı böylece su arıklarda çevresine sızmadan ve kimseye yem olmadan tarlanın başına kadar varıyordu. Herkes kendi tarla ve bahçesinin başındaki vanayı açarak sulamasını yapıyor.

Oysa daha önceleri suyu söğütlüden kestikten sonra ilk zamanlar toprak sonraları beton arıklardan açıktan akarak yerine ulaşırdı. Arıkların boyuna serçeler su için toplanır, yılanlar çıyanlar su için arığa eğilirdi. Arıkların kenarları ise katır yoncası dediğimiz garanti bankasının simgesi olan ibrişim gibi yeşil otlarla yeşerir, beyaz papatyalarla ağarır, deli nergizlerle morarırdı.

Son Yıllarda meyvecilğin artmasıyla beraber aşırı ilaçlama da arttı. Sonuçta dallara konan kuşlar kurtlar can vermeye başladı. Haydi kurdu öldürelim de kuşları neden öldürelim ki? Tabi ki biraz daha fazla ürün almak için o zaman doğal denge nasıl sağlanacak?

Bundan 20, 30 yıl önce gelen kuş çeşidi şimdikinden kat kat fazlaydı. Şimdi bahçelerimizde sadece karabaş, karatavuk, alagabış ve baharın gelip giden bülbüllerden başka şakıyan kalmadı.

 Nerede o vıdıvıdılar, alaserçeler, cicciriluk diyen sarı serçeler, kırserçeleri ve koca serçeler?

Yüz tane ağaç diktik hiç birine daha bir serçenin yuva yaptığını görmedim. Beş yıldır varıp geliriz çelenimize bir serçe konmadı (2018)  Evlerde şakıyan yabangülü gökgüdükler çığlık atmadı henüz.

Ancak bademler olduğunda alagabışlar, dutlar ve incirler olduğunda da serçeler gelmeye başladı. Bundan sonra her şeyimizi onlarla paylaşacağız inşallah, olsun, onlar da Allah Allah demiyor mu?

Evin önüne kurduğumuz tahtadan kamelyada ve oradan çıkılan dut başındaki oturma yerinde akşamları sabaha kadar çekirge melodilerini dinlemek çok keyif ve ibret vericidir.

Sabah namazından önce ve sonra onlar susarlar ancak karatavuklar ve bülbüller şakımaya başlar hıdırellezin sonuna kadar.

İnşallah bu yıl üzümlerimizi burada sızırıp burada pekmez kaynatacağız belki bandırma da yaparız Allah nasip ederse. 

Hacellez Yeri - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Suni saha