İSLAM’IN EN ÖNEMLİ OLMAZSA OLMAZI ADALET

Hutbe ayetinde de her hafta duyduğumuz adalet kavramı tamamıyla İslam’ın yani dinin bir ahlak tanımlamasıdır.

Kur’an-i kerimin 39 yerinde geçen adaletle alakalı ayetlerde adalet imanın da İslam’ın da hatta insanlığın da olmazsa olmazı olduğu vurgulanmaktadır.

Yunan felsefecilerinin ve insan hakları evrensel beyannamesinin alıntı kaynağı yüzde yüz İslam’dır. Adalet hakkındaki şu ayetleri okuduğumuzda bunu çok daha mükemmel anlayabiliriz:

“Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın…” (Nisa 135)

“… (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti” (En’am 152)

“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Maide 8)

Akıllı bir varlık olarak insan, toplu yaşayan bir yaratıktır ve yaratılmışların en kerametlisidir.

Birbirleriyle alış verişe dayalı aktivite yapan ve Aralarında hukuk bulunan başka bir canlı yoktur. Bu nedenle insanlar arasında kurulan alakalara göre içten dışa doğru yayılan dalgalar halinde hak gurupları oluşmuştur.

Ana baba, Çocuklar, Komşular, Akrabalar ve tüm İnsanlar. Bu gurupların birbirlerine olan seçmeli ya da mecburi sorumlulukları hakkında ayrı ayrı konular ele alınmıştır.

Bu hak sahiplerinin nicelik ve niteliklerini belirleyen İslam, hakların verilmemesini zulüm saymış ve her türlü yaptırımı getirerek sosyal adaleti dünyaya tesis etmeyi hedeflemiştir.

Halkımızın en fazla kullandığı “Mutedil” kelimesi de adalet kelimesinde türemedir. Mutedil kelimesi duyanda daima bir hoş esinti ve rahatlık duygusuna yol açar. Türkçesi olan ılımlı da öyle: emniyet, güven ve rahatlık hissi verir insana. Sanki “Selamün Aleyküm” diyen kişi karşısında rahatladığımız, bundan bana zarar gelmez havasına girdiğimiz gibi.

Mutedil / Ilımlı kelimesinin etimolojisi üzerine şunlar söylenebilir, Osmanlıcaya Arapçadan geçen ve Türkçeleşen “mutedil” kelimesinin zait harfleri olan mim ve te harfleri atılınca geriye ayın dal ve lam harfleri kalır. Yani mutedil kelimesinin iftial babından mazisi “i’tedele” dir bunun ism-i faili ise mutedildir. Sülasisinin mazisi “A DE- LE” olup ayın, dal ve lam harfleridir, işte bunu iftial babından ism-i fail yapmak istersek mim ve te katarak o sığayı elde ederiz. Kısacası: mutedilin sülasi masdarı “adl” kelimesidir. Bu adl kelimesi üzerinde duralım, “adl” sözcüğünü aklınızdan çıkarmayın.

“Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl / 90)

Hutbe ayeti olarak da bilinen ve hutbenin sonunda her Cuma duyduğumuz ve son yıllarda yukarıdaki şekilde meali de verilen bu ayet-i kerimesi Allah’ın sözünün tamamlandığının da bir kanıtıdır. Allah’ın sözü adalet ve doğrulukla tamamlanmıştır:

 “Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. En iyi işiten, en iyi bilendir O.” (En’am 115)

Evet, şunu kesinlikle bu ayetten görüyoruz ki mutedillik ve ılımlılığın kökü olan adalet / adl emredilirken kabalık ve haddi aşmak demek olan azgınlığı yani ılımlılığın tersini yasaklıyor.

Müslümanlar olarak bizlere bu ölçüleri birebir yaşayan asr-ı saadet Müslümanları gibi yaşamak ve kimseyi tekfir etmeden saygı, sevgi ve hoşgörü içerisinde beraberliğimizi sürdürmek gerekir.

Hulasa İslam: kabalık değil yumuşaklık, sertlik değil esneklik, zulüm değil merhamet, fuhuş değil iffet, aşırılık değil ılımlılık, savaş değil barış, kötülük değil iyilik, çirkinlik değil güzellik, azgınlık değil yardımseverlik dinidir.

Ama bunu yobazlar, beyinlerine örümceklerin ağ ördüğü düşünme ve algılama yeteneğini kaybedenler ve kafası beşeri putlara merbut olanlar anlayamaz.