Her seçim öncesi vatandaşımızı bir heyecan sarar. Seninki mi benimki mi kazanacak tartışmaları tatlı bir esinti olarak geçer aramızda. Üstelik demokrasi tarihimizde her seçim tarihîdir ve her partinin bir de davası vardır.

1991 Türkiye genel seçimleri, 20 Ekim 1991 tarihinde yapılan ve TBMM 19. dönem milletvekillerinin belirlendiği seçimlerdir.

Anavatan Partisi 1987 genel seçimlerinde tekrar tek başına iktidara gelmişti. Ekim 1989’da ANAP genel başkanı ve Başbakan Turgut Özal muhalefet partilerinin boykot ettiği seçim sonunda cumhurbaşkanlığına seçildi.

Turgut Özal’dan boşalan başbakanlığa atanan TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut daha sonra ANAP genel başkanlığına da seçildi. 15-16 Haziran 1991’de yapılan ANAP genel kongresinde genel başkanlığa seçilen Mesut Yılmaz, ANAP'ın iktidar partisi olması nedeniyle, Yıldırım Akbulut’un istifası üzerine başbakanlık görevine getirildi.

 Altı siyasi parti ve bağımsız adayların yarıştığı 20 Ekim 1991’deki seçimlerde, iktidar partisi ANAP, TBMM’deki çoğunluğunu kaybederken, 178 milletvekili çıkaran DYP birinci parti konumuna geldi. ANAP yüzde 24,01 oranında oy alarak ikinci parti durumuna düştü ve ancak 115 milletvekili çıkarabildi. Sosyal demokrat Halkçı Parti 88, Refah Partisi 62 ve Demokratik Sol Parti 7 milletvekilliği kazandı.

Yine bu seçimlerle, 12 Eylül Darbesi öncesi liderlerden Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş 11 yıl aradan sonra TBMM'ye döndü. Liderlerin yanı sıra 12 Eylül öncesi son TBMM'de görev yapmış 21'i Adalet Partisi, 7'si Cumhuriyet Halk Partisi, 3'ü Milli Selamet Partisi ve 1'i Milliyetçi Hareket Partisi üyesi olmak üzere toplam 32 milletvekili yine bu seçimlerde yeniden parlamentoya seçildi.

 Bu seçimlerde halkın ümidi olan Anavatan Partisi kurucusunun Cumhurbaşkanlığına geçerek yerine partiyi koruyacak iyi bir lider atayamaması büyük hata oldu. Sayın Özal’ın cumhurbaşkanı olduktan sonra en başta Demirel tarafından gördüğü hakaretleri hiç unutamıyorum. Sol partilerin yaptıkları neyse denebilir ama bu nadide lidere ölümüne yapılan hakaretleri merhumdan sonra o makama oturan zata hiç yakışmamıştı. Şimdi de aynı hatanın yapılmaması ve Ak Partinin cumhurbaşkanlığı seçiminden önce yeni liderini iyi belirlemesi çok önemlidir.

Sayın başbakanımızın Cumhurbaşkanı olmak en doğal hakkıdır ancak partisinin bir performans kaybı yaşamaması ve anavatanın düştüğü hataya düşmemesi için çok dikkat gerekmektedir. Aksi halde Türkiye’nin tekrar kargaşa ve kavga demek olan koalisyonlara tahammülü yoktur.

1995 yılında yapılan genel seçimlerde büyük bir değişiklik oldu ve ilk defa milli görüşü temsil eden RP %21 oyla birinci parti oldu. Bu durum aynı zamanda İslami yükselişin engellenemeyeceğinin bir göstergesiydi. Bu tarihten sonra tarihe karıştı denilen yeni bir darbenin de ayak oyunları görülmeye başlanmıştı. Zira Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığından sonra bir türlü tek başına iktidar yakalanamamıştı bu durum 2002 seçimlerine kadar sürecekti

1997 yılı Şubat ayında yapılan Milli Güvenlik Kurulu'nun aylık toplantısı sonucu alınan ve 28 Şubat Kararları diye bilinen kararlar kansız ve doğrudan ordu tarafından yapılmaması bakımından post modern darbe olarak adlandırılmıştır.

Ancak bu 28 Şubat soğuğu özellikle Müslümanlar üzerinde don etkisi meydana getirmiş normal darbelere rahmet okutarak bin yıl süreceği ilan edilmiştir. Ne var ki evrende Allah’ın dediğinden başka hiçbir şeyin olma imkânı yoktur.

1999 genel seçimleri de durumu kurtarmadı bundan da ortak hükümetlere yol açan bir sonuç çıktı. DSP %22 oyla birinci oldu ve 28 Şubatın etkisiyle kapatılan milli görüş partisi RP geçici de olsa Fazilet Partisi adıyla üçüncü sıraya geriledi. Bu seçimde ikinciliği MHP %17 oyla aldı.

Merhum Turgut Özal’ın ve partisinin açtığı ufuklar artık yerini sisli puslu havalara bırakmıştı. Son 15 yıl 2002 yılına kadar hep ortak hükümetlerle günü kurtarma ve idare-i maslahat temelinde yürüdü.

“Halk bir şeyden anlamaz, o güdülecek bir sürüdür” edasıyla ona vâsi ve veli olmak isteyen bir zihniyet yeniden hortladı ve gündemleri belirlemeye başladı işte böyle bir ortamda 2002 seçimlerine giriliyordu.