Atatürk’ün dediği gibi Türk milleti zekidir, sözde aydınlarımızdan bazılarının dediği gibi aptal değildir. Kendisine tepeden bakanları, ayakkabısını, yakasını ve kıyafetini süzenleri asla affetmez.

1990’lı yılların başından itibaren artık yerel yönetimlerde milli görüş hareketinin adayları çoğunluğu almaya devam ediyorlardı.

Bunun en önemli nedenlerinden birisi de 70 yıldır aristokrat yönetimlerle tepeden bakılan ve sadece seçimlerde hatırlanan halk yığınlarının bire bir alaka gösterilerek kâle alınmış olmasıdır.

2002 yılında yapılan genel seçimlerde bu belediye başkanlarından ülkemizin bir mozaiği durumundaki İstanbul belediye başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının milli görüşü temsil eden partiden ayrılarak uç söylemleri bırakıp daha kucaklayıcı ve bütünleştirici bir hamleyle kurdukları Ak Parti birinci parti olarak çıktı.

Bu tarihte yapılan seçimlerin oy dağılımı şöyleydi:

AK Parti %34.29, CHP %19.38, DYP %9.56, MHP %8.35, GP %7.26, DEHAP %6.23, ANAP %5.12, SP %2.49, DSP %1.22, Bağımsız %6.10

O gün için,  15 yıldır ortaklıklarla yönetilen halk bıkmıştı, her ortak kendi tarafına çekiyor ve ülke için gözle görülür bir şey yapılamıyordu. CHP’nin belediyelerdeki yolsuzlukları, DYP’nin meyvesiz hamasi nutukları, MHP’nin terbiyeli başkanının aşırı itaatinden dolayı bir varlık gösterememesi, ANAP’ın bir türlü ayıltılamaması, DSP’nin başkanıyla beraber ölmesi bu sonuçların alınmasına katkıda bulundu.

Bunların da ötesinde Türk milletinin hafızasından hiç çıkmayacak olan, unutulması imkânsız bir olay olmuştu. Bu olay tarih boyu yaşanan ve peygamberlere inanan azınlık garipler ve ezici zalimler arasında olagelmiş bir durumu yansıtması bakımından büyük tesir bırakmıştı.

İşte o günden en çok akılda kalanlar Bülent Ecevit'in gösterdiği tepki ve bir milletvekilini Meclis'ten kovması olmuştu. Ecevit kürsüye çıkıp şöyle demişti;

"Burası hiç kimsenin özel yaşam mekânı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar devletin kurallarına uymak zorundadırlar. Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!"

Kapatılan RP'nin yasaklı lideri Necmettin Erbakan'ın yakın arkadaşı Prof. Dr. Ziya Kavakçı'nın kızı olan Merve Kavakçı, 18 Nisan 1999 seçimlerinde İstanbul 1. Bölge dördüncü sıradan Fazilet Partisi (FP) milletvekili oldu.

3 Mayıs 1999'da TBMM'deki yemin töreninde, yemin sırası Kavakçı'dan önce olan MHP'li başörtülü milletvekili Nesrin Ünal, başını açarak yemin etti ve Genel Kurul'dan büyük alkış aldı.

Kavakçı ise, yemin töreninin ortasında Meclis Genel Kurul Salonu'na başörtüsüyle girince, Genel Kurul bir anda karıştı. FP sıralarından Kavakçı'nın salona girişi sırasında alkış koparken, DSP'li vekiller ise ellerini sıra kapaklarına vurarak protesto ettiler. MHP, ANAP ve DYP'liler ise olaya seyirci kalmayı tercih etmişti.

İşte bu “haddini bilmek” meselesi tüm Müslüman seçmenler üzerinde derin iz bırakmıştı. Bir an önce bu koalisyonun bitmesini ve olayını kahramanlarına (!) hadlerini bildirmek için bir milletvekili seçimine odaklanmışlardı.

 2002 yılındaki genel seçimler bu hengâmede yapıldı ve yukarıdaki sonuçlar alındı.