24 Haziran 2018 seçimlerine 17 gün kaldı. Hem parlamento hem cumhurbaşkanlığı seçimi olan bu seçimler bir aday yüzde elliyi geçemediği takdirde ilk iki adayla cumhurbaşkanlığı seçimi için 15 gün daha heyecanlı saatler yaşayacağız.

Muhalefet ve iktidar partileri meydanları dalgalandırmaya başladı. Herkes hedefini anlatsa ne iyi olacak ama illa da birbirlerine atıp tutmaları ve basit yanlışlardan doğruya ulaşmaya çalışmak için muhataplarını küçük düşürme hamleleri hoş değildir.

Hiç şüphesiz 2002 ila 2017 seçimleri Türkiye tarihinde bir ilke imza atmış İktidar partisi her girdiği seçimde oylarını artırarak çıkmıştır. 2012 de başlayan Ak Parti iktidarı bu yılların bütün seçiminde iktidarını pekiştirmeyi başarmıştır.

Bunun başlıca altı sebebi vardır:

Bir: sarsılmaz bir istikrar ve kalkınma hamlesi. Böyle uzun süreli bir istikrar dönemi Cumhuriyetin kuruluşundan beri ilk defa yakalanmıştır. Bu ister istemez tüm halkımızda bir rahatlık ve güven ortamı oluşturmuştur. Bu sebeple derin bir Ak Parti akıntısı sağlanmıştır. Sessiz yığınlar demek olan bu derin akıntıyı kimsenin görme şansı yoktur.

İki; Vesayetlerin kaldırılması: 10 yılda bir karşılaşmaya alışılan darbe ve harici müdahaleler inşallah bir daha yeşermeyecek bir şekilde kurutulmuştur. Ve hükümetlerin derin bir korkusu olmadığından görünüşte cumhuriyete ve laikliğe aykırı gibi algılanan ancak halkın olmazsa olmazı olan nice devrimler cesurca gerçekleştirilmiştir.

Üç: Yeni Osmanlı Ruhu: daha şurada yüz yıl önce elimizden çıkan ülkelerle kurulan akıllıca ilişkiler nedeniyle Türkiye hakkındaki önyargılar kırılmış ve gerek hükümetlerin gerekse İslami cemaatlerin bu ülkelere birebir girerek tebliğ görevlerini yapmaları yeni Osmanlı ruhunu diriltmiştir. Cumhurbaşkanımızın balkanlarda ve Ortadoğu ülkelerinde miting yapacak kadar sevilmesi düşmanları ürkütmeye yetmiştir.

Dört: Sosyal devlet anlayışının hâkim kılınması: bu gün Türkiye’de işsizlik değil iş beğenmeme hâkimdir. Bütün gazetelerin iş ilanları dolup taşmaktadır.

Ülkemizde gerçekleştirilen sosyal adalete bir örnek verelim: bu gün ülkemizde her köşede tüm engelliler ve zihinsel özürlüler asgari ücret seviyesine yakın maaşa bağlanmışlardır. Sahibi ve kimsesi olmayan tüm mağdurlar devlet bakımına alınmıştır. Bu bakımdan 2011 seçimlerinde bir muhalefet liderinin her kimsesiz kadına şu kadar para, başka bir muhalefet liderinin de her ihtiyaç sahibine kart vereceğiz demelerine halk gülüp geçmiştir.

Beş:  Muhalefetin projeyle gelememesi: işte Ak Partinin defalarca oyunu artırarak iktidarını sürdürmesinin en büyük etkeni muhalefetin projeyle gelememesi ve sadece sert söylemlerle hükümeti yermeleri olmuştur.

Hele bir de muhalefetin yapılan dev projelere gülmesi, hafife alması ve bunlara destek vermemesi gülünç durumlarının en mükemmel şahitleridir. Türkiye’nin vitrini olarak algılanan sarayın kullanılmayacağını söylemekse akıllara ziyan bir durumdur.

Altı: muhalefet iktidar olmak istiyorsa halkın sevdiği kişilere ağır konuşmayı bırakması gerekir. Sen halkın sevdiği kişiye ağır hakaretler edersen ona oy verenleri nasıl tarafına çekmeyi planlıyorsun, bir düşünmeniz gerekir.

Bu arada mevcut cumhurbaşkanımızın parti liderleriyle ismen polemiğe girmesini de doğru bulmadığımı söylemeliyim, bence o tür polemiklere sözcüler müdahale edip cevap vermelidir.

Hiçbir partiye mensubiyeti ve aidiyeti olmayan bu kardeşinizi bir partiyi savunuyor sanmayacağınızı umarım,  aksine iktidarı talep eden partilerimizin ders alması gereken gözlemlerini aktaran birisi olarak görebilirsiniz.