Zulüm yapan manasındaki zalimi üç kategoride ele alabiliriz. Allaha karşı zalim, kendine karşı zalim ve başka insanlara karşı zalim.

En zalim insanı tarif eden 15 ayetin 12 tanesi“zulümleri en büyüğü” (Lokman/13) olan şirk, Allah’a iftira, onun ayeti olmayan şeyleri ayet gibi gösterme, O’na yardımcı ilahlar tanıma, putları ve putlaştırılanları ibadete layık görmek, Allah’ın ayetlerini yalanlamak, birazını zamana uygun, birazını ise uygunsuz bulmak, “Allah dünya işlerine karışamaz” diye tahkir ve tezyifte bulunmak hakkındadır.

 “Allah’a karşı yalan düzüp uydurandan veya onun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa ulaşamazlar.” (Enam 21)

Zulüm bir şeyi kendi yeri dışına koymak, olduğuna göre, bir Müslümanın İslam’a aykırı olarak yaptığı veya İslam’ın gereği olup ta yapmadığı her şey kendine yaptığı zulümdür.

“Kendine zulmü” tamlaması 39 ayette geçiyor. Mesela: “(Dünyada) kendine zulmeden kişinin ahirette, dünyanın içindekilerin tamamı mülkiyetinde olsa azaptan kurtulmak için fidye verirdi. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını gizleyemezler. O gün zerre kadar haksızlığa uğratılmadan herkesin arası tam bir adaletle bulunacak” Yunus /54

Hz. Musa’nın: “Rabbim ben kendime zulmettim beni affet. O da onu affetti. Hiç şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir” Gasas/16 sözleri gibi.

Bu iki sınıf zalimi özetlersek; Birincisi kafirlerdir, imansızlardır. Yani dünyada, son peygamberi ve o’na indirilen kutsal kitap Kur’an-Kerim’i kabul etmeyen, onlara iman etmeyen tüm insanlar en büyük ve asıl zalimler olup ahirette sonsuz olarak cehennemde kalacaklardır.

İkincisi ise; İslami itikat ve inanışlarında hiçbir sapması olmayan, imanın şartlarını ve İslami esasları aynen kabul eden, Allah’ın peygamberleri ve ayetleri arasında bir ayırım yapmayan, Müslümanlardır ki eğer bu Müslümanlar, Allah’ın ve rasulünün emirlerini tatbikte ve yasaklarından uzak durmakta eksiklikleri varsa zulüm yapmış olarak kendi nefislerine kötülük etmişlerdir. Çaresi, tam bir pişmanlık içinde bir daha dönmemek üzere tevbe edip Allah'ı zikr’tmektir. Bu hususu Al’i İmran 135. Ayeti çok net olarak ifade ediyor.

 “Onlar ki fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı anarlar. Günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah’tan başka kim bağışlar? Ondan sonra yaptıklarında bile bile ısrar etmezler”

 Yani tevbeden sonra tekrar büyük günahlara başlanamaz.

İnsanın İnsana Zulmü

İnsanların bir başka insana yaptığı zulüm, zulümlerin en büyüğüdür. Bu zulüm tevbe ile istiğfarla affedilmez; çünkü hak sahibi Allah değil kullardır. Ancak mazlumdan helallik almakla kurtulunabilir.

İşte konumuzu teşkil eden asıl zulüm budur. Bu zulme reva görülen de mazlumdur.

Mazlum kelimesi Kur’an’ımızın tek yerinde geçer o da İsra 33’dür.

“Haklı bir neden olmaksızın Allah’ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir. O da öldürmede ölçüyü taşırmasın. Çünkü o gerçekten yardım görmüştür.”

Mazlum manası taşıyan mazinin meçhul sîgası ile de 4 ayette zulme uğrayanlardan bahsedilmektedir:

1- “Zulme uğrayanlarınki hariç, Allah çirkin sözün açıkça söylenmesini sevmez. Allah her şeyi bilen ve duyandır.” Nisa 148.

Burada mazlumlara, zalimlere karşı savunmasında özel imtiyazlar verilmiştir.

2- “Zulme uğradıktan sonra Allah’ın yolunda hicret edenleri dünyada şüphesiz güzel bir biçimde yerleştireceğiz. Ahiretteki mükâfatları ise elbette daha büyüktür. Şayet bilselerdi” Nahl/ 41.

3- “Kendilerine zulüm yapılmış olarak savaş açılan Müslümanlara savaş izni verildi. Şüphesiz Allah, Müminlerin yardımına gücü yetendir.” Hac/39.

4-“ Ancak iman edip ameli salih işleyenler ve haksızlığa uğratıldıklarında haklarını alanlar bunun (yalancılık, gaflet vb.) dışındadır. Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını yakında anlayacaklardır.” Şuara /227.