ERMENEK ULUCAMİDE KADİR GECESİ

10 Haziran 2018 / 27 Ramazan 1439

Türkiye’de bulunan 120 ulu camiden biri olan ve çok az yerde teşhir edilen sakal-ı şerifin de bulunduğu Ermenek (Karaman) Ulucami’nin bu ramazan kadir gecesi görmek imkânımız oldu.

Ulucami belli başlı merkezlerde inşa edilen camii kebir yani cumanın kılındığı ve kentin en büyük camii demektir. Ermenek de bir Karamanoğulları payitahtı olarak böyle bir esere sahiptir.

Yassı bir pile benzeyen Ermenek Ulucami iki tarafındaki tam karşılıklı giriş kapılarıyla yaz günlerinde son derece serinlik içinde ibadet edilmesine imkân vermektedir.

Bütün antik eserler gibi sık sık onarıma tabi olan Ermenek Ulucami’nin ahşap minaresi son onarımda yıkılmış ve henüz yerine yenisi yapılmamıştır.

Keben, kale ve maraspoli mağarası yolu üzerindeki Ermenek Ulucami de bütün Ulucamiler gibi kentin en eski ve ilk yerleşim alanında olmasıyla o günün şartları altında evlerle ve çarşılarla içi içedir.

Ermenek Ulucami’nin bulunduğu eski yukarı çarşının 1960’lı yıllarda büyük bir yangın geçirmesiyle artık çarşılar şu andaki yeni caddelere taşınmış ve Ulucami evler arasında kalmıştır. Öyle ki Teravih sırasında doğu kapısından görülen evlerin iki ağaç dikmeyle tutulan üst balkon yapıları hemen dibinizde gibidir.

Bayramı memlekette geçirecek olmam dolayısıyla dokuz haziranda Ermenek’e vardık, Güneyyurttan çoktandır tasarladığım Ulucami’ye gitmeden önce arkadaşım Sayın Durmuş Ali Özbek’i aradım, 1964 yılında babasının sakal-ı şerif ziyareti için dört yaşındayken götürdüğünü söyledi. Şahsen yaşı atmış dördü bulmuş olmakla dibimizdeki eseri görmediğime hayıflandım.

Ermenek merkezden uzun süredir sosyal medya arkadaşım ve bu münasebetle vicahen de sohbet etme imkânı bulduğum Sayın Hayati Etçi’yi de aradım, kadir gecesi akşamı her yıl olduğu gibi bu yıl da sakal-i şerif ziyareti yapılacağını, saat 11.30’da da tesbih namazı kıldırılacağını söyleyince merakım bir kat daha arttı zira Ulucami gibi sakal-ı şerifi de ilk defa görecektim.

Hayati beyle camiyi inceleme ve ondan bilgi alma imkânı buldum kendileri sağ olsunlar bütün resimleri de usta elleriyle çekerek bana ulaştırdılar.

Ulucami cıvıl cıvıldı, üstte hanımlar altta erkekler son cemaat yerindeki ve doğudaki kapıların açık olmasıyla bu yaz gününde ceketi çıkarmadan serin bir halde teravihi eda ettik.

Çocukların arkadaki boş saflarda cıvıldaşmaları ve seğirtmeleri bazılarını gerse de çok lahuti bir atmosferde teravihi edadan sonra imam efendi saat on bir buçukta tesbih namazına durmak üzere teneffüs molası verdiler.

Tesbih namazının ilk iki rekatını Ermenek Müftüsü,  iki rekatını da imam kıldırdılar. Tesbihlerde Lahavle vela kuvvete’yi her onlu ve on beşli gurubun en sonunda bir kere eklediler. Çoğu yerlerde her tesbihte yani üç yüz defa Lahavle... de tekrarlanır ancak çok hızlı okunduğundan telaffuzda bozulmalar yaşanabiliyor, ama bu şekilde edanın daha net okuyuşlu ve telaffuzu sağlam olduğu kanaatindeyim.

Tesbih namazından sonra önce erkekler sonra hanımlar mihrapta müftü efendinin iki elinde tuttuğu sakal-ı şerifi tek tek herkes öpme ve ziyaret etme imkânı bulduk.

Bu son derece mutluluk verici ve benim için yeniliklerle dolu kadir gecesinde Sayın Hayati Etçi kardeşimin ve kendi çektiğim resimleri bu makale Rasyonehaber gazetesi ve www.ermenekin sesi.com da yayınlandıktan sonra sosyal medyada paylaşacağım inşallah.

Sürç-i lisan etti isem affıola ve doğrusu söylene.

Ermenek Ulu Cami

Karaman Ermenek ilçesinde Gülpazarı Mahallesi’nde, Ermenek Kalesi önünde kente egemen bir yerde bulunan Ulu Cami’nin ceviz ağacından işlenmiş kapı kitabesine göre; Karamanoğlu Mahmut Bey tarafından 1302 yılında yaptırılmıştır. Bununla beraber bu caminin Mahmut Bey’in ölümünden sonra oğlu Halil Bey tarafından tamamlandığı bazı kaynaklarda belirtilmiştir. Şeyh Seyit Hacı Abdülvahab Efendi 1710 yılında camiyi tamir ettirmiştir. Ermenek camilerinin en büyüklerinden biri olan Ulu Cami dikdörtgen planlı olup, ibadet mekanı mihraba paralel iki sıra halinde altışar sütunla üç sahna ayrılmıştır.

Caminin batısındaki son cemaat yeri 1543 yılında İshak Bey’in oğlu Hacı Seydi Ali tarafından yaptırılmıştır. Dört kemerle dışarıya açılan son cemaat yerinin üzeri ibadet mekânında olduğu gibi yine düz bir damla örtülüdür. Caminin ibadet mekânı mihrap duvarındaki altı pencere ile son cemaat yerindeki iki pencere ile aydınlanmaktadır. Bu nedenle de içerisi oldukça loştur. Son cemaat yerindeki ceviz ağacından çift kanatlı kapıları üzerinde caminin yapımı ile ilgili bir yazıt bulunmaktadır. Bu kitabede kapı kanatlarının Karamanoğulları döneminde yaptırıldığı belirtilmiştir. (kenthabe.com)