Alanya’nın eski adı Alaiye olup “Alaeddine ait kent” manasını taşır, bu ad ona Alaeddin Keykubad’ın burayı fethinden miras kalmıştır.

Okullarda, işletmelerde ve ailelerde bayram günleri bittikten sonra bir muhasebe yapılarak “tatili nasıl geçirdiniz?” sorusuna cevaplar aranır. Bu yazımızda bana sorulan bu soruya cevap vermeye çalışacağım.

İslam dünyası bu bayramı kan revan içinde geçirdi. Halen kendisine gelemeyen İslam ülkeleri boyunlarındaki boyundurukları atıp ayağa kalkamadı. Ama bütün camilerde ferdi ve cemaat olarak Müslümanlar İslami manada bir hürriyet için dualarda bulundular. İnşallah gelecek bayramlar Müslümanların zafer bayramları halinde idrak edilir.

2018 / 1439 yılının ramazan ayı beklenenin aksine son derece serin bir havada geçerek Müslümanların huzur için oruç tutmalarına imkân verdi. Başından sonuna kadar birkaç gün müstesna olmak üzere yer yer yağmurlu ve esintili bir şekilde cereyan eden mübarek ramazan ayı gönülleri de aynı şekilde serinletti. Bu bereket ayının bir kurtuluş müjdesi olan bayram günleri de öyleydi ancak kronik hale gelen trafik kazaları geçen yılları aratmayacak tarzda ölümlerle yüzlerce eve ateş düşürdü.

Bu ramazanın son günlerinin orucunu memleketim olan Ermenek/Güneyyurtta tuttum. Bayramı da memlekette geçirdim. Kasabamızın 14 camiinden birçoğunda ve Ermenek Ulucami’de teravih namazı kılma imkânı buldum. Bu arada halkımızla ve arkadaşlarımızla geniş geniş sohbet ettim.

 İkinci bayram sabahı Sarıveliler Civandere üzerinden Alanya yoluna girdik, bu yoldan Alanya’ya ilk defa gittik. Havaların yağmurlu olacağı tahminiyle yola çıkmıştık, öyle de oldu ve üç gün boyunca yağmurlar ara ara yağmaya devam etti.

Taşkent’ten sonraki Alanya yoluyla Çay arası dedikleri yerde yol birleştikten sonra büyük tünellerin inşaatını müşahede ettik, bu konuda devletimizin daha yapacak çok şeyleri olduğunu ve henüz yolun ortasında olduklarını gördük.

Yollar bayramın bu ikinci gününde son derece hareketliydi, Alanya’yı terk eden ve Ermenek sınırındaki yaylalara akmaya başlayan göç arabalarıyla doluydu.

Kuş yuvası denen zirvelerden aşarak Dim çayına indik, burası yüksek dağlar arasından sahile inen derenin suları üzerinde lokanta ve eğlenceye dönük işletmelerin sıralandığı ve çağıl çağıl suların aktığı, gençlerin yükseklerden suya atlama imkânı bulduğu ve herkesin su üzerinde kurulu şark odalarında yani şark tipi döşenmiş sallanan ve sabit dört tarafı açık, dört köşe kayıkların üzerinde kahvaltı yapabildiği nefis bir mekândır.

Yağmurlu bir havada Alanya’nın meşhur Ahmedek kalesine çıkmak üzere teleferik önünde kuyruğa girdik. Kuyruğa girenlerin yüzde sekseni sarı insanlardı, yani Avrupalı ve Almandı.

Adeta bir darphane gibi çalışan teleferiğe bindikten sonra iki dakikada kendimizi zirvede bulduk, yer yer denizi bir hilal gibi saran Alanya’yı manzaralama için imkân veren balkonlar vardı. Buralarda herkes resim çektiriyor yakınlarına atıyorlardı.

Dediğim gibi ziyaretçilerin büyük bölümü turist turistlerin büyük bölümü de Almandı. Ben Alanya’da büyük oranda Almanın yerleşmiş olduğunu daha önce duymuştum, şimdi gördüm.

Adeta Mısırı, Kıbrıs’ı ve İskenderiye’yi seyreden ve kontrol altında tutan Karamanoğullarına, Mumluklulara ve nice kavimlere sığınak olan dev kaleyi gezdikten sonra teleferikle bindiğimizi yere indik.

Hemen yanı başındaki Damlataş mağarasına girdik, gerçekten büyüleyen bir doğallığa sahip olan mağaranın içi de yerliden kat kat fazla yabancı turistlerle doluydu.

Üçüncü bayram sabahı Anamur yoluna girdik yol Gazipaşa’ya kadar gidişli gelişli olmasına rağmen Akdeniz sahil şeridindeki bu yolun Anamur’a yakın atmış km bölümüne henüz el atılmamış olduğunu elli yıl önceki yolun iki şeritle dev trafiğe hizmet etmeğe çalıştığını gördük.

Burada aklıma daha önce temas ettiğim Mut Silifke yolu geldi, bu yolu kullanmak, hele dev tepelerini yer yer denize daldığı ve sık sık virajların oluştuğu Akdeniz sahil şeridinden Anamur’a ilerlemek son derece risk oluşturuyordu.

Dördüncü bayram sabahında yani yazıyı yazdığım şu anda Anamur’dan Bozyazı’da evinde bizi ağırlayan arkadaşımızın tarifiyle dedelerimin Güneyyurt’a geldiği Kızılca köyüne doğru hareket edeceğiz inşallah.

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR? - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Alzheimer Günü