Yazıyı okumaya devam edin “Bağdat” değil Bardattır.

On sekiz Haziran 2018 günü Bozyazı’da bir dostun evinde kaldıktan sonra Kızılca köyü üzerinden Bardat yaylasına gitmek üzere ayrıldık.

Anamur’un bu eski beldesi yeni ilçeye önceki gün gelmiştik. Burada arkadaşımız bize muz seralarını gezdirdi.

Muzun bir mevsimlik bitki olduğunu ve bir tek salkım muz verdikten sonra dibinde geleceğini temsilen bir filiz bıraktıktan sonra kuruduğunu öğrendik. Bütün bitki ve canlılarda var olan neslini sürdürme akdinin muzdaki bu olağanüstülüğü karşısında hayrete düşmemek elde midir?

Hedefimizde dedelerimizin 200 yıl önce hicret ettikleri Kızılca köyü vardı. Burası Gülnar’a bağlı Bardat yaylasına yakın olduğundan Bardat’a çıkıp oradan Ermenek’e geçmek daha mantıklı olmakla bu hedefe kilitlendik.

Kızılca Köyü / Mahallesi

Bozyazı’ya 40 km mesafede olan bu köyün adını sülalemizin her ferdinden duya duya büyüdük. Emmilerim, emmioğullarım, halalarım dedelerimizin Kızılcadan geldiklerini söylediler devamlı.

Elli atmış yıldır kulağımda küpe olan bu sözleri duyarız da Kızılcayı görmeden olur mu? Nerede bir Anamurlu görsek ve karşılaşsak ben de Kızılcalıyım dedim, bir zaman Konya Ziraat bankasında MTV yatırırken memur benim kimlikteki Kızılcayı görünce kimliğini göstererek Bozyazı Kızılcalı olduğunu söylemiş ve tanışmıştık.

Şunu açıklayayım ki Kızılca Bozyazı ilçe olmadan Anamur’a bağlı olduğundan bu iki ilçenin de adı geçmektedir.

Dar fakat asfalt bir yoldan sora sora Kızılcaya ulaştık. Kızılcaya varmadan dört ayrı yerleşim yerinde Kızılca Köyü ... mahallesi levhaları dikkatimizi çekti, yani Kızılca köyü uzun bir güzergaha dağılmış gibiydi. Yol boyunca Bardat yaylasına kadar sık sık rastlanan lokanta ve pide fırınlarından birisinde durup benden biraz yaşlı birisiyle sohbet ettik. Kızılcanın merkezinin çok elverişsiz olduğundan malcıların böyle yol boylarına ve tarlalarının başına yerleşerek bu durumun oluştuğunu söyledi.

Sonunda Kızılcaya geldik, çok dar bir alandaydı, küçük bir mescidi vardı, köyün öte başına kadar soru soracak kimse bulamadık, muhtar evde yoktu, imam ve öğretmenler izindeydi, evler ya boş ya da boşaltılmıştı. Kısacası Kızılca da muza dönmüştü.

Kızılca çıkmaz sokak durumunda olduğundan geri dönerek gene Bardat yolunu sormaya başladık, Dereköye gelince burada TIR’lara ağaç saranlara sorduk çok net bir tarif verdiler: birinci T den sola ikinci T den sağa devam et Bardata inersin dediler.

Bardat Yaylası

Bardat yaylası dağların başında kurulmuş bir obadır adeta, tüm Yörükler ve yazlıkçıların yazın toplandığı bir meydandır burası. Cumaları civar köylerin de katılımıyla yüzyıllardır bir ortak panayır yeridir. 

Bozyazı’dan seksen km süren Bardat yaylası 2000 rakımlarındadır. Ermenek, Bozyazı ve Gülnar’ın tam ortak noktası bir zirvededir.

Bölgedeki Yörük pazarlarının en ünlüsü olan Bardat yaylasında da ne yazıktır ki cep telefonu operatörleri sıfır puan almıştır.

Kayadaki Tripleks Villa

Bardat yaylasından Ermenek’e inişe geçtikten sonra ikinci köy sınırlarında sağımız derin uçurum solumuzda ise devasa kayalar vardı. Yolun kenarındaki boşlukta bir traktör duruyordu,  kayaların dibi ise doğal ağıllar halindeydi.

Burada bir tanıdığımızın yaz kış yıllardır oturduğu ve mallarına baktığı bir obası olduğunu öğrenmiştik. Durduk ve adıyla übnleyerek dışarıya çıkardık, tanıştıktan sonra bizi kayaların dibindeki bir inde kurdukları üç katlı villasına davet etti.

Yapıyı tepeden tırnağa inceledik, evde ne varsa burada da vardı. Üç kata yaydığı oturum düzeni ise mükemmeldi. Gök gürültüleriyle sema boşalırcasına bir de yağmur başlamıştı.

Ev ve oba sahibiyle epeyce sohbet etme imkânı bulduk, yayık ayranı içtik.

Hava açılınca davarların güdülme sırası gelmiş olduğundan biz de vedalaşarak Ermenek Güneyyurt’a döndük.

SORA SORA BARDAT'I BULDUK! - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Meram Aksinne