Bu dünyada insanları en fazla heyecanlandıran husus yarışmalar ve onun sonuçlarıdır.

Eskilerimizin müsabaka ve münafese gibi kelimelerle ifade ettikleri karşılıklı yarışmalar, güreşmeler ve her türlü spor karşılaşmaları her iki tarafı ve onların hayranlarını ve destekleyicilerini de son derece etkiler.

Yarın inşallah ülkemizde tarihi bir seçim yapılacaktır, uzun zamandır lider yokluğundan şikâyet eden Türk halkının önüne bu seçimlerde iki farklı lider daha çıkmıştır.

Seçim çalışmaları bazı ufak şeyler dışında iyi ve heyecanlı bir havada yürümüş ve bugün ikindi vakitlerinde sona erecektir.

Bir sürü anket şirketi kendilerince çalışmalar yürütmüşler ve kamuoyuyla paylaşmışlardır. Bu anketçilerin verdiği sonuçların halk üzerinde bir etkisinin olacağını sanmıyorum.

Halkın etkilendiği şeyler yaşadığı ekonomik ve sosyal olaylardır. Mesela dövizle borçlanıp ta son dalgalanmalarda büyük zararlara uğrayanlar parti değiştirebilecektir, partisi hangisi olursa olsun onun cebindeki ateş sönmedikçe ve telafi edilmedikçe fikrini değiştirmeyecektir.

Bu seçimlerden önce liderlerden birisi “gençlerimizi tarikat yurtlarına muhtaç etmeyeceğiz, evlatlarınızı özel yurtlardan koruyacağız” dedi. Oysa bu lider sosyal demokrat olduğunu savunuyor, demokrasiden hatta tam olanından bahsediyor. Serbestçe örgütlenme ve hukuk içinde her türlü faaliyet yürütebilme hakkını nereye koyuyor bilmiyorum.

Bu seçim öncesinde seçmen kitlelerinde hiç görülmemiş hareketlenmeler yaşandı, MHP tabanının büyük bölümü İP’e kaydı. Üç hilalimiz ve kadim bozkurt işaretimiz öksüz kaldı.

Ak Parti lideri dünya çapında projelerini anlatırken bazı liderler bu projelerin terk edileceğinden, yıkılacağından, sarayı kiraya vermekten ve orayı başka amaçla kullanmaktan bahsetti. Oysa millete mal olan ve onun malı olan bu devasa yatırımların devam edeceği hatta daha ileriye götürüleceğini söyleselerdi her şey daha farklı olurdu, heyhat geçti artık.

Bazı vatandaşlarımız da ben yol yemem, YHT yemem, baraj yemem, dünyanın en büyük havaalanı yemem, kanal İstanbul yemem, ben ekmek yer ve onu isterim, diye söylendiler.

Bu seçimlerde bazı kesimlerdeki derin kinin hala sönmediği de ortaya çıktı. Kendisine, mefkûresini yürüten kuruluşlarına zerre zararı olmayan hatta en ihtişamlı zamanı yaşatan liderlere karşı derin hatta derinden de derin bir kinin devam ettiği görüldü.

Bu seçim atmosferinde iki konu benim dikkatimi çekti, çoğu için bu durum normal olabilir ama benim algımda tarihi bir dönüşümün de işaretidir. Bu durum bende davanın deveye dönüştüğünün algısını uyandırdı. Artık dava kelimesini bu iki kesimden duyduğumda bunun bende hiçbir etki bırakmayacağı kesindir.

Bir: SP’nin kadim milli görüş davasını kendilerine tam ters istikamette bir partiyle ortak etmeleri, ferdi olarak da bu davadan gelen bir zatın aynı kesimin başkan adayı olmak için yürüttüğü gizli görüşmeler.

İki: Ülkücü gençliğin yetmiş yıldır her halükarda sağ partilere destek oldukları halde bu seçimden önce MHP liderinin cumhur ittifakına girmesiyle davalarını bırakarak başka bir partiye kaymaları. Bu iki konuda beni ikna edecek arkadaşlara ihtiyacım var doğrusu.

24 Haziran 2018 tarihinde yani yarın inşallah TBMM üyesi 600 vekilimizle beş yıllığına yeni sistemin cumhurbaşkanını seçeceğiz.

Unutmayalım cumhurbaşkanlığı seçimi için adayların resimlerinin bulunduğu pusulada istediğimiz liderin altındaki boşluğu mühürleyeceğiz, vekil ve parlamento seçimi için ise parti amblemlerinin bulunduğu pusuladan istediğimiz amblemin altını mühürleyerek her ikisini de aynı zarfa atarak vazifemizi yapacağız.

Dün Taşkent’te çay içerken önüme Vatan Partisinin yani Doğu Perinçek’in bir broşürü bırakılınca adama: oh iyi oldu, çok severim kendisini, dedim, o da: destek ver öyleyse dedi.

İşte buyurun seçim yarın, mutlaka sandığa gidin ve sevdiğiniz parti ve lidere destek olun öyleyse!

HAYDİ, SANDIK BAŞINA - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Alzheimer Günü