Osmanlı devletinin son yüzyılı hakkında yaptığım seri okumalara devam ediyorum.

Bu okumalarda Osmanlının son yüz yılının bugünkü teknolojiye mukaddeme olan çalışmaların sürdüğü zaman dilimi olduğu bir vakıadır.

İkinci Abdülhamid zamanında ilk okulsuz (Mekteb-i İbtidai) köy ve mahalle bırakmamak hedefi büyük oranda gerçekleşmiştir. Bütün Osmanlı kentleri telgraf ağıyla örülmüştür. O zamanlar şimendifer denen demiryolu hatları ise büyük atılımlarla Avrupa’yı bile sollamıştır.

Aynı dönemde Avrupa’yla beraber borsa, piyango ve faiz gibi para hareketleri de Osmanlı devlet-i aliyesinde arz-ı endam etmektedir.

Aslında Osmanlılarda faiz olayı biraz daha eskilere dayanır. Bunun kökü Nukud Vakıflarıyla başlar.

Nukud yani nakit vakfı, parası olan birisinin bu nakit parayla bir vakıf kurarak bu paranın çalıştırmak ve kar vermek isteyenlere dağıtılması ve gelen karla (Rubh) kast edilen müessese giderlerinin karşılanması amaçlanırdı.

Avrupalılar yani son yüz yılın düvel-i muazzaması (büyük devletler) aynen bugünkü gibi Osmanlılara da yol göstermişler (!) ve 19. yüzyıldan itibaren borsayla, faizle, piyangoyla tanıştırmışlardır.

Bu Avrupalıları anlamak biraz zor gibi, zaman zaman düşünürüm yahu bunlar yoksa bizim iyiliğimizi mi istiyorlar diye?

2002 yılından itibaren bize dikte ettikleri yasalara bir bakın, çoğunu yürürlüğe soktuğumuz bu yasalarla sokaklarda mecnun ve engelli kalmadı, hepsi az çok eğitime tabi tutuldu. Bakıma muhtaç yaşlılar da dahil bütün vatandaşların bir yakınına veya isteyen bir tanıdığına maaş bağlayarak mağduriyetleri giderildi. Sosyal yardımlar deseniz çoğu yine Avrupa’nın direktifi ve uyum yasalarıyla sağlanıyor.

AB’nin Türkiye’de belli kriterlerde proje hazırlayıp sunan herkese maddi katkı hem de karşılıksız sağladığı da ayrı bir konudur.

Her neyse uzamasın, Avrupa 19. yüz yıl başında Osmanlıyı önce borç batağına soktu sonra da bundan kurtulma yollarını gösterdi. Başta Galata bankerleri ve para babaları olmak üzere borsayı, piyangoyu ve faizi bize tanıttılar.

Biz Müslümanlar faizi en ağır bir tarzda tanıyoruz ama artık o nusus-i katiye yerini ekonomik girdi ve çıktılara bırakmış, demek ki (?).

Sormak lazım Neredeyse veliliğe yükselttiğimiz büyük devlet adamı 2. Abdülhamit bunların fetvasını aldı mı?

Mutlaka almış olmalı, aksi halde Şer’iyye Vekaleti ne iş yapardı?

Şimdi 1900 yılı dolaylarında İstanbul Borsasında işlem gören kurum ve kuruluşlar hakkında bilgi verecek bir belge sunuyorum sizlere:

Galata Borsası

Fi 19 Temmuz sene 1313 / 31 Temmuz 1897 / İkdam

Borsaya resmen kabul olunanlar

Lira-yı Osmani

Para - kuruş

25 14 Bank-i Osmani senedatı

24 16 d tertibi

3 30 Kambiyo ve esham

24 25 s

7 08 İtibar-i umumi

Santmi frank

04 05 Osmanlı sigorta

343 Reji senedatı

Meskukat

117.25 Şark şimendiferi

Para kuruş

455 00 Tahvilat-i mümtaze

103 00 beşlik

399 00 Osmaniye

99 00 mtelik

3814 Gümrük tahvilatı

10804 sim-i mecidiye

395 Tramvay

730 çar beki

00 Anadolu şimendifer

10330 aksamı

458 rıhtım

10935 İngiliz altını

Sterlin

8713 Fransız

6750 a tertibi

 8930 pul

3850 b

5106 Karamis

 

858 Karbon kaimesi

 

Bu konuyu şimdilik yüzeysel bırakıyorum, bu hususlarda büyük araştırmalar yapılabilir, tezler, doktoralar hazırlanabilir ve biz de her şeyi olduğundan fazla büyütmemeyi ve küçültmemeyi öğreniriz inşallah.

OSMANLI'DA BORSA VE FAİZ - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Alzheimer Günü