“Ye, İç Alış-Veriş Yapma!”

Bu uyduruk ve İslam dışı söz, halk arasında atasözü olarak bilinen bir sözdür ama aslında o bir hata sözüdür.

Atasözlerimizin de ahlaki olmayanları mevcuttur bu da onlardan birisidir. “her koyun kendi bacağından asılır, üzümü ye bağını sorma” gibi bencil, egoist ve şeytani sözlerde ne yazık ki atasözü diye anılmaktadır.

“Ye İç Alış-Veriş Yapma!”:  insan oğlu diğer mahlukattan farklı olarak hem akıl, hem fikir, hem de his sahibidir. Her şeyi çıkarlar denklemiyle halletmeye çalışmak insani olmadığı gibi İslami de değildir. Binaen aleyh buna ters hareketleri alaysı bir dille ele alması bakımından bu sözler kötü de olsa atasözü diye geçiyor.

Bu sözün anladığımız manası şudur: akrabalarınızla, dostlarınızla yiyin için ama alış veriş yapmayın, aksi halde aldatılır ve kandırılırsınız. Bu mana hin oğlu hin Yahudi mantığının bir ürünüdür zira o kafa bizleri birbirimizin ancak yeme içme dostu olarak kalmamızı ve paralarımızın ise ellere, özellikle kendilerine geçmesini istemektedirler.

Hayatta öyle dostluklar gelişmektedir ki yediğin içtiğin ayrı gider kabilindendir. Bu dostluklar; askerlik, öğrencilik, akrabalık, hısımlık, dünürlük, okul arkadaşlığı, yol arkadaşlığı ve benzeri türlü yollarla kazanılan dostluklardır.

Hep beraber olmak istersin, yediğin töyfe şeylere ortak etmek istersin, memlekete beraber gitmek, geriye beraber dönmek istersin, iyi günde kötü günde, bayramda seyranda hoş hal olarak yaşamak istersin. Askerini uğurlarsın, düğününü, nişanını kutlarsın, hastalanırsa arar sorarsın hayat boyu devam eden bir dostluk macerasıdır bu.

Ancak bir alış veriş zamanı olduğunda biz Türklerde bir gelenek olarak yukarıda ki atasözünü uygulamaya koyarız: her şeye ortak olduğun dostunda olan bir şeyi hiç araştırmadan gider başkalarından alırsın. İşte burada o atasözü icra edilmektedir. İkinci müşteriyi siftah etmeyen komşuya yollayan evlad-ı Fatiha’nı ararız şimdi.

Tamam, bu da normal demek istersin: her halde dost olduğumuzdan dolayı pazarlık yapamayız korkusuyla yapmışlardır dersin, ancak kalbin yine de hafifte olsa buruktur. Zira sen şimdiye kadar onda bulunan ne varsa sana gerekenleri normal bedeliyle almışsındır.

Seni gayet iyi anlıyorum: yıllarca beraber yiyip içtiğiniz dostlarınız oğlan everir, kız çıkarır, ev alır ancak senin yanı başlarında bir tekstilci olduğunu bildikleri halde evlerine senin ürünün yeterince girememiştir. Onların evlerine vardığında gözlerin takılınca işte o hafif burukluk nükseder.

Uzun yıllar ticaretten sonra emekli olan bir dostum anlatıyor: 25 yıl ticaretle uğraştım, bütün dostlarımıza uğrardım, tüm akrabalarımızı ve hemşerilerimizi gezerdim ve onlara bir şey satmak istediğimde: önce piyasa araştırması yapın, sonra tekrar bize gelin, en düşük fiyattan daha aşağıya vermeyi taahhüt ediyorum, derdim.

Bu esnada iki sıkıntıyla karşılaşırdım: birisi, pazarlık yapmadan fiyat soranlara en düşük fiyatı söyledikten sonra pazarlığa giriştiğinde, diğeri de; paranız yoksa sonra verin dediğimde; paramız olsa zaten senden almayız, gider pazardan alırız, dediklerinde.

Hayatım boyunca hiç unutamadığım iki olayda vardır ki, başkası olsaydı hiç konuşmazdı diye düşünürüm, ama hiç aldırmadım ve demek ki böyle oluyormuş diye düşündüm;  Düğün yapacak olan ve bebe dürüsü hazırlayan iki çok yakın dostumu bizzat telefonla aradım ve bizden de bir fiyat almasını ve aynı şartlardan daha iyisini aynı mala sağlayacağımı söyledim. Buna rağmen hiç oralı olmadılar ve utanmadan bize akşamleyin alış veriş dürüsünü göstermeye başladılar.

Bunlar “Ye İç Alış-Veriş Yapma!” atasözünü (!) uygulamışlar ve “paraları olunca başkasından almışlardı.”

Ama hayat mütekabiliyet esasına göre işlerse işin içine riya ve önyargılar daha kötüsü de çıkarcılık girer, bu da samimiyeti bertaraf eder. O halde mantıklı insanlara düşen; kendi diğerkamlığı karşısında beklediğini bulamama halinde de sıkıntı yapmayarak hoşgörü dairesini korumaktır.

Ama ne var ki bir dostun; yıllardır içine girip çıktığı bir pamukçu dükkanının sahibi dostuna: abi bana müsaade ben eve biraz pamuk alacaktım çarşıya kadar inmem lazım, diyerek ayrılması azda olsa içimizi burkuyor.

Eh ne yapalım insanız, duygusalız!

ATASÖZÜ VE HATASÖZÜ - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Meram Aksinne