Birisi gece susar gündüz ses verir.

Diğeri gündüz susar gece ses verir.

Bu sesleri biz acizler anlamasak da onlar Allah’ı zikreden kelimelerdir.

Çoğumuz bir ufak çaplı jeneratörün, su motorunun ve benzerlerinin çalışmasına tanık olmuşuzdur.

Yağına, gazına ve ayarına baktıktan sonra halatın bağlı olduğu jikleyi çekeriz, birincide bir pıt ikincide iki pıt üçüncüde üç dört pıt derken pıtlar peş peşe devam eder ve bir ritim içinde motor harekete geçer.

Şu yaz günlerinde temmuz başından eylül sonuna kadar açık alanda, bağ arasında, bağ ve bahçenizde bir ahşap kamelyanızda akşamlarken çevrenizdeki dut, nar, incir ve kiraz ağaçlarından sesler duymaya başlarsınız.

Bunlar gece boyu süren ritmik çekirge melodileridir, ama sırrını, esrarını, nicelik ve niteliğini hiç birimiz bilmeyiz. İftira da atmış olmayayım da eğer bunun bilimsel izahını bilen varsa kendisinden keyifle dinlemek ve yazıya not düşmek isteriz  (05357386854)

Bütün dünya meşakkatlerinden sıyrılmış aydedenin nurlu ışıkları altında ahşap haymenizde akşamleyin otururken bir melodinin şu şekilde adeta bir motorun jikleyle ilk çalıştırıldığı an gibi başladığını duyarsınız.

Çe

Çe çe

Çe çe çe

Ve çatlayıncaya kadar süren kesintisiz olarak,  çe çe çe çe çe sesleri gecelerin cırcır böceği de denen dev çekirgelere aittir.

Açık alanda geceleyin yakacağınız ateşe aşktan cezbeye gelerek devşek arısını andıran gövdesini ateşe atanlar da olur. Adeta zaten mevsimlik olan ömrünü feda ederek: “Narın da hak nurun da ya hû” deyip ateşi tercih ederler.

Sazının akordunu ayarlayarak işe başlayan çekirgeler tam hızını tutturduğunda artık denemeleri bitirip çalışan bir motoru andırır.

Sabahın erken saatlerine kadar devam eden bu sesler çekirgelerin ve gece cırcır böceklerinin nöbetleşe çalışmalarıyla sürer gider.

Onlar sabaha karşı yorulup dinlenmeye çekildikleri sırada gündüz nöbetini yani Allah’ı zikir sırasını kuşlar devralır.

Aslında haziran sonuna kadar bütün yuva yapan ötücü kuşlar sabah ezanıyla beraber başlarlar zikr-i ilahiye.

Temmuz sıcaklarıyla beraber yavrularını yetiştiren kuşlar serin yerlere göç ederek yerlerini sadece birer ikişer aileye bırakırlar.

Bunlar da güneş ısısı artıncaya kadar her türlü ötüş kabiliyetlerini sergilemeye devam ederler.

Öğlene yakın ikindiye kadar ise bütün mahlûkat adeta kaylüleye çekilirler.

Sünnetullah yani ilahi yasa ve gelenek böyle devam eder, her yıl, het mevsim ve her zaman.

Bazıları buna tabiat, doğa dese de bunun kitabi adı sünnetullahtır ve bunu değiştirmeye kimsenin gücü yetmez.