Bir işletmenin başarılı olması için belli periyodlarla iç ve dış denetime tabi tutulması bir zarurettir.
İç denetim kendi kendini her bakımdan muhasebe ederek ve sorgulayarak hatalardan korunma yöntemidir. Bu denetimde bir yerden sonra kayırma olabileceği mümkündür. Ancak dış denetim her büyük müessesenin sigortası mahiyetindedir.
Bu müesseselere tarikatlar ve cemaatler de dâhildir. Demokratik bir hukuk devletinde her türlü örgütlenmenin önü açıktır. Ancak herkes tüzüğünde belirttiği alanında faaliyet göstermelidir.
Osmanlı zamanında tarikatlar mala mülke karışmamalarına rağmen manevi bakımdan yani şer’-i şerife ve ehl-i sünnete uygunluk bakımından denetlenmesi amacıyla her silsileden ve tarikattan bir temsilcinin bulunduğu Meclis-i Meşayih adında bir üst kurul oluşturulmuştu.
Mecls-i Meşayihin bir de nizamnamesi vardı. 1868 yılında yayınlanan Meclis-i Meşâyih nizamnamesinin 32 sayfalık Osmanlıca nüshasında 1918 yılında Takvim-i vekayide yayınladığı yazılıyor.
Meclis-i meşayıh: tarikatların okulları mesabesinde olan tekke ve zaviyeleri denetlemek ve yönetim tarzına bakmak üzere 1866 yılında şeyhülislâmlığa bağlı olarak kurulan müessesenin adıdır. 1868 yılında Meclis-i Meşâyih, Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Osman Selâhaddin Dede’nin başkanlığında her biri farklı tarikatlara mensup beş üyeden oluşuyordu. Nakşibendiyye, Sa‘diyye, Kādiriyye, Sünbüliyye ve Halvetiyyeden birer temsilcinin bulunduğu meclisin üye sayısı 1874’te altıya çıkarılmış ve Rifâiyye tarikatı da bir üye ile temsil edilmeye başlanmıştır. 1875’te başkan ve üyelerin yanı sıra mecliste meşâyihten olmayan bir gözlemci görevlendirilmiş, müderris menşeli bir de kâtip tayin edilmiş, 1891’de bir mukayyit göreve başlamıştır.
Üye sayısı yıllara göre azalıp çoğalan meclisin başkanlığı 1892-1897 yılları arasında boş kalmıştır. 1902’de Meclis-i Meşâyih nâzırlığı kaldırılmış, 1911’de Şeyhülislâm Mûsâ Kâzım Efendi görevde iken üye sayısı ikiye düşürülmüştür. Meclis-i Meşâyih, 10 Mart 1334 (10 Mart 1918) tarihinde Takvîm-i Vekāyi‘de yayımlanan Meclis-i Meşâyih’in Genişletilmesi Kanunu ile bir başkan, yedi üyeden oluşmak üzere yeniden kurulmuştur. Meclis-i Meşâyih’in kurulmasından sonra tekke ve zaviyeler doğrudan ortak oluşturdukları bu meclis tarafından kontrol edilmeye başlanmıştır. Bir dergâhın şeyhi vefat ettiği zaman şeyhlik görevinin tevcihi için Meclis-i Meşâyih’e müracaat edilir, müracaat eden kişi şeyhin neslinden ise ve gerekli şartları taşıyorsa tayin gerçekleşirdi.
Şeyhlik evlâdiyet yani babadan oğula veya kayın babadan damada geçme şeklinde olmazdı.
Şeyh de evlâdı olmadan vefat ederse şeyhin mensup olduğu tarikatın halifelerinden ben liyakatli birisi şeyh tayin edilirdi.
Elimde TBMM arşivinden edindiğim Meclis-i Meşayih Nizamnamesi var, 32 sayfadır, Osmanlıcadır. İlk cümlesi şöyledir: Şeyhler meclisince düzenlenip şeyhülislamlık yüce makamına onaylanmak üzere sunulan sekiz bölüm talimatnamedir.
İnşallah bu nizamnameyi bütün bölümleri ve maddeleriyle bugünün diline aktararak “Cemaatlerin Denetimi” yazı serisi ile gün ışığına çıkararak aydınlanmaya ve yanlışlardan korunmaya yardımcı olmaya çalışacağım.