Aynı dine, aynı peygambere inanan, gönül veren Müslümanların itikâdi hususlarda, ameli noktalarda, dünyevi meşgalelerinde ortak noktada buluşmaları, karar kılmaları her Müslüman’ın en büyük gayesi olmalıdır. Gaye birliği olmayan Vasıl-ı İlallah olamaz.

        Mevla’mız; inananları kardeş eylemiştir. Kardeşler ittifak (birlik) halinde mi yoksa şimdi içerisine düştüğümüz itilaf (ayrılık) halinde mi olmalıdır? Dünya barış ve huzurunun güvencesi ümmetin ittifakı üzerinedir.

        Nasıl ki siyaset, dünya hayatımızın geçici menfaatlerinden faydalanmak için ittifaklar; kerhen kurulmuş olsa bile, geçtiğimiz seçimlerde yaşadığımız, (CUMHUR ve MİLLET İTTİFAKI) siyasetçiler tarafından partilerinin istikbali için zaruri görülmüş ise ümmet ittifakının tesis edilmesinin zarureti ortadadır.

***

        Ümmet başsız ve çaresiz, darmadağın, bölük pörçük edilmiş, fitne kazanları sayesinde en başta o fitneyi mütemadiyen körükleyen Siyonist ve emperyalist sömürü düzeni tarafından ümmet parçalanmaya; Müslüman beldelerinde acı zulüm artan ivmede devam ettirilmektedir.

        Ümmeti toparlayacak kuvvet ortada yok ki nasıl ittifak edebilsinler…? Kokuşmuş, köhnemiş Hıristiyan alemini dünya menfaatleri için bir arada tutmak için papa baş tutmaya devam ediyor. Dünyayı istedikleri şekilde yönetme, at oynatma cüretini başsız ümmet karşısında yapabiliyorlar.

        Müslüman ülkeleri sırası ile tarumar edilirken, ümmet gaflet içerisinde sıranın kendilerine geldiğini fark edemeyecek kadar uyutulmuş, uyuşturulmuş… Afganistan, Irak, Libya, Tunus, Yemen, Filistin, Suriye…  vahşi batı sıraya hangi ülkeyi hedefe koyduğunu anlamamak basiretsizliktir.

        Ümmet İttifakı kurulamadığı müddetçe acı zulüm gözyaşı Müslüman beldelerinde asla eksik olmaz… çünkü Siyonist düzenin, vahşi batının hayat felsefesi; yakmak, yıkmak, öldürmek, Müslüman kanı ile beslenmektir.

***

        Ülke siyaseti için ittifaklar nasıl kuruluyorsa, ümmet şuuru ile kenetlenmek, tek yumruk haline gelebilmek de mümkündür. Yeter ki ilahi ferman icabı “Mü’minler ancak kardeştirler” düsturunca hareket edilebilsin! Bunun içinde en başta Kur’an-ı Kerim, Efendimiz (S.A.V)’in  çizgisi, ümmet ittifakının ana kaynaklarıdır. Sapık fırkaların şerrinden de bu dayanaklara uyarak kurtulmak mümkündür. Din kisvesi altında FETÖ, Adnan Oktar ve benzer şer taifesinin yaptıkları ortada, hepimiz için ibretlik durumları yaşamaya maalesef devam ediyoruz.

        Ümmetin İttifakının önündeki en büyük engel sapık fırkalardır. Sapık fırkalar, Kur’an-ı Kerim’den ve sünnet-i seniyyeden uzaktır. Onları kullanan şer ittifaklarının argümanlarını kullanırlar. Dinler arası diyalog başta olmak üzere itikâdi sapkınlıklar revaçta olur. Kısaca Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaya devam edilmektedir.

***

        Hasıl-ı kelam; nerede ümmetin birliği, ittifakı? Hilafet makamı ilga edildikten sonra tesbih tanesi gibi dağılıverdik. Tesbihin bütünlüğünün imame ile olacağı asla unutulmamalıdır.

        Ey Allah’ım; uyuyan, uyutulan bu ümmeti gaflet uykusundan uyandırıver. Sen uyandırmazsan kim uyandırabilir? Tesbihin bütünlüğünü sağlayacak ilmi ile amil, feraset sahibi hakiki bir İslam lideri (Halife-i Müslimin’i) bu ümmete yeniden nasip eyle…Amin.

ÜMMET İTTİFAKI - Rasyonel Haber Gazetesi

Lütfen Bekleyin Haber Yükleniyor... Kapat
Meram